Bugün, 3 Ağustos 2026.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda, Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan “Elektrifikasyon Eylem Planı”nı merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
* Aşağıdaki sesli özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur ve bazı detayları içermeyebilir. Tüm bilgiler için bültenin tamamını okumanızı öneririz.
SEFiA YouTube ve Spotify Kanalında Yeni Programlar:
COP31’e Doğru İklim Ajandası isimli yeni programımızın bu bölümünde, adil geçiş kavramını bölgesel dönüşümden işgücü politikalarına uzanan farklı boyutlarıyla ele alıyoruz. Ayrıca, adil geçişin finansmanına ilişkin ihtiyaçları ve politika önerilerini değerlendiriyoruz.
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (International Institute for Sustainable Development – IISD) tarafından geliştirilen Ticaret ve İklim İncelemesi, 2025 yılından bu yana imzalanan ticaret anlaşmalarının %59’unda iklim işbirliğine açıkça yer verildiğini ortaya koyuyor. Bulgular, ticaret anlaşmalarının tarife düzenlemelerinin ötesine geçerek yeşil dönüşüm araçlarına dönüştüğünü gösteriyor.
Temel Bulgular: Kamuya açık anlaşmaların %41’i emisyon azaltımına, yarısından fazlası ise ormansızlaşmaya odaklanıyor. Anlaşmaların %67’si enerji işbirliğine, %37’si yenilenebilir enerjiye ve %54’ü kritik hammaddelere ilişkin hükümler içeriyor. İnceleme, 2025 yılı başından bu yana imzalanan 71’den fazla anlaşmayı kapsıyor.
Neden Önemli?: Ticaret anlaşmalarında iklime, enerjiye ve kritik hammaddelere daha fazla yer verilmesi, ekonomik ilişkiler ile düşük karbonlu dönüşümün giderek bütünleştiğini gösteriyor. İnceleme, anlaşmalardaki iklim hükümlerinin uygulanmasını, hukuki etkisini veya çevresel sonuçlarını ölçmüyor. Bu nedenle söz konusu hükümlerin gerçek etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü (Overseas Development Institute – ODI) tarafından hazırlanan yeni bir çalışma, gelişmekte olan küçük ada devletlerinde iklim krizinin neden olduğu maliyeti inceliyor. Çalışma, geçmiş ve gelecekteki karbondioksit emisyonlarını belirli bölgelerde oluşan ekonomik kayıplarla ilişkilendiren nicel bir çerçeve sunuyor. Yöntemsel olarak emisyonların mevcut zararlarının yanı sıra yüzyılın sonuna kadar sürecek etkileri de dikkate alınıyor.
Temel Bulgular: 1990 yılında salınan bir ton karbondioksitin 2020 yılına kadar 180 dolar küresel zarara yol açtığı, 2100 yılına kadar ise 1840 dolar ek zarar oluşturacağı hesaplanıyor. ABD’nin 1990 yılından bu yana gerçekleştirdiği emisyonların küresel maliyeti 10 trilyon dolara, Avrupa ülkelerinin emisyonlarının maliyeti ise 6 trilyon doların üzerine çıkıyor. Geçmiş emisyonların gelecekte yaratacağı maliyetin bugüne kadar oluşan zararın en az 10 katına ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Neden Önemli?: Yöntem, iklim zararlarının ölçülmesi ve büyük kirleticilerin sorumluluğunun belirlenmesi için yeni bir dayanak sunarken tazminat düzeyi hukuki ve etik bir karar olarak kalıyor.
Hindistan, yenilenebilir enerji üretimini rekor düzeye ulaştırırken, kömürün elektrik üretimindeki payı son bir yılın en düşük seviyesine geriledi. Temmuz 2026’da güneş ve rüzgar üretimindeki artış, ülkenin elektrik üretimindeki hızlı talep büyümesinin bir bölümünü karşıladı.
Temel Bulgular: Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi Temmuz ayında yıllık %30 artışla 36,25 milyar kWh’e ulaşarak toplam üretimin %20’sini oluşturdu. Kömürün elektrik üretimindeki payı Haziran ayındaki %69 seviyesinden %65,7’ye gerilerken, kömürden üretim yıllık %12,8 artarak 119,4 milyar kWh’e yükseldi. Güneş ve rüzgarın elektrik arzındaki payı Temmuz ortasında %42,8 ile rekor kırdı.
