Bugün, 20 Temmuz 2026.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda, İklim Politikası Girişimi (CPI-Climate Policy Initiative) tarafından hazırlanan “Küresel İklim Finansmanı Görünümü 2026” raporunu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
* Aşağıdaki sesli özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur ve bazı detayları içermeyebilir. Tüm bilgiler için bültenin tamamını okumanızı öneririz.
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından hazırlanan Yenilenebilir Enerji İstatistikleri 2026 raporuna göre, yenilenebilir kaynaklardan küresel elektrik üretimi 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla %9,8 arttı. Yenilenebilir enerji üretimindeki büyüme, yenilenemeyen kaynaklarda kaydedilen %1,4’lük artışın önemli ölçüde üzerinde gerçekleşti.
Temel Bulgular: Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 9 bin 836 TWh’e ulaşarak küresel elektrik üretiminin %31,7’sini oluşturdu. Asya 4 bin 589 TWh ile ilk sırada yer alırken, Avrupa 1758 teravatsaat, Kuzey Amerika 1535 TWh ve Güney Amerika 1047 TWh üretim gerçekleştirdi. Güncellenen verilere göre 2025 yılında yenilenebilir enerji kurulu güç artışı 693 GW ile tarihi zirveye ulaştı. Küresel yenilenebilir enerji kapasitesi 5,2 TWh’e yükselerek toplam kurulu gücün %49,5’ini oluşturdu.
Neden Önemli?: Yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının 2035 yılına kadar %78’e çıkarılması önümüzdeki 10 yılda üretimin yaklaşık 2,5 katına yükseltilmesini ve binalarda, ulaştırmada ve sanayide fosil yakıtlardan temiz elektriğe geçişin hızlandırılmasını gerekli kılıyor.
10 AB ülkesi, 2028 yılından itibaren ısınma ve ulaşım yakıtlarına uygulanması planlanan yeni karbon fiyatlandırma mekanizması ETS2’nin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Temel Bulgular: İtalya, Polonya, Bulgaristan, Kıbrıs, Çekya, Estonya, Yunanistan, Macaristan, Romanya ve Slovakya, mevcut ekonomik ve jeopolitik koşullarda vatandaşlara yeni iklim vergileri getirilmemesi çağrısında bulundu. Ülkeler ayrıca sanayiye daha az koşulla ücretsiz emisyon izni verilmesini talep etti.
Neden Önemli?: Bildiriyi imzalayan ülkelerin düzenlemeyi engelleyebilecek oy gücüne sahip olması, ETS2’nin geleceğini ve AB karbon piyasası reformunu riske atıyor. Sistemin zayıflatılması, temiz ulaşım ve ısınma teknolojilerine geçişi yavaşlatabilir.
Avrupa Komisyonu, AB Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) 2040 yılına kadar net emisyonları %90 azaltma hedefiyle uyumlu hale getirmek üzere kapsamlı bir reform hazırlıyor. Teklif, sanayi kuruluşlarına emisyonlarını azaltmaları için daha uzun süre tanırken Avrupa’daki temiz teknoloji yatırımlarına sağlanan mali desteği artırmayı amaçlıyor.
Temel Bulgular: Komisyon, ETS kapsamındaki emisyon üst sınırının yıllık azaltım oranını 2031 yılından itibaren mevcut %4,3 seviyesinden yaklaşık %3,7’ye indirmeyi ve 2036 yılından sonra daha da düşürmeyi planlıyor. Normal koşullarda 2034’te sona erecek ücretsiz emisyon izinlerinin 2037 yılının sonuna kadar uzatılması öngörülüyor. Dekarbonizasyon yatırım planı sunan şirketler ücretsiz izinlerin %80’ini peşin, kalan %20’sini ise yatırımlar tamamlandıktan sonra alabilecek. Teklif ayrıca ETS gelirlerinin %50’sinin yerli sanayiye yönlendirilmesini de içeriyor.
Neden Önemli?: Reform, AB’nin iklim hedefleri ile sanayinin rekabet gücü arasında denge kurmayı amaçlıyor. Ancak düzenlemelerin emisyon azaltım hızını yavaşlatabileceğine yönelik endişeler devam ediyor.
Avrupa Yatırım Bankası (European Investment Bank-EIB) koordinasyonunda hazırlanan ortak rapora göre dünyanın en büyük 10 çok taraflı kalkınma bankası 2025 yılında 162,5 milyar dolarla rekor düzeyde iklim finansmanı sağladı.
Temel Bulgular: Finansmanın yaklaşık 103 milyar doları gelişmekte olan ekonomilere yönlendirilirken, bu tutar geçen yıla kıyasla %21 oranında arttı. Azaltım projelerine 68 milyar dolar finansman ayrılırken, uyum finansmanı %31 artışla 35 milyar dolara ulaştı. Bankalar ayrıca özel sektörden 80 milyar doları harekete geçirdi.
