İklim Gündemi

SEFiA İklim Gündemi #66: İşçileri ve iklimi koruyan adil bir dönüşüm mümkün!

SEFiA İklim Gündemi

Bugün, 21 Nisan 2025.

SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…

Bu sayıda iklim ve çevre sivil toplum kuruluşlarının 1 Mayıs mesajını paylaşıyoruz: İklimi koruyan adil bir dönüşüm mümkün!

Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!

Keyifli okumalar,

2024 yılında dünya genelinde devreye alınan yeni rüzgâr enerjisi kapasitesi, 117 GW olarak duyuruldu. Böylece 2023 yılındaki 116,6 GW’lık kapasite az da olsa aşılarak yeni bir rekor kırıldı. Toplam küresel rüzgâr enerjisi kurulu gücü 1.136 GW’a ulaştı. Artışın %75’i Çin, Hindistan ve Asya Pasifik Bölgesi’nden kaynaklandı.

  • Ayrıntılar: 117 GW’lık artışın 109 GW’ı karasal rüzgâr enerjisi santrallerinden, 8 GW’ı ise deniz üstü (offshore) santrallerden kaynaklandı.

  • Fakat: Söz konusu artış, Birleşmiş Milletler’in 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma hedefi doğrultusunda yıllık 320 GW’lık kurulum gereksiniminin oldukça gerisinde kalıyor.

Çin’de Ocak-Mart ayları arasında toplam temiz elektrik üretimi, geçen yılın aynı döneminde göre %19 artışla, 951 TWh seviyesinde gerçekleşti ve böylece aynı tarihlerde kayıtlara geçen en yüksek üretime ulaşıldı. Avrupa ve ABD de dâhil olmak üzere diğer büyük pazarlardaki temiz enerji büyüme hızı önemli ölçüde aşıldı.

  • Ayrıntılar: Yenilenebilir enerjinin Çin’in elektrik üretimindeki payı, söz konusu dönemde, rekor seviye olan %39’a yükseldi. Bu oran geçen yılın aynı döneminde %34 seviyesindeydi.

  • Güneş: Güneş enerjisi üretimi %48 artarak 254 TWh’ye ulaştı. Güneş enerjisinin toplam üretimdeki payı da %10 ile rekor kırdı.

DNV tarafından yayımlanan “Enerji Sektörü Görünümleri 2025” başlıklı rapor, kısa vadeli belirsizlikler ve ekonomik baskılar nedeniyle küresel enerji geçişinin yavaşladığına dikkat çekiyor.

  • Enerji yatırımları: Raporda 2022 yılında şirketlerin %55’inin, başta rüzgâr ve yeşil hidrojen olmak üzere, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmayı planlarken; bu oranın bu yıl %39’a gerilediği belirtiliyor.

  • Sektör temsilcileri: Enerji dönüşümünün ivme kazandığını düşünen sektör temsilcilerinin oranı 2022 yılında %72 iken bu yıl %55 seviyesinde.

  • Nedenler: Rapor kapsamında gerçekleştirilen ankete katılan sektör temsilcilerinin %70’i, artan maliyetlerin projelerini uygulanamaz hâle getirdiğini ifade ediyor. %64’lük kesim ise tedarik zincirinde yeni maliyet artışları bekliyor.

  • Adil olmayan bir dönüşüm: Katılımcıların %51’i enerji geçişinin pek çok ülke, toplum kesimi ve emekçi için adaletsiz sonuçlar doğurabileceği görüşünde.

Doğal afetlerden kaynaklanan ekonomik kayıplar, 2025 yılının birinci çeyreğinde 83 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 21. yüzyılın ilk çeyrek ortalaması olan 61 milyar doların ve geçen yılın aynı dönemindeki 54 milyar dolarlık kaybın oldukça üstünde kalıyor.

  • Ayrıntılar: Bu dönem, en büyük zarara yol açan afetler ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Palisades ve Eaton yangınları olurken, eyalet genelinde 18 binden fazla yapı hasar gördü veya tamamen yok oldu. Bu yangınlar, dünya çapında kayıtlara geçen en maliyetli orