Bugün, 22 Haziran 2026.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda, Bonn İklim Görüşmeleri (SB64) odağında SEFiA tarafından derlenen güncel gelişmeleri ve değerlendirmeleri merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
* Aşağıdaki sesli özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur ve bazı detayları içermeyebilir. Tüm bilgiler için bültenin tamamını okumanızı öneririz.
İklim Ağı bileşenlerinin de dahil olduğu 94 kuruluş tarafından imzalanan ve COP31 hazırlıkları kapsamında Türkiye ve Avustralya hükümetlerine hitaben kaleme alınan ortak bir mektup yayımladı. Mektupta, COP31’in iklim eylemini hızlandıracak somut adımların geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğu vurgulanıyor. Türkiye ve Avustralya’nın yürüteceği ortak başkanlık sürecinde sivil toplumun anlamlı katılımının sağlanması ve şeffaflık ile hesap verebilirlik ilkelerinin güçlendirilmesi çağrısında bulunuluyor.
Mektubun tamamına İklim Ağı internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Uluslararası Af Örgütü, Almanya’da gerçekleştirilen Bonn İklim Değişikliği Konferansı öncesinde yayımladığı çağrıda, ülkelerin iklim taahhütlerini insan hakları odaklı ve somut eylemlere dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. Çağrıda, COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye ve Avustralya’dan kapsayıcı ve katılımcı bir müzakere ortamı sağlamaları talep edildi.
Temel Bulgular: Uluslararası Af Örgütü, fosil yakıtlardan adil çıkışın hızlandırılmasını, hibe temelli iklim finansmanının artırılmasını ve iklim krizinden en fazla etkilenen toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımını öncelikli başlıklar arasında gösteriyor. Kuruluş, gelişmekte olan ülkelerin 2030 yılına kadar azaltım ve uyum faaliyetleri için 5 ila 6 trilyon dolar finansmana ihtiyaç duyduğunu, mevcut küresel hedeflerin ise bu seviyenin oldukça gerisinde kaldığını belirtiyor.
Neden Önemli?: Bonn görüşmeleri, COP31 öncesinde müzakerelerin yönünü belirleyen en önemli süreçlerden biri olarak görülüyor. Çağrı, iklim politikalarının emisyon azaltımının yanı sıra insan hakları, adalet ve kapsayıcılık ilkelerini de gözetmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan Dönüşüm Gündemi 2026 raporuna göre, küresel enerji yatırımlarının 2026 yılı sonunda %5 artarak 3,4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Rapor, enerji güvenliği kaygıları ve elektrifikasyonun hızlanmasının yatırım önceliklerini yeniden şekillendirdiğine işaret ediyor.
Temel Bulgular: Toplam yatırımın yaklaşık 2,2 trilyon dolarının yenilenebilir enerji, nükleer enerji, şebekeler, depolama, enerji verimliliği ve elektrifikasyon alanlarına yönelmesi beklenirken, fosil yakıtlara yapılacak yatırımların 1,2 trilyon dolar seviyesinde kalacağı öngörülüyor. Güneş enerjisi yatırımlarının ise 365 milyar dolara ulaşarak temiz enerji teknolojilerinin sektördeki ağırlığını artırması bekleniyor.
Neden Önemli?: Bulgular, temiz enerji teknolojilerinin küresel yatırım kararlarında giderek daha baskın hale geldiğini gösteriyor. Yatırım eğilimlerindeki bu değişim, ülkelerin enerji sistemlerini dönüştürme kapasitesi kadar sanayi politikaları ve ekonomik rekabetçilik açısından da belirleyici hale geliyor.
Greenpeace hesaplamalarına göre dünyanın en büyük 65 bankasının fosil yakıt sektörüne sağladığı finansman 2025 yılında %8 artarak 906 milyar dolara ulaştı. Böylece bankaların kömür, petrol ve gaz sektörlerine yönelik finansmanı üst üste ikinci yıl yükseliş gösteriyor.
Temel Bulgular: 2025 yılında fosil yakıt genişleme projelerine yönelik finansman %27 artarken, ABD merkezli bankalar toplam finansmanın %32’sini sağladı. JPMorgan Chase 58 milyar dolarla liderliğini korurken, dünyanın en büyük 65 bankasının Paris Anlaşması’nın kabul edildiği 2016 yılından bu yana fosil yakıt sektörüne aktardığı toplam kaynak 8,7 trilyon dolara ulaştı.