Neden Önemli?: Yenilenebilir enerji Hindistan’ın kömür bağımlılığını azaltabilirken, hidroelektrikteki düşüş ve gece talebi depolama kapasitesi artmazsa kömür kullanımını sürdürebilir.
Çin, 2026 yılının ilk yarısında tarihinde ilk kez elektriğinin yarısından azını kömürden üretti. Yenilenebilir enerji kaynaklarındaki hızlı büyüme, ülkenin elektrik üretiminde kömürün payını azaltmaya devam etti.
Temel Bulgular: Kömürün elektrik üretimindeki payı 2016 yılındaki %65,5 seviyesinden 2026 yılının ilk yarısında %49,7’ye düştü. Yenilenebilir enerjinin payı %41,2’ye ulaşırken, rüzgar ve güneş toplam üretimin %24,6’sını karşıladı. Çin, rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payını 2030 yılına kadar %30’a çıkarmayı hedeflerken, çatı üstü güneş enerjisi ve batarya sistemlerinin yaygınlaşmasıyla bu hedefe 2028 yılında ulaşılacağı öngörülüyor.
Neden Önemli?: Çin’de kömürün payının %50’nin altına gerilemesi küresel enerji dönüşümü açısından önem taşırken, artan talep ve yeni santral yatırımları kömür tüketimindeki düşüşü geciktirebilir.
İspanya Ulusal Araştırma Konseyi bünyesinde geliştirilen yeni bir araç, iklim değişikliğinin tarımsal verimlilik üzerindeki etkilerini 2100 yılına kadar haritalandırıyor. İklim Kaynaklı Tarımsal Gerileme Endeksi (CADI), kayıpları yaklaşık 10 kilometrelik alanlar düzeyinde gösteriyor.
Temel Bulgular: Dünya nüfusunun %15’i, tarımsal üretim potansiyelinin hâlihazırda en az %5 azaldığı bölgelerde yaşıyor. Orta-yüksek emisyon senaryosunda bu oranın 2041-2060 döneminde yaklaşık %50’ye çıkabileceği öngörülüyor. Tropikal arazilerin yalnızca %5’i mevcut kayıpların %35’ini oluştururken, küresel zararın %85-90’ının ülkelerin dörtte birinde yoğunlaşması bekleniyor.
Neden Önemli?: Araç, tarımsal verim kaybı riski taşıyan bölgeleri ve gerekli üretim değişikliklerini önceden belirleyerek kırsal gelir kayıpları, gıda güvensizliği ve iklim kaynaklı göç artmadan önce uyum kaynaklarının hedefli biçimde yönlendirilmesine yardımcı olabilir.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) tarafından hazırlanan “COP31’e Doğru: Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı” raporu, küresel iklim eyleminin taahhüt üretme aşamasından çok paydaşlı uygulama aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. COP31’in yeni hedeflerden çok mevcut taahhütlerin somut sonuçlara dönüştürülmesine odaklanması bekleniyor.
Temel Bulgular: Raporda NDC’lerin uygulanması, iklim finansmanına erişim, adil geçiş, enerji dönüşümü, uyum ve dayanıklılık, doğa temelli çözümler ile çok paydaşlı yönetişim stratejik öncelikler olarak sıralanıyor. Gelişmekte olan ülkeler için yıllık iklim finansmanının 2035 yılına kadar 1,3 trilyon dolara, uyum finansmanının ise en az üç katına çıkarılması hedefleniyor. Türkiye’de dönüşümün hızlandırılması için finansman, teknoloji ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gerekiyor.
Neden Önemli?: COP31, Türkiye için iklim finansmanına erişimi ve çok paydaşlı iş birliğini güçlendirme fırsatı sunarken, başarısı uygulanabilir yol haritaları ve erişilebilir finansmana bağlı olacak.
