Bugün, 8 Haziran 2026.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından hazırlanan “Electrification to Lead the Next Phase of Energy Transition” başlıklı raporu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
* Aşağıdaki sesli özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur ve bazı detayları içermeyebilir. Tüm bilgiler için bültenin tamamını okumanızı öneririz.
İklim alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, 5 Haziran Çevre Günü ve 8 Haziran’da Bonn’da başlayacak COP31 hazırlık görüşmeleri öncesinde düzenlediği ikinci basın toplantısında, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlığına ilişkin değerlendirmelerini ve önerilerini kamuoyu ile paylaştı.
Fosil yakıt ithalatının cari açık ve enerji maliyetleri üzerinde baskı yaratmaya devam ettiği, kömür ve gaz altyapısına yapılan yeni yatırımların ise uzun vadeli iklim hedefleriyle uyumsuzluk riski taşıdığı öne çıkan konular arasında yer alıyor.
Değerlendirmenin tamamına İklim Ağı sitesinden ulaşabilirsiniz.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanı’nın devletlerin iklim değişikliği karşısındaki yükümlülüklerini tanımlayan danışma görüşünü destekleyen tarihi kararı kabul etti. 141 ülkenin desteğiyle kabul edilen Karar için COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye çekimser oy kullanan 28 ülke arasında yer aldı.
Temel Bulgular: Karar, devletlerin iklim krizine karşı uluslararası hukuk kapsamında sorumlulukları bulunduğunu vurgularken, iklim değişikliğinden kaynaklanan zararların önlenmesine ve giderilmesine yönelik yükümlülüklerin daha görünür hale gelmesini sağlıyor. Oylamada ABD, Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkeler karşı oy kullanırken Türkiye, Hindistan, Katar ve Nijerya çekimser kaldı.
Neden Önemli?: İklim krizi, çevresel olduğu kadar aynı zamanda hukuki ve adalet boyutları ile ele alınması gereken bir mesele halinde yeniden gündeme taşınıyor. COP31 ev sahibi Türkiye’nin çekimser kalması ise iklim diplomasisinde üstleneceği liderlik rolü ile uluslararası iklim adaleti gündemine yaklaşımı arasındaki dengeye ilişkin tartışmaları beraberinde getirebilir.
OECD tarafından yayımlanan yeni verilere göre gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sağladığı ve harekete geçirdiği iklim finansmanı 2024 yılında 136,7 milyar dolara ulaşarak tarihi zirvesini gördü. Böylece 2009 yılında verilen yıllık 100 milyar dolar iklim finansmanı taahhüdü üst üste üçüncü kez aşılmış oldu.
Temel Bulgular: İklim finansmanı 2023 yılındaki 132,8 milyar dolardan 2024 yılında 136,7 milyar dolara yükseldi. Özel sektör finansmanında yıllık %33 artış yaşanırken, uyum (adaptasyon) finansmanı da artmaya devam etti. Finansmanın önemli bölümü kredilerden oluşurken, düşük gelirli ülkelerin bu finansmandan aldığı pay sınırlı kaldı.
Neden Önemli?: Rekor seviyeye ulaşan mevcut finansman miktarı, COP29’da kabul edilen yıllık 300 milyar dolar hedefinin ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu kaynakların hala oldukça altında kalıyor. Bu durum, COP31’e giden süreçte iklim finansmanının miktarı kadar erişilebilirliği, adaleti ve finansman araçlarının niteliği konusundaki tartışmaların da devam edeceğini gösteriyor.
BloombergNEF tarafından hazırlanan “Yeni Enerji Görünümü 2026” raporuna göre Çin, ekonomik büyümesini sürdürürken emisyonlarını resmi hedeflerinden daha hızlı azaltıyor.
Temel Bulgular: Emisyonların 2030 yılına kadar 2023 seviyesine kıyasla %17 düşmesi, ülkenin 2030 yılından önce emisyon azaltım hedefini aşabileceğine işaret ediyor. Güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları, elektrikli araçlar ve elektrifikasyondaki büyüme emisyon düşüşünü destekliyor.
Neden Önemli?: En fazla sera gazı salınımına sebebiyet veren Çin’in emisyonlarının beklenenden hızlı azalması küresel iklim hedefleri açısından kritik önem taşıyor. Bu durum, enerji güvenliği ile temiz enerji dönüşümünün giderek daha fazla iç içe geçtiğini ve yenilenebilir enerji ile elektrifikasyonun dışa bağımlılığı azaltmada merkezi rol oynadığını gösteriyor.