Neden Önemli?: Rekor düzeyde fosil yakıt finansmanı, küresel iklim hedefleri ile finans sektörünün yatırım tercihleri arasındaki açığın devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, COP31 öncesinde özel sermayenin enerji dönüşümündeki rolüne ilişkin tartışmaları daha da güçlendiriyor.
Avrupa Birliği çevre bakanları, COP31 öncesinde Birliğin müzakere pozisyonunu belirlemek üzere bir araya geldi. Görüşmelerde AB’nin 2040 iklim hedefi, iklim finansmanı ve COP31’de izlenecek diplomatik strateji öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Birlik, 2050 iklim nötrlüğü hedefine giden yolda emisyonların 2040 yılına kadar net %90 azaltılmasını temel hedef olarak benimsiyor.
Temel Bulgular: Bakanlar, COP31’de emisyon azaltımı, iklim finansmanı ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayı öncelikli gündemler arasında belirledi. AB’nin yeni 2040 hedefi, 1990 seviyelerine kıyasla net %90 emisyon azaltımını öngörürken, bu hedefin sanayi rekabetçiliği ve enerji güvenliği politikalarıyla birlikte yürütülmesi planlanıyor.
Neden Önemli?: AB, küresel iklim müzakerelerinde etkili rolünü sürdürürken, COP31 stratejisinin iklim finansmanı, enerji dönüşümü ve yeni ulusal katkı beyanlarına ilişkin müzakerelerin seyrini etkilemesi bekleniyor. Bu durum, COP31 Başkanlığı sürecinde Türkiye için de önemli bir diplomatik zemin oluşturuyor.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bonn İklim Değişikliği Konferansı kapsamında dünya genelinde elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar %20’den %35’e çıkarılmasını hedefleyen yeni bir küresel girişim açıkladı. Girişim, ulaşım, sanayi ve binalarda fosil yakıt kullanımının azaltılmasını amaçlıyor.
Temel Bulgular: Yeni hedef, elektrikli araçlar, ısı pompaları ve sanayide elektrifikasyon gibi uygulamaların yaygınlaştırılmasını öngörürken, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı ekonomilerin daha dirençli hale getirilmesi amaçlanıyor.
Neden Önemli?: Hedef, COP31 Başkanlığı’nın emisyon azaltımını somut uygulama alanlarına taşıma yaklaşımını yansıtıyor. Elektrifikasyonun küresel bir hedef olarak öne çıkarılması, enerji sistemlerinin dönüşümüne yönelik uluslararası iş birliğini güçlendirebilir.
Türkiye kömürü ne zaman bırakacak başlıklı yayında değerlendirmelerini paylaşan CAN Europe, COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkış konusunda daha net adımlar atmasının önemine dikkat çekiyor. Analiz, enerji güvenliği, iklim hedefleri ve ekonomik dayanıklılık açısından mevcut enerji yapısının yarattığı kırılganlıkları ele alıyor.
Temel Bulgular: Türkiye’de kömürün yaklaşık üçte ikisi ithal edilirken, değerlendirme kömürden çıkış için net bir takvim ve daha güçlü politikalar gerektiğini vurguluyor. Kömür sektörünün büyük ölçüde kamu destekleriyle ayakta kaldığı belirtilirken, dönüşüm sürecinde adil geçiş politikalarının kritik önem taşıdığı ifade ediliyor.
Neden Önemli?: Değerlendirme, fosil yakıtlardan çıkış tartışmalarını iklim hedefleriyle birlikte kamu kaynakları ve sanayi politikaları açısından da öne çıkarıyor. Bu başlıkların COP31 öncesinde daha görünür hale gelmesi bekleniyor.
Dünya Bankası, Türkiye’nin yenilenebilir enerji pazarını büyütmek amacıyla 400 milyon euroluk ek finansmanı onayladı. Finansman, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) ile Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’na (TSKB) sağlanacak ve kamu garantisiyle desteklenecek 2 adet 200 milyon avroluk krediden oluşuyor.
Temel Bulgular: Ek finansman paketi, Dünya Bankası’nın Avrupa ve Orta Asya’da yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmayı amaçlıyor. Genişletilen programla desteklenecek yenilenebilir enerji kapasitesinin 963 MW’tan 1.579 MW’a çıkarılması, 392 MWh batarya depolama kapasitesinin devreye alınması ve yüz milyonlarca dolarlık özel sektör yatırımının harekete geçirilmesi hedefleniyor. Program ayrıca yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonunun güçlendirilmesine odaklanıyor.