SKD Türkiye (İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Türkiye), COP31 öncesinde iklim politikaları ve müzakere süreçlerinde kullanılan kavramları ortaklaştırmak amacıyla COP31 İklim Terminolojisi Rehberi’ni yayımladı. Rehber özellikle iş dünyasının küresel iklim gündemini doğru takip etmesini ve çalışmalarını uluslararası terminolojiyle uyumlu biçimde aktarmasını amaçlıyor.
Temel Bulgular: Rehber iklim politikaları ve COP süreçlerine ilişkin 103 temel kavramı ve 41 kısaltmayı içeriyor. Kavramları iklim finansmanı, karbon piyasaları, emisyon azaltımı, uyum, adil geçiş ve sürdürülebilirlik raporlaması dahil olmak üzere 9 ana bölümde topluyor. Her kavramın Türkçe karşılığı, İngilizce kullanımı, açıklaması ve uluslararası kaynağı birlikte sunuluyor.
Neden Önemli?: İklim terminolojisinde ortak bir dil oluşturulması, şirketlerin yatırımcılar, kamu kurumları ve uluslararası paydaşlarla daha tutarlı iletişim kurmasını kolaylaştırabilir. Kavramların doğru kullanılması özellikle raporlama, finansmana erişim, ticaret düzenlemelerine uyum ve kurumsal iklim hedeflerinin güvenilirliği açısından önem taşıyor.
Çanakkale ili Biga ilçesinde yer alan ithal kömürlü Cenal Termik Santrali’ne yeni bir ünite eklenmesine ilişkin karara ilgili paydaşlar karşı çıkıyor. “Kapasite artışı” olarak sunulan projenin ayrı kazan, türbin ve bacasıyla fiilen yeni bir kömürlü santral anlamına geldiği belirtiliyor.
Temel Bulgular: ÇED raporu uyarınca, santral 1050 MW’lık yeni bir ünite ekleyerek mevcut 1320 MW kurulu gücü 2370 MW’a çıkarmayı amaçlıyor. Yaklaşık 19 milyar TL yatırım öngörülen ünitenin inşasının 48 ay sürmesi ve 30 yıl işletilmesi planlanıyor. Çanakkale’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 kömürlü termik santral bulunurken, yerel aktörler yeni yatırımın hava kirliliğini, su kaynakları üzerindeki baskıyı ve halk sağlığı risklerini artıracağına dikkat çekiyor.
Neden Önemli?: Yeni ünitenin devreye alınması, Türkiye’nin ithal kömüre bağımlılığını ve uzun vadeli fosil yakıt altyapısını artırabilir. Projenin COP31’e başkanlık etmeye hazırlanan Türkiye’de izin sürecine alınması, ülkenin karbonsuzlaşma ve iklim liderliği hedefleriyle de çelişiyor.
Akbelen Ormanı çevresinde kömür madeni sahasının genişletilmesi amacıyla acele kamulaştırılan taşınmazlara ilişkin el koyma ve bedel tespiti davalarının tamamı Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesince durduruldu. Karar, Danıştay’daki iptal davaları kesinleşinceye kadar arazilere el konulmasını önlüyor.
Bir Adım Geriden: Danıştay 6. Dairesi Mayıs 2026’da acele kamulaştırma kararına karşı açılan 93 davada yürütmeyi durdurmuştu.
Temel Bulgular: Süreç, 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen çevresindeki 6 mahallede acele kamulaştırılan 679 taşınmazı kapsıyor. Yerel mahkeme, Danıştay’daki iptal davalarını “bekletici mesele” kabul ederek el koyma ve kamulaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin tüm dosyalardaki yargılamaları durdurdu.
Neden Önemli?: Karar, Danıştay’ın kesin hükmüne kadar yargılamaları durdurarak mülkiyet hakkı açısından geri döndürülemez sonuçları önlüyor ve acele kamulaştırma uygulamalarına emsal oluşturabilir. Bu durum, kamulaştırma kararının tamamen iptal edildiği anlamına gelmiyor.