Neden Önemli?: Rekor finansman, kalkınma bankalarının düşük ve orta gelirli ülkelere 2030 yılına kadar yıllık en az 120 milyar dolar sağlama hedefinde ilerlediğini gösteriyor. Ancak Dünya Bankası’nın iklim finansmanı hedefinden vazgeçmesi, bu ilerlemenin sürdürülebilirliğine ilişkin belirsizlik yaratıyor.
BlueGreen Alliance tarafından yapılan yeni bir analiz, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde temiz enerjiye yönelik federal desteği azaltan politikaların ABD’de önemli yatırım ve istihdam kayıplarına yol açtığını ortaya koyuyor.
Temel Bulgular: Toplam 82,8 milyar dolarlık yatırım ve 111 bin 765 istihdamı temsil eden 223 imalat ve temiz enerji projesi iptal edildi veya durma noktasına geldi. Yeni kredi koşullarının ise 3 bin 34 projeyi, 695,2 milyar dolarlık yatırımı ve yaklaşık 1,2 milyon istihdamı riske attığı belirtiliyor.
Neden Önemli?: Federal teşviklerin kısıtlanması, ABD’nin temiz enerji dönüşümünü yavaşlatırken yatırımları ve istihdamı da tehdit ediyor. İş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin zayıflatılması, enerji ve sanayi çalışanları açısından ek riskler yaratıyor.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu (London School of Economics and Political Science-LSE), TPI Küresel İklim Geçişi Merkezi (TPI Global Climate Transition Centre) tarafından yapılan analiz, dünyanın en büyük petrol şirketlerinin iklim taahhütlerine rağmen fosil yakıt üretimini artırmayı planladığını ortaya koyuyor.
Temel Bulgular: Borsada işlem gören petrol şirketleri, 2024-2030 döneminde petrol ve gaz üretimlerini ortalama %14 artırmayı hedefliyor. Bu oran, küresel sıcaklık artışını yüzyıl sonunda 2,9 dereceye taşıyabilecek Uluslararası Enerji Ajansı senaryosundaki %5,9’luk artışın da üzerinde bulunuyor.
Neden Önemli?: Küresel sıcaklık artışını 1,5-2 dereceyle sınırlandırmak için petrol üretiminin bu on yılda azalması gerekirken, şirketlerin genişleme planları Paris Anlaşması hedefleriyle çelişiyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarından geri çekilme eğilimi, fosil yakıt bağımlılığının sürmesi riskini artırıyor.
NATO Zirvesi ile COP31’in 2026 yılına ev sahipliği yapacak Türkiye için iki zirvenin gündemleri belirgin biçimde çelişiyor. NATO Zirvesi’nde ele alınacak savunma harcamaları sera gazı emisyonlarını artırma riski taşırken, COP31 iklim krizine karşı emisyonların azaltılmasına odaklanıyor.
Temel Bulgular: NATO, emisyonlarını 2030 yılına kadar en az %45 azaltmayı ve 2050 yılında net sıfıra ulaşmayı hedefliyor. Buna karşılık, üyelerin 2035 yılına kadar milli gelirlerinin %5’ini savunma ve güvenliğe ayırma planının 312 milyon ton ek karbondioksit eşdeğeri emisyona yol açabileceği hesaplanıyor. Aşırı sıcaklar ve toz fırtınaları ise askeri personeli, ekipmanı ve operasyonları doğrudan etkiliyor.
Neden Önemli?: Savunma yatırımlarındaki artış iklim krizini hızlandırabilirken, iklim değişikliği de askeri kapasiteyi ve enerji, gıda ile altyapı güvenliğini tehdit ediyor. Bu nedenle NATO Zirvesi’nde alınacak kararların iklim etkilerinden bağımsız olarak değerlendirilmesi mümkün görünmüyor.
Soma B Termik Santrali’nin Türkiye Kömür İşletmeleri’ne olan borçları nedeniyle Eylül ayında icra yoluyla satışa çıkarılması bekleniyor.
Temel Bulgular: Santralin güncel borcu 20 milyar TL’yi aşarken, bilirkişi heyeti santralin ve taşınmazların toplam değerini 350 milyon dolar olarak belirledi. Satışın 8-9 milyar TL aralığında gerçekleşmesi ve gelirin TKİ’nin alacağının tahsilinde kullanılması öngörülüyor.
Neden Önemli?: Satış, Türkiye’nin enerji sektöründeki önemli varlık devirlerinden biri olacak. Santralle daha önce Akçadağ Madencilik ve ODAŞ’ın ilgilendiği, başka yatırımcıların da sürece hazırlandığı belirtiliyor.
Bir Adım Geriden: Santral, 2015 yılında Konya Şeker tarafından 685,5 milyon dolar bedelle satın alınmıştı.
