Bugün, 16 Haziran 2025.
Bu sayıda Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA), Dünya Enerji Yatırımları 2025 başlıklı raporunu inceliyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
Küresel elektrikli araç satışlarında, 2022-2024 yılları arasında yıllık bazda %66 oranında büyüme gerçekleşti. Satışlar 2024 yılında 17 milyona ulaştı.
Ülkeler: Elektrikli araç satışlarında küresel pazardaki liderliği Çin (küresel satışların %56’sı) üstlendi. Onu AB ve ABD takip etti.
Türkiye: Aynı dönemde, Türkiye’deki elektrikli araç satışları, %65 oranında arttı. Elektrikli araç satışları 115 bin, hibrit araç satışları 174 bin seviyesine ulaştı. Türkiye’de vergi avantajlarının, yerli üretime yapılan yatırımların ve teknolojik gelişmelerin elektrikli araçlara yönelik ilgiyi artırdığı görülüyor.
Öngörüler: Elektrikli araç satışlarının, Çin’in büyük ölçekli üretim kapasitesi, ABD’nin şarj ağı yatırımları ve batarya teknolojisindeki gelişmelerine bağlı olarak hızla artmaya devam edeceği öngörülüyor.
Yapay zeka odaklı teknoloji şirketleri Amazon, Microsoft, Alphabet ve Meta’nın dolaylı karbon emisyonları, enerji yoğun veri merkezlerinin talepleri nedeniyle 2020-2023 yılları arasında ortalama %150 arttı. Yapay zekaya yapılan yatırım arttıkça, yapay zeka sistemlerinin karbon emisyonlarının yılda 102,6 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaşacağı öngörülüyor.
Dolaylı emisyon nedir? Dolaylı emisyonlar, bir şirket tarafından satın alınan elektrik, buhar, ısıtma ve soğutmanın tüketimi sonucu oluşan emisyonları içeriyor.
Ayrıntılar: Amazon’un operasyonel karbon emisyonları 2023 yılında üç yıl öncesine göre %182 artarken onu sırasıyla %155, %145 ve %138 artışla Microsoft, Meta ve Alphabet takip ediyor.
Elektrik talebinde artış: Yapay zeka büyüdükçe küresel elektrik talebinde keskin bir artış görülüyor. Veri merkezleri tarafından kullanılan elektrik, genel elektrik tüketimindeki artıştan dört kat daha hızlı.
Denizlerdeki plastik kirliliğiyle mücadele için bir grup kalkınma bankası tarafından, 2030 yılının sonuna kadar en az 3 milyar euro yatırım yapılması planlanıyor. Ortaya konulacak projelerle yeni ambalaj biçimlerinin geliştirilmesine yardımcı olunacak ve daha fazla atığın geri dönüştürülmesi sağlanarak, atıkların ana kaynakları hedeflenecek.
Bir adım geriden: 2018 – 2025 yılları arasında, bu alanda katı atık, atık su ve yağmur suyunun daha iyi yönetilmesine odaklanan 4 milyar euroluk yatırım gerçekleştirilmişti.
Tahminler: Birleşmiş Milletler, suya karışan plastik atık miktarının 2021 – 2040 döneminde 11 milyon tondan 37 milyon tona çıkabileceğini tahmin ediyor.
ABD Enerji Bakanlığı, Joe Biden yönetimi sırasında çıkarılan ve toplam değeri 3,7 milyar doları aşan 24 yeşil enerji projesine verilen desteği iptal ettiğini duyurdu. Projeler ağırlıklı olarak karbon depolama ile sanayide karbon salımını azaltmaya yönelik girişimlere finansman sağlamayı amaçlıyordu.
Neden? İptal edilen 24 projenin ABD halkının enerji ihtiyaçlarına katkı sağlamadığı, ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığı ve kamu için yeterli getiri sunmadığı belirtildi.
Eleştiriler: İptal kararına yönelik getirilen eleştiriler, büyük endüstriyel programlar için bir test örneği olması amaçlanan projelerdeki kesintilerin 25.000 iş ve 4,6 milyar dolarlık ekonomik çıktı kaybına yol açabileceği yönünde.
Öte yandan: SEFiA tarafından yayımlanan ABD’de Yeni Dönem: Trump’ın İklim Politikaları Bundan Sonrası İçin Ne İfade Ediyor? başlıklı blog yazısı, Trump yönetiminin göreve gelir gelmez iklim alanında aldığı kararları değerlendiriyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu yıl onuncusu hazırlanan Dünya Enerji Yatırımları 2025 başlıklı raporunu yayımladı. Rapor, jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklerin artmasına rağmen, enerji sektörüne yönelik sermaye akışının 2025 yılında 3,3 trilyon dolara yükseleceğini (2024 yılına göre reel olarak %2 artış) ortaya koyuyor.
Söz konusu sermaye akışının yaklaşık 2,2 trilyon dolarının yenilenebilir enerji, nükleer enerji, şebekeler, depolama, düşük emisyonlu yakıtlar, verimlilik ve elektrifikasyona; 1,1 trilyon doların ise petrol, doğal gaz ve kömüre yöneldiği belirtiliyor.
Artan harcamaların yaklaşık %70’i net fosil yakıt ithalatçılarından geliyor.
