İklim Gündemi

SEFiA İklim Gündemi #103 | Uzun Vadeli Enerji Senaryoları ve Düşük Emisyonlu Kalkınma Stratejileri

sefia-iklim-gundemi-103-web

Bugün, 12 Ekim 2026.

SEFiA İklim Gündemi’nin 103. sayısına hoş geldiniz…

Bu sayıda, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından hazırlanan “Uzun Vadeli Enerji Senaryoları ve Düşük Emisyonlu Kalkınma Stratejileri” raporunu merkeze alıyoruz.

Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!

Keyifli okumalar,

* Aşağıdaki sesli özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur ve bazı detayları içermeyebilir. Tüm bilgiler için bültenin tamamını okumanızı öneririz.

COP31 Avustralya-Pasifik Ortaklığı, 5-8 Ekim’de Fiji’de düzenlenen COP31 öncesi liderler toplantısında 1,5°C hedefinin korunması için emisyon azaltım planlarının hızlandırılması, okyanusların iklim gündemindeki yerinin güçlendirilmesi ve iklim finansmanına erişimin hızlandırılması yönünde çağrıda bulundu.

  • Temel Bulgular: “Taku Pakasoa” Bildirgesi kabul edildi ve Pasifik Dayanıklılık Fonu’na yeni katkılar açıklandı; Avustralya, yenilenebilir enerji projelerine 7,29 milyon dolar destek duyurdu. COP31’de başlatılması planlanan çatı güneşi taahhüdü, 2030’a kadar dünya genelinde en az 300 milyon haneye ulaşmayı hedefliyor. Türkiye, okyanus-iklim ilişkisini güçlendirecek Antalya Okyanus Bildirgesi üzerinde çalışacağını doğruladı.

  • Neden Önemli?: Liderlerin çağrısı, COP31 öncesinde fosil yakıtlardan uzaklaşma kararının uygulanması ve kırılgan ada ülkelerine borç yükünü artırmadan iklim finansmanı sağlanması beklentilerini öne çıkarıyor.

COP31 Başkanı Murat Kurum, Fiji’deki Pre-COP liderler oturumunda 1,5°C hedefinin korunması ve iklim taahhütlerinin uygulamaya dönüştürülmesi çağrısını iletti.

  • Temel Bulgular: Kurum, konuşmasında emisyonların hızla azaltılmasını, yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasını ve yüksek karbonlu altyapıya bağımlılığın önlenmesini vurguladı. Ayrıca, azaltım ve uyumun birlikte ele alınması, adil geçişin desteklenmesi ve kırılgan ülkelere yönelik iklim finansmanının sağlanması da belirtildi.

  • Neden Önemli?: Açıklama, COP31 Başkanlığının iklim hedeflerini somut uygulama, yatırım ve finansmanla ilişkilendiren önceliklerini ortaya koyuyor.

Avrupa Parlamentosu Çevre, İklim ve Gıda Güvenliği Komitesi, COP31 önceliklerine ilişkin karar taslağını 50 kabul, 16 ret ve 3 çekimser oyla kabul etti. Tasarı, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılmasını, iklim finansmanının artırılmasını ve kırılgan ülkelere desteği öne çıkarıyor.

  • Temel Bulgular: Fosil yakıt sübvansiyonlarının ve üretiminin sonlandırılması için bir takvim belirlenmesi, AB’nin fosil yakıtların yayılmasını önleme müzakerelerinde öncü rol üstlenmesi isteniyor. Ayrıca kırılgan ülkelerin borç yükünü artırmayan iklim finansmanının, uyum finansmanının 2035 yılına kadar üç katına çıkarılması ve Kayıp ve Zarar Fonu’na öngörülebilir kaynak sağlanması çağrısı yapılıyor. Tasarı, yeşil istihdamı, yeniden beceri kazandırmayı ve sosyal diyaloğu destekleyen adil geçiş önlemlerini de içeriyor.

  • Neden Önemli?: Tasarı, COP31’de fosil yakıtlardan çıkış ve finansman hedeflerinin sosyal koruma ve adil geçişle birlikte ele alınmasını talep ediyor. Parlamento Genel Kurulu’nda 19-22 Ekim’de oylanacak.

Yeni bir çalışma, net sıfır ve net negatif emisyon senaryolarında bölgesel ısınma eşitsizliklerinin nasıl değiştiğini inceliyor. Bulgular, emisyonların sıfırlanmasının mevcut eşitsizlikleri hemen ortadan kaldırmayacağını gösteriyor.