Dünya Bankası tarafından yayımlanan “Karbon Fiyatlandırmasının Durumu ve Eğilimleri 2026” raporuna göre karbon vergileri ve emisyon ticaret sistemlerinden elde edilen küresel gelirler 2025 yılında 107 milyar doları aşarak rekor kırdı. Son on yılda üç kat büyüyen bu gelirler, karbon fiyatlandırmasının iklim politikalarının yanı sıra kamu maliyesinde de giderek daha önemli bir araç haline geldiğini gösteriyor.
Temel Bulgular: Dünya genelinde karbon fiyatlandırma uygulamalarının sayısı 87’ye yükselirken, bu mekanizmalar küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %29’unu kapsıyor. ETS’lerin kapsadığı emisyon payı hızla artarken, Hindistan, Vietnam ve Türkiye gibi ülkelerde yeni uygulamalar ve hazırlık süreçleri öne çıkıyor. Karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelirler 2016 yılında 30 milyar doların altındayken 2025 yılında 107 milyar doları aştı.
Neden Önemli?: Karbon fiyatlandırması, iklim hedefleri ile sanayi politikalarını giderek daha fazla birbirine bağlıyor. Türkiye’de ETS hazırlıkları ve SKDM uyum süreci devam ederken, uluslararası deneyimler bu mekanizmaların yalnızca emisyon azaltımı değil, sanayi dönüşümü, temiz teknoloji yatırımları ve kamu gelirleri açısından da stratejik araçlar olduğunu gösteriyor.
Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) tarafından desteklenen yeni analiz, Avrupa’da 100 milyar euronun üzerinde temiz enerji yatırımının elektrik şebekelerine bağlanmayı beklediğini ortaya koydu. Şebeke kapasitesi ve bağlantı süreçlerindeki gecikmeler çok sayıda güneş, rüzgar ve batarya depolama projesinin devreye alınmasına engel teşkil ediyor.
Temel Bulgular: Avrupa’da bağlantı kuyruklarında 375 GW yenilenebilir enerji ve 455 GW batarya depolama kapasitesi bulunuyor. Analize göre bu gecikmeler, enerji güvenliğini güçlendirecek ve fosil yakıt ithalatını azaltacak yatırımların hayata geçmesini engelliyor. Avrupa Komisyonu sorunu çözmek için 2040 yılına kadar 1,2 trilyon euroluk şebeke yatırımı planlıyor. Uzmanlar, iletim ve dağıtım altyapısının temiz enerji dönüşümünün en kritik darboğazlarından biri haline geldiğini vurguluyor.
Neden Önemli?: Bulgular, enerji dönüşümünde yenilenebilir enerji yatırımları kadar şebeke modernizasyonunun da kritik öneme sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, Türkiye’de planlanan iletim ve dağıtım yatırımları açısından da dikkat çekici bir örnek sunuyor.
Global Energy Monitor tarafından yayımlanan “Boom and Bust Coal 2026” raporu, küresel kömür kullanımında dikkat çekici bir ayrışmaya işaret ediyor. 2025 yılında kömürlü termik santrallerin kurulu gücü %3,5 artarken, kömürden elektrik üretimi %0,6 geriledi. Rapor, yenilenebilir enerji yatırımlarının kömür talebini giderek daha fazla sınırlandırdığını ortaya koyuyor.
Temel Bulgular: Çin’de kömür kurulu gücü %6 artmasına rağmen üretim %1,2, Hindistan’da ise kurulu güç %3,8 artarken üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de güneş ve rüzgar enerjisindeki hızlı büyüme yeni elektrik talebinin büyük bölümünü karşıladı. Türkiye’de ise 2015 yılında 70’in üzerinde olan yeni kömür santrali projesinden geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.
Neden Önemli?: Bulgular, enerji sistemlerinde kömür kapasitesi artmaya devam etse de fiili kullanımın yapısal olarak zayıflamaya başladığını gösteriyor. COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye açısından ise bu eğilim, enerji güvenliği ve iklim hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması yönündeki tartışmaları daha da güçlendirebilir.