Neden Önemli?: Finansman, Türkiye’de depolama teknolojileri ve yenilenebilir enerji yatırımlarının ölçeklenmesine katkı sağlayabilir. Bu tür yatırımlar, özel sektörün temiz enerji alanındaki rolünü ve yatırım ortamını güçlendiriyor.
UN Global Compact Türkiye tarafından yayımlanan yeni analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansında önemli bir ilerleme kaydettiğini ortaya koydu. “Belém’den Antalya’ya: Verilerle İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu” etkinliğinde paylaşılan çalışma, COP31’e giden süreçte özel sektörün iklim eylemindeki rolüne dikkat çekiyor.
Temel Bulgular: Analiz, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanıyor. Bulgular, Türkiye’deki şirketlerin yönetişim, çevre ve insan hakları gibi alanlarda küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaştığını gösterirken, uygulama kapasitesi ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim ihtiyacının sürdüğüne işaret ediyor.
Neden Önemli?: COP31’in uygulama odaklı gündemi kapsamında özel sektörün yatırım, üretim ve tedarik zinciri kararları daha fazla önem kazanıyor.
Mekanda Adalet Derneği tarafından hazırlanan Enerji Yoksulluğu Görünümleri araştırması, Türkiye’de enerji yoksulluğunun iklim değişikliği, yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve konutların düşük enerji performansı nedeniyle derinleştiğini ortaya koydu. Çalışma, enerji yoksulluğunu ilçe düzeyinde inceleyen ilk araştırmalardan biri olma özelliği taşıyor.
Temel Bulgular: Araştırmaya göre hanelerin %31,8’i enerji yoksulluğu yaşıyor. Düşük gelirli mahallelerde bu oran %50’ye yaklaşırken, dört kişi ve üzeri hanelerin %36,5’i enerji yoksulu olarak değerlendiriliyor. Hanelerin %38,8’i evini daha fazla ısıtmak istediğini belirtirken, enerji yoksulu hanelerde bu oran %82,2’ye yükseliyor.
Neden Önemli?: Bulgular, enerji politikalarının yalnızca arz güvenliği ve emisyon azaltımı değil, sosyal refah ve yaşam kalitesi boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Enerji verimliliği yatırımları, konutların iyileştirilmesi ve hedefli sosyal destekler, enerji yoksulluğunun azaltılması ve adil geçiş hedeflerinin desteklenmesi açısından kritik önem taşıyor.
✍ : SEFiA
8-18 Haziran 2026 tarihleri arasında Almanya’da gerçekleşen Bonn İklim Görüşmeleri (SB64), iklim diplomasisinde artan kutuplaşmayı ve taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını görünür hale getirdi. Özellikle iklim finansmanı, tarihsel sorumluluklar, tek taraflı ticaret tedbirleri ve yeni yükümlülükler konularında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklar somut ilerlemeyi zorlaştırıyor.
Mevcut tablo, COP31 Başkanlığı’nı resmi müzakerelerin ötesinde uygulama ve yatırım odaklı yaklaşımlara yönlendirirken, Türkiye ve Avustralya tarafından duyurulan COP31 Eylem Ajandası ile İklim Uygulama Köprüsü girişimi, gönüllü koalisyonlar ve reel sektörün katılımıyla ilerleme sağlanmasına yönelik yeni araçlar olarak öne çıkıyor.
Kapsam
SEFiA ekibi tarafından derlenen gelişmeler ve değerlendirmeler ise aşağıda listelenmektedir:
Temel Bulgular
İlk hafta (8–12 Haziran), tarafların temel pozisyonlarını ortaya koyduğu ve iklim finansmanı ile yeni yükümlülükler etrafındaki görüş ayrılıklarının belirginleştiği bir süreçti.
Azaltım Çalışma Programı kapsamında gelişmiş ülkeler, Küresel Durum Değerlendirmesi sonuçlarının yeni Ulusal Katkı Beyanlarına yön vermesini önerirken, gelişmekte olan ülkeler odağın finansman, teknoloji transferi ve Paris Anlaşması Madde 9.1 kapsamındaki yükümlülüklere kaydırılması gerektiğini vurguladılar. Gelişmekte olan ülkeler ayrıca sektörel emisyon yükümlülükleri ile ticaret temelli düzenlemeleri yeni sorumluluklar olarak değerlendirdi.