✍ : Avrupa Komisyonu (European Commission)
Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan Elektrifikasyon Eylem Planı, Avrupa’yı dünyanın elektrik enerjisiyle çalışan ilk kıtası haline getirmeyi hedefliyor. Avrupa Birliği’nin (AB) ithal fosil yakıtlara bağımlılığının enerji fiyatlarını artırdığı, jeopolitik şoklara karşı kırılganlık yarattığı ve rekabet gücünü zayıflattığı tespitinden hareket eden plan aynı zamanda sanayi, ulaşım ve binalarda fosil yakıt kullanımının yerli ve temiz elektrikle ikame edilmesini öngörüyor.
AB’de yenilenebilir kaynakların brüt elektrik tüketimindeki payı 2025 yılında %49,9’a ulaşmasına rağmen, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yaklaşık %23 seviyesinde kalıyor. Plan kapsamında bu oranın 2040 yılına kadar %46’ya çıkarılması hedefleniyor. Hedefe ulaşılması halinde AB’nin doğal gaz ithalatının %70’ten, ham petrol ithalatının ise %40’tan fazla azaltılabileceği ve fosil yakıt ithalat faturasının yıllık 260 milyar avro düşürülebileceği öngörülüyor.

Kapsam
Elektrifikasyon Eylem Planı, sanayi, ulaşım ve binalarda elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik düzenleyici ve finansal araçları kapsıyor. Plan’da gündeme alınan konulardan bazıları elektrik ve fosil yakıtlar arasındaki maliyet farkının azaltılması, elektrik faturalarındaki şebeke ücretleri, vergi ve harçların yeniden düzenlenmesi, şebeke ve şarj altyapısının geliştirilmesi, temiz teknolojilere yönelik başlangıç maliyetlerinin düşürülmesi ve yenilikçi çözümlerin ticarileştirilmesidir. Ayrıca, sektörel önlemlerin yanı sıra küçük modüler reaktörler, hidrojen, temiz teknoloji üretimi, beceriler ve istihdam ile elektrifikasyonun küresel ölçekte desteklenmesine ilişkin adımlar da planın kapsamı içinde yer alıyor.
Temel Bulgular
Raporda öne çıkan temel bulgular aşağıda listelenmektedir:
Elektriğin AB’nin nihai enerji tüketimindeki payının 2040 yılına kadar mevcut %23 seviyesinden %46’ya çıkarılması hedefleniyor. Hedefe ulaşılması halinde doğal gaz ithalatının %70’ten, ham petrol ithalatının ise %40’tan fazla azalabileceği öngörülüyor.
AB’nin fosil yakıt ithalat faturasının 2040 yılına kadar yıllık 260 milyar avro azaltılması bekleniyor.
Elektrik fiyatlarının 2030 yılına kadar hanehalkları için doğal gaz fiyatının 2,5 katının, sanayi için ise 2 katının altında tutulması amaçlanıyor.

AB yollarındaki sıfır emisyonlu kamyon sayısının 2030 yılına kadar 400 bine çıkarılması hedefleniyor.
Yıllık ısı pompası kurulumlarının 2025 yılındaki 2,4 milyon seviyesinden 2030 yılında 4 milyona ulaşması amaçlanıyor.
Doğal gaz kazanlarından ısı pompalarına geçiş, ortalama bir AB hanesinin ısınma faturasını %60’a kadar azaltabilir.
Sanayide elektrifikasyon yatırımları, 30 milyar avroluk ETS Yatırım Hızlandırıcısı ve Sanayinin Karbonsuzlaştırılması Bankası ile desteklenecek.
Mevcut durumda yakıtlara dayanan sanayi enerji talebinin yaklaşık %60’ı elektrifikasyona elverişli bulunuyor.
Fosil yakıt sübvansiyonlarının kademeli olarak kaldırılması, elektrik üzerindeki vergi ve şebeke ücretlerinin azaltılması planlanıyor.
Elektrifikasyonun mümkün olmadığı sanayi süreçleri için AB Hidrojen Stratejisi güncellenecek. İlk küçük modüler reaktör projelerinin 2030’lu yılların başında devreye alınması hedefleniyor.
AB, COP31 Başkanlığı tarafından desteklenen küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılına kadar %35’e çıkarılması hedefini destekleyecek.
Rapora ulaşmak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.