Bain & Company tarafından yayımlanan Küresel Enerji ve Malzeme Görünümü 2026 raporu, küresel elektrik talebinin 2040 yılına kadar %40 ila %70 arasında artabileceğini öngörüyor.
Temel Bulgular: Elektrik talebindeki büyümenin önemli bir bölümü, klima kullanımındaki artış, sanayi üretimi ve elektrifikasyondan kaynaklanacak. Veri merkezleri ve yapay zeka kaynaklı talep artışı ise toplam büyümenin en fazla %10 ile sınırlı bir bölümünü oluşturacak.
Neden Önemli?: Bulgular enerji planlamasında odağın iklim değişikliği, kentleşme, sanayileşme ve yapay zekanın birlikte yarattığı geniş talep artışına yönelmesi gerektiğini gösteriyor. Bu durum, şebeke yatırımları ve yenilenebilir enerji kapasitesinin önemini artırıyor.
Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı kapsamında yaptığı açıklamasında COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 kapsamında elektrifikasyon konusunda küresel bir tartışma başlatmayı hedeflediklerini duyurdu. Kurum, ayrıca nihai enerji tüketiminin yalnızca yaklaşık %20’sinin elektrikle karşılandığını belirterek, hem elektrik üretiminin karbonsuzlaştırılması hem de elektrifikasyonun ekonominin tüm alanlarına yayılması gerektiğini vurguladı.
Temel Bulgular: COP31 Başkanlığı, temiz enerjiye geçiş, temiz pişirme sistemleri, dirençli şehirler ve sanayinin karbonsuzlaşmasını öncelikli çalışma alanları arasında gösteriyor. Elektrifikasyonun enerji verimliliğini artıran ve fosil yakıt kullanımını azaltan temel dönüşüm araçlarından biri olduğu belirtilirken, Antalya’da bu alanda yeni bir uluslararası girişim başlatılması planlanıyor.
Neden Önemli?: Elektrifikasyon, yenilenebilir enerjiyle birlikte enerji sistemlerinin karbonsuzlaşmasının temel unsurlarından biri olarak görülüyor. COP31 Başkanlığı’nın bu konuyu önceliklendirmesi, Türkiye’nin enerji dönüşümü gündemini iklim diplomasisinin merkezine taşıma çabasına işaret ediyor.
Greenpeace Türkiye “Kömüre Değil Yaşama Yatırım” kampanyası kapsamında hazırlanan “Türkiye’de Kömürün Gizli Maliyeti” raporu, kömür kullanımının Türkiye’ye yıllık gizli maliyetinin yaklaşık 592 milyar TL’ye ulaştığını ortaya koydu. Rapor, kömürün elektrik üretimindeki payına rağmen kamu bütçesi, sağlık sistemi ve hane halkları üzerinde önemli ekonomik yükler yarattığını vurguluyor.
Temel Bulgular: Toplam maliyetin yaklaşık 134 milyar TL’si devlet desteklerinden, 398 milyar TL’si sağlık ve çevresel etkilerden, 60 milyar TL’si ise yenilenebilir enerjiye kıyasla oluşan ek maliyetlerden kaynaklanıyor. Rapora göre bu yük, hane başına yıllık yaklaşık 21.500 TL’ye karşılık geliyor. Türkiye’deki kömürlü termik santraller elektriğin yaklaşık %34’ünü üretirken, bu üretimin üçte ikisi ithal kömüre dayanıyor.
Neden Önemli?: Bulgular, kömürün ekonomik maliyetlerinin elektrik fiyatlarının ötesine geçtiğini ve enerji politikalarında sağlık, kamu bütçesi ve dışa bağımlılık boyutlarının da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Rapor, kömürden adil çıkış ve yenilenebilir enerji yatırımlarının ekonomik gerekçelerini daha görünür hale getiriyor.
✍ : Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA)
IRENA tarafından hazırlanan “Transitioning Away from Fossil Fuels: A Roadmap Based on Renewables, Electrification and Grid Enhancement” raporu, enerji dönüşümünün yeni aşamasında elektrifikasyonun merkezi rol oynayacağını ortaya koyuyor. Rapora göre COP28’de kabul edilen yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliğinin iki kat artırılması hedefleri kritik önemini koruyor. Öte yandan, mevcut enerji sistemleri, artan enerji talebi, jeopolitik riskler ve fosil yakıt piyasalarındaki oynaklık karşısında 1,5°C hedefiyle uyumlu bir dönüşüm için yeterli değil. Bu nedenle ulaşım, sanayi ve binalarda elektrifikasyonun hızlandırılması, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi ve fosil yakıtlardan çıkışın eşzamanlı olarak ilerletilmesi gerekiyor. Rapor, bu anlamda COP30 yol haritasına atıf ile “Transitioning Away from Fossil Fuels (TAFF)” girişimine teknik bir yol haritası sunuyor.