Öne Çıkan Başlıklar
Fosil yakıt tedarikine yapılan yatırım düşüşte: On yıl önce fosil yakıt tedarikine yapılan yatırımlar elektrik üretimi, şebekeler ve depolamaya yapılan yatırımlardan %30 daha fazlaydı. Bugün ise bu durum tersine dönmüş durumda. Elektrik sektörüne yapılan yatırımların 2025 yılında 1,5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, petrol, doğal gaz ve kömürü pazara sunmak için harcanan toplam tutarın yaklaşık %50 üstünde.
Güneş enerjisi yatırımları: Düşük emisyonlu enerji üretimine yapılan harcamalar, güneş enerjisi fotovoltaik sistemlerinin öncülüğünde son beş yılda neredeyse iki katına çıktı. Hem elektrik santrali ölçeğinde hem de çatı üstü güneş enerjisi yatırımlarında 2025 yılında 450 milyar dolara ulaşılması bekleniyor.
Nükleer: Nükleer enerji yatırımları, son beş yılda %50 artış gösterirken, yeni gaz yakıtlı enerji santrallerinin onayları artıyor. Yeni nükleer santraller ve yenileme çalışmaları için harcamalar 70 milyar doları aşacak. Küçük modüler reaktörler gibi yeni teknolojilere olan ilginin artmasıyla birlikte bu alanda daha büyük bir büyüme öngörülüyor.
Petrol ve doğal gaz yatırımları: Düşük petrol fiyatları ve talep beklentileri, 2025 yılında petrol yatakları yatırımlarında %6’lık bir düşüşe yol açacak. Bu, 2020’deki COVID krizinden bu yana ilk yıllık düşüş ve 2016’dan bu yana en büyük düşüş olacak. Doğal gaz sahalarına yönelik harcamaların 2024’teki seviyelerini koruması bekleniyor. 2026- 2028 döneminde LNG kapasitesinde şimdiye kadarki en büyük yıllık artışların yaşanması muhtemel görülüyor.
CCUS ve hidrojen: Şu ana kadar onaylanan tüm Karbon yakalama, kullanımı ve depolaması (CCUS) projeleri ilerlerse, CCUS yatırımları 2027 yılına kadar mevcut seviyelerinden on katından fazla artacak. Son 12 ayda bazı hidrojen projeleri iptal edildi veya ertelendi, ancak 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolar yatırım gerektiren onaylanmış projelerden oluşan bir boru hattı var ve bu rakam 2024 yılında görülen seviyenin neredeyse iki katı.
Şebeke harcamaları: Artan elektrik kullanımı karşısında elektrik güvenliğini sağlamak, şebeke harcamalarının hızla artırılmasını ve üretim harcamalarıyla eşit seviyeye gelmesini gerektiriyor. Fakat her yıl, dünya çapında şebekelere yaklaşık 400 milyar dolar harcanırken, üretim varlıklarına yaklaşık 1 trilyon dolar harcanıyor.
Enerji yatırımlarının coğrafyası: Çin, büyük bir farkla dünyanın en büyük enerji yatırımcısı arasında yer alıyor. Çin’in küresel temiz enerji yatırımlarındaki payı, on yıl önceki dörtte birinden bugün neredeyse üçte bire yükselmiş durumda. ABD’de yenilenebilir enerji ve düşük emisyonlu yakıtlara yapılan harcamalar, son 10 yılda neredeyse iki katına çıktı. Bu arada, petrol ve gaz için yapılan kaynak yönlü yatırımlar, Orta Doğu’daki büyük kaynak sahiplerine doğru kayıyor. Bölgedeki kaynak yatırımlarının 2025 yılında %20’ye ulaşarak rekor seviyeye çıkması bekleniyor. Çin’in çok gerisinde olsa da, Hindistan ve Brezilya’daki enerji yatırım eğilimleri, gelişmekte olan ve gelişen ekonomiler arasında öne çıkıyor. Hindistan, 2030 yılına kadar fosil olmayan enerji üretim kapasitesini %50’ye çıkarma hedefine planlanandan önce ulaşacak gibi görünüyor.
Yenilenebilir enerji ve verimlilik hedeflerine ulaşmak için gerekli yatırım akışları henüz COP28’de kararlaştırılan hedefleri gerçekleştirecek düzeyde değil: 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarmak için gerekli yıllık yatırımın iki katına çıkarılması gerekiyor. Bununla birlikte, bu kapasitenin güvenli ve maliyet etkin bir şekilde kullanılması için şebeke, depolama ve diğer esneklik biçimlerine yönelik harcamaların da artırılması gerekiyor. Verimlilik ve elektrifikasyon harcamalarının, on yılın sonuna kadar yıllık enerji yoğunluğunda %4’lük bir iyileşme sağlamak için önümüzdeki beş yıl içinde neredeyse üç katına çıkarılması gerekiyor.
Raporda gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanını artırmak üzere, bu ülkelerde finansman maliyetlerini artıran ve temiz enerji yatırımlarını engelleyen risklerin değerlendirilmesi için politika önlemleri alınması gerektiği belirtiliyor. Rapora göre ayrıca özel sermayenin harekete geçirilmesi, gelişmekte olan ekonomilerin politika reformları yapma ve öngörülebilir düzenleyici ortamlar oluşturma becerisine bağlı. Uluslararası kamu finansmanı, garantiler ve diğer kredi geliştirme araçları yoluyla proje risklerini yönetmeye odaklanmalı.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.