Adil Geçiş ve Ekonomik Çeşitlendirme başlığında gelişmekte olan ülkeler, borç yaratmayan finansman, kapasite geliştirme ve teknoloji transferini destekleyecek yeni bir kurumsal yapı talep ederken, AB, Kanada ve Birleşik Krallık mevcut mekanizmaların güçlendirilmesini önerdi. Tartışmalarda adil geçişin kalkınma hakkı, yoksulluğun azaltılması ve ekonomik çeşitlendirme boyutları da öne çıktı.
Uyum gündeminde LDC ülkeleri, ulusal uyum planlarını yatırım yapılabilir proje havuzlarına dönüştürmeyi amaçlayan bir NAP Uygulama İttifakı kurulmasını önerdi. Finansmana erişimin kolaylaştırılması ve hazırlık desteğinin artırılması talepleri gündeme geldi.
Türkiye ve Avustralya tarafından duyurulan COP31 Eylem Ajandası kapsamında küresel nihai enerji talebinde elektriğin payının 2035 yılına kadar %35’e çıkarılması, döngüsel materyal kullanımının artırılması ve binalarda enerji verimliliğinin iyileştirilmesi hedefleri açıklandı.
COP31 Başkanlığı tarafından tanıtılan İklim Uygulama Köprüsü girişimi ulusal katkı beyanlarını yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürerek finansmanın sahaya daha hızlı ulaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
İkinci hafta (13–18 Haziran) ise taraflar arasındaki fikir ayrılıklarının derinleştiği ve birçok gündem maddesinde ilerleme sağlanmasını sınırlandıran yüksek tansiyonlu oturumlara ev sahipliği yaptı.
Azaltım Çalışma Programı müzakereleri fiilen tıkandı. LMDC, Arap Grubu ve Afrika Grubu, hazırlanan metinlerin yetki sınırlarını aştığını savunarak resmi metinler üzerinde çalışmayı reddetti. Sonuç olarak ortak bir karar alınamadı ve süreç gayriresmî bir derleme metniyle sonraki toplantılara taşındı.
Küresel Uyum Hedefi müzakerelerinde gelişmekte olan ülkeler uyum finansmanının artırılmasını talep ederken, gelişmiş ülkeler bu başlığın farklı platformlarda ele alınması gerektiğini savundu. Teknik görev gücünün yapısı ve uyum göstergelerine ilişkin çalışmalarda da uzlaşı sağlanamadı.
Adil Geçiş Çalışma Programı kapsamında mekanizmanın niteliğine ilişkin ayrışmalar sürerken, 2026 incelemesine ilişkin görev tanımında son dakikada kısmi uzlaşı sağlandı. Gelişmekte olan ülkeler yeni finansal kaynaklar talep ederken, gelişmiş ülkeler mevcut yapıların güçlendirilmesini savundular.
İklim ve Ticaret Diyaloğu ilk kez resmi olarak gerçekleştirildi. Gelişmekte olan ülkeler SKDM gibi tek taraflı önlemlerin ekonomik etkileri için telafi mekanizmaları talep ederken, gelişmiş ülkeler platformun kural koyucu bir yapı olmadığını vurguladılar. Fikri mülkiyet engelleri, yeşil teknolojilere erişim maliyetleri ve gömülü emisyon standartları da gündeme geldi.
Kural 16 kapsamındaki çok sayıda gündem maddesinde ilerleme sağlanamaması, uluslararası iklim yönetişimindeki kurumsal yorgunluğu ve karar alma süreçlerindeki tıkanıklıkları görünür kılıyor. Türkiye ve Avustralya, süreçlerin verimliliğini artırmak amacıyla gayriresmî istişarelerin güçlendirilmesini önerdi.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.
▶️ Türkiye adil geçişe hazır mı? | Ayşe Ceren Sarı | COP31 Yolu
📢 COP31 Başkanlığı’na Çağrı: “Sıfır Atık Yaklaşımı Güçlü İklim Eylemiyle Desteklenmeli”
📈 Küresel İklim Göstergeleri 2025: Isınma Eğilimi Hızlanıyor
🔍 İklim İnkarcılığına Bir Bakış: Nasıl Doğdu, Nereye Gidiyor?
📌 Şirketlerin %90’ı 2035 Yılına Kadar Elektrikli Sistemlere Geçmeyi Hedefliyor