Kapsam
Rapor, IRENA’nın güncellenmiş 1,5°C senaryosunu temel alarak küresel enerji sisteminin 2035 ve 2050 yıllarına kadar nasıl dönüşmesi gerektiğini analiz ediyor. Çalışma yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, elektrik şebekeleri, enerji depolama sistemleri ve fosil yakıtlardan çıkış süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Ulaşım, sanayi ve bina sektörlerinde elektrifikasyonun yaygınlaşması için gerekli altyapı yatırımları değerlendirilirken, enerji güvenliği, ekonomik rekabetçilik ve iklim hedefleri arasındaki ilişki de inceleniyor. Raporda ayrıca küresel enerji dönüşümünün önündeki temel darboğazlar ve bu darboğazların aşılması için gerekli politika öncelikleri ele alınıyor.
Temel Bulgular
Enerji dönüşümünün yeni aşamasında temel belirleyici unsurun yenilenebilir enerji destekli elektrifikasyon olacağı vurgulanıyor. Rapora göre fosil yakıtların sistemden çıkış hızı, ekonomilerin ne kadar hızlı elektrifikasyona geçebileceğiyle doğrudan ilişkilidir.
Raporda öne çıkan temel bulgular aşağıda listelenmektedir:
Elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının mevcut yaklaşık %23 seviyesinden 2035 yılında %35’e yükselmesi gerekiyor. Bu oranın 2050 yılına gelindiğinde %50’nin üzerine çıkması öngörülüyor.

Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücünün 2025 yılındaki yaklaşık 5,1 TW seviyesinden 2035 yılında 18,4 TW’a, 2050 yılında ise 38,2 TW’a ulaşması gerekiyor. Elektrifikasyondaki büyümenin büyük kısmının yenilenebilir enerji kaynakları tarafından karşılanacağı öngörülüyor.
Fosil yakıtların küresel enerji tüketimindeki payının bugün yaklaşık %80 düzeyinden 2035 yılında %50’ye, 2050 yılında ise %20’nin altına düşmesi gerekiyor.

Ulaşım, sanayi, binalar, veri merkezleri ve yapay zeka uygulamalarından kaynaklanan yeni enerji talebi elektrifikasyonu enerji dönüşümünün temel aracı haline getiriyor.
Dünya genelinde yaklaşık 2.500 GW güneş ve rüzgar enerjisi projesi şebeke bağlantısı bekliyor. Rapora göre enerji dönüşümünün önündeki en büyük darboğazlardan biri artık üretim teknolojileri değil, şebeke kapasitesi ve bağlantı altyapısı. Bu nedenle IRENA, 2035 yılına kadar elektrik şebekelerine yönelik yatırımların ve şebeke geliştirme hızının yaklaşık iki katına çıkarılması gerektiğini vurguluyor.
Elektrifikasyonun güvenilir şekilde büyüyebilmesi için küresel enerji depolama kapasitesinin 2025 yılındaki yaklaşık 416 GW seviyesinden 2035 yılında 2.530 GW’a yükselmesi gerekiyor. Enerji depolama sistemleri, sistem esnekliği ve enerji güvenliği açısından kritik bir rol üstleniyor.
COP28’de kabul edilen yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma ve enerji verimliliğini iki kat artırma hedefleri hala gerekli görülürken, bu rapor ile IRENA elektrifikasyon ve şebeke yatırımları olmadan bu hedeflerin tek başına enerji sistemlerini 1,5°C patikasına taşıyamayacağını ortaya koyuyor. Rapor aynı zamanda, 2035 yılı için küresel ölçekte bir elektrifikasyon hedefi belirlenmesini ve bu hedefin şebeke yatırımları ile enerji depolama kapasitesi hedefleriyle desteklenmesini öneriyor.
Raporun tamamını okuyun.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.