  • Temel Bulgular: Modellemelere göre net sıfır emisyon sonrasında bazı bölgelerde ısınma sürerken, bazılarında soğuma görülebiliyor. Isınma sinyali, tropikal bölgelerde yıllar arası sıcaklık değişkenliğinin düşük olması nedeniyle daha belirgin. Bugün yoksul tropikal bölgelerde daha yüksek olan ısınma eşitsizliğinin net sıfır senaryolarında tersine dönmesi beklenmiyor. Net negatif emisyonlarda bile azalmanın başlaması onlarca yıl sürebilir.

  • Neden Önemli?: Bulgular, hızlı emisyon azaltımının yanı sıra iklim etkilerine daha fazla maruz kalan yoksul tropikal bölgeler için uzun vadeli uyum politikalarının da gerekli olduğunu ortaya koyuyor.

Dünya Nükleer Endüstrisi 2026 Durum Raporu, küresel nükleer santrallerin üretim, kapasite, inşaat ve devreden çıkarılma eğilimlerini yenilenebilir enerjiyle karşılaştırmalı olarak değerlendiriyor.

  • Temel Bulgular: Nükleer üretim, 2025 yılında %1,1 artışla 2.703 TWh’ye çıkarak rekor artış göstermesine karşın küresel elektrik üretimindeki payı %8,8’e geriledi. Güneş enerjisi, yıl genelinde ilk kez nükleerden daha fazla elektrik üretti. 1 Temmuz 2026 tarihinde 31 ülkede çalışan 411 reaktör, 2002 yılındaki tarihsel zirveden 27 reaktör daha az sayıda kaydedildi.

  • Neden Önemli?: Rapor, nükleer üretimdeki rekorun küresel pay artışı anlamına gelmediğini ve güneş enerjisinin büyümesi karşısında nükleer sektörün göreli konumunun ve yeni kapasite geliştirme hızının da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Urgewald tarafından hazırlanan yeni bir araştırma, bankaların kömür sektörüne sağladığı finansmanın genel olarak 2026 yılında gerilemediğini, ancak bölgeler arasında belirgin biçimde farklılaştığını ortaya koyuyor.

  • Temel Bulgular: 744 ticari bankanın 2022-2025 döneminde kömür değer zincirindeki şirketlere sağladığı kredi ve tahsis hizmetleri toplam 467 milyar dolara ulaşırken, yıllık ortalama finansman yaklaşık 117 milyar dolar oldu. AB bankalarının finansmanı %46 azalırken, Birleşik Krallık bankalarında %17 arttı. Çin bankaları toplam finansmanın %62’sini sağladı.

  • Neden Önemli?: Küresel finansman yatay seyrederken bazı bölgelerdeki düşüşler başka pazarlardaki artışlarla dengeleniyor. Veriler, güçlü kömür kısıtlama politikalarının finansman akışlarını azaltabildiğini gösteriyor.

WorldRiskReport 2026, fırtınaların afete dönüşmesinde toplumsal kırılganlıkların ve hazırlık kapasitesinin belirleyici rolünü inceliyor.

  • Temel Bulgular: Yoksul ülkeler iklim krizi temelli afetlerden daha ağır etkilenirken, Türkiye, tüm doğal tehlikeleri kapsayan Dünya Risk Endeksi’nde 193 ülke arasında 38. sırada yer alıyor. Göçmenlerin ailelerine gönderdiği finansal transferler, afet sonrasında hızlı destek sağlamasına rağmen, afet politikalarında yeterince hesaba katılmıyor.

  • Neden Önemli?: Rapor, erken uyarıların dışlanmış gruplara ulaşmasını, sosyal korumanın kırılganlıkları dikkate almasını ve topluluk temelli hazırlığın güçlendirilmesini öneriyor.

350 Türkiye, COP31’in düzenleneceği Antalya’nın Aksu ilçesinde orman yangınlarının etkilediği bölgede eylem düzenleyerek fosil yakıtlardan çıkış çağrısı yaptı.

  • Temel Bulgular: Eylem, 7 Eylül’de başlayıp 67,5 saat sonra kontrol altına alınan yangının ardından gerçekleştirildi. Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şube Başkanlığı, Antalya’da bu yıl yangınlar nedeniyle 8 bin hektar alanın yok olduğunu belirtti. 350 Türkiye, kömür, petrol ve gazdan adil ve planlı bir çıkış için somut bir takvim hazırlanmasını istedi.

  • Neden Önemli?: Çağrı, COP31’in ev sahibi Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkış planını iklim eyleminin bir parçası haline getirmesini ve yangın riskine karşı toplumları ve ekosistemleri koruyan politikaları güçlendirmesini talep ediyor.