✍ : İklim Politikası Girişimi (Climate Policy Initiative-CPI)
İklim Politikası Girişimi (CPI) tarafından yayımlanan Küresel İklim Finansmanı Görünümü 2026 raporu, küresel iklim finansmanının 2024 yılında ilk kez 2 trilyon ABD dolarını aştığını ortaya koyuyor. COVID-19 salgını, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, borç baskısı ve jeopolitik çatışmalara rağmen, iklim finansmanının son beş yılda kesintisiz büyümesi, iklim yatırımlarının niş bir alan olmaktan çıkarak olgunlaşan bir yatırım piyasasına dönüştüğünü gösteriyor.
Yıllık büyüme hızının 2022 yılında %22 ve 2023 yılında %16 seviyesinden 2024 yılında %6’ya, 2025 yılı ön tahminlerine göre ise %2,5’e gerilemesi, mevcut artışın iklim hedeflerini karşılamak için yeterli olmadığını gösteriyor. Küresel iklim finansmanının 2035 yılına kadar yıllık en az 6,2 trilyon ABD dolarına ulaşması gerekirken, finansmanın enerji, ulaşım ve binalarda yoğunlaşması bekleniyor. Uyum, sanayi, tarım, ormancılık, arazi kullanımı ve atık gibi alanların geride kalması, toplam hacmin yanı sıra finansmanın dağılımının ve niteliğinin de dönüştürülmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kapsam
Rapor, küresel iklim finansmanı akışlarını 2019-2024 dönemi için kamu ve özel sektör kaynakları, yerel ve uluslararası akışlar, finansman araçları, kullanım alanları, sektörler ve ülke grupları bakımından inceliyor. Azaltım ve uyum finansmanının yanı sıra enerji sistemleri, ulaşım, binalar ve altyapı, sanayi, tarım, ormancılık ve diğer arazi kullanımları, su ve atık yönetimi gibi sektörlerdeki eğilimleri değerlendiriyor. Rapor ayrıca gelişmiş ekonomiler, Çin, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki finansman farklılıklarını ortaya koyuyor. Ayrıca, raporda 2025 yılına ilişkin öncü tahminler ve 2030-2035 dönemindeki yatırım ihtiyaçları üzerinden finansman açığının gelecekteki seyrine dikkat çekiliyor.

Temel Bulgular
Raporda öne çıkan temel bulgular aşağıda listelenmektedir:
Küresel iklim finansmanı büyümeye devam etmesine rağmen, artış hızı iklim hedeflerine ulaşmak için yeterli değil. Finansman 2024 yılında 2 trilyon ABD dolarını aşarken, yıllık büyüme hızının 2022’de %22’den 2024’te %6’ya ve 2025’te tahmini %2,5’e gerilemesi, 2035 yılı için gereken yıllık en az 6,2 trilyon ABD dolarlık seviyeye ulaşmayı zorlaştırıyor.
Yerel ve özel kaynaklar küresel iklim finansmanının temelini oluşturuyor. Finansmanın yaklaşık 1,7 trilyon ABD doları, yani %85’i yerel kaynaklardan sağlanırken, özel finansman 1,2 trilyon ABD dolarını ve ticari finans kuruluşlarının yatırımları 572 milyar ABD dolarını aşıyor.
Hane halkları enerji dönüşümünün önemli finansörlerinden biri haline geliyor. Elektrikli araç, ısı pompası, enerji verimli cihaz ve küçük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları için hanehalkları tarafından sağlanan finansman 332 milyar ABD dolarına ulaşıyor.
Azaltım finansmanı birkaç büyük sektörde yoğunlaşırken, yüksek potansiyele sahip alanlar geride kalıyor. Toplam 1,9 trilyon ABD dolarlık azaltım finansmanının yaklaşık %95’i enerji, ulaşım, binalar ve altyapıya yönelirken, sanayi, tarım, ormancılık, arazi kullanımı ve atık sektörleri sınırlı finansman alıyor.
Uyum finansmanı iklim risklerinin büyüklüğüne kıyasla yetersiz kalıyor. Toplam uyum finansmanı 64 milyar ABD doları, izlenebilen özel uyum finansmanı ise yalnızca 3,8 milyar ABD doları düzeyinde kalırken, garantilere, sigortalara ve karma finansman araçlarına duyulan ihtiyaç artıyor.
Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerde iklim finansmanı büyürken en kırılgan ülkelerin finansmana erişimi geriliyor. Bu ekonomilere yönelen finansman %10 artarak 1,2 trilyon ABD dolarına ulaşırken, Güney Asya ve Sahraaltı Afrika yıllık ortalama %20 büyüme kaydediyor. En az gelişmiş ülkelere sağlanan uluslararası kamu finansmanı ise %24 oranında azalıyor.
Finansman araçlarının yapısı daha ticari kaynaklara doğru yöneliyor. Ticari borçlanma en hızlı büyüyen araç olurken rapor, sınırlı kamu kaynaklarının uyum, sanayi, tarım ve atık gibi özel yatırımların ölçeklenemediği alanlarda riskleri azaltmak ve yeni yatırımları harekete geçirmek için kullanılmasını öneriyor.
Rapora ulaşmak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.