✍ : Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (International Renewable Energy Agency – IEA)

IRENA tarafından yayımlanan rapor, ülkelerin uzun vadeli enerji senaryoları (LTES) ile düşük emisyonlu kalkınma stratejileri (LT-LEDS) arasındaki uyumu inceliyor. Enerji ve iklim planlarının ayrı süreçlerde hazırlanması, ulusal politikalar arasında çelişkili mesajlara ve iklim hedefleriyle uyumsuz altyapı yatırımlarına yol açabiliyor. Bu tür yatırımlar, varlıkların ekonomik değerini yitirme riskini de artırıyor.

Rapor, 57 ülkeden 114 planlama belgesini karşılaştırıyor ve 5 ülkedeki politika planlama uzmanlarıyla yapılan görüşmelerden yararlanıyor. Analiz, planların nicel hedefleri arasındaki uyum açığını, kurumsal eşgüdüm koşullarını ve ülkelerin enerji ile iklim planlarını daha uyumlu hâle getirmek için kullanılabilecek adımları ele alıyor.

Kapsam

Rapor, enerji planları ile iklim stratejilerindeki 2030 ve 2050 hedeflerini karşılaştırıyor. Yenilenebilir enerjinin payı ve üretimi, enerji ve toplam emisyonlar, kurulu kapasite, hidrojen, enerjiye erişim, istihdam ve GSYH gibi göstergeleri inceliyor. Nicel analizi; planları yayımlayan kurumların, kullanılan modelleme araçlarının ve planlar arasındaki atıfların uyumla ilişkisine dair değerlendirmeler ve ülke planlamacılarıyla yapılan görüşmeler tamamlıyor.

Temel Bulgular

  • Enerji ve iklim planları arasındaki ortalama uyum açığı 2030 yılında %19’dan 2050 yılında %45’e çıkıyor. Karşılaştırılabilir verisi bulunan ülke sayısının 37’den 15’e düşmesi, uzun vadeli hedeflerin karşılaştırılmasını zorlaştırıyor.

  • Planların iklim hedeflerindeki iddia düzeyi 2030 yılında belirgin bir ayrışma göstermiyor. 2050’de düşük emisyonlu kalkınma stratejileri, yenilenebilir enerji artışı ve emisyon azaltımına yönelik enerji planları ortalama olarak daha iddialı. Bu, ülkelerin kendi planlarını karşılaştırıyor; küresel iklim hedeflerine göre yeterliliğini değerlendirmiyor.

  • Enerji kaynaklı emisyonları nicel olarak ortaya koyan planların oranı, enerji planlarında yaklaşık yarı, iklim stratejilerinde ise üçte iki. Bu veri eksikliği, planların iklim hedeflerine katkısını değerlendirmeyi ve yatırım kararlarına dayanak oluşturmayı zorlaştırıyor.

  • Enerjiye erişim ve istihdam göstergeleri, enerji planları ile iklim stratejilerinin dörtte birinden azında nicel olarak ele alınıyor. Yenilik göstergeleri de, özellikle iklim stratejilerinde, sınırlı yer buluyor.

  • Aynı kurumca yayımlanan, birbirine atıf veren ve aynı modelleme araçlarını kullanan planlarda uyum daha yüksektir. Aynı kurumun yayımladığı planlarda ortalama uyum açığı %12, farklı kurumlarınkilerde ise %21. Örneklem küçük olduğundan bulgular nedensellik göstermiyor.

  • Enerji ve iklim planlarına dair farklı ülkelerin örneklerinde öne çıkan ortak senaryolar ve varsayımlar, düzenli güncelleme, veri paylaşımı ve modelleme sonuçlarının yayımlanmasını öneriyor. Kurumlar arası düzenli istişare, çalışma grupları, modelleme kapasitesi ve eşgüdümünü güvence altına alan mevzuat önceliklendiriliyor.

Enerji ve İklim Planlarının Uyumu için Öne Çıkan Beş Temel Unsur

  • Adil geçişi planlara baştan dâhil etmek, dönüşümün maliyet ve faydalarının bölgeler, sektörler ve çalışanlar arasındaki dağılımını gözetmeyi mümkün kılıyor. Bu yaklaşım, etkilenen toplulukların desteğini korumaya ve bu bölgelere yatırım çekmeye katkı sağlayabilir.

IRENA | Uzun Vadeli Enerji Senaryoları ve Düşük Emisyonlu Kalkınma Stratejileri

Benzer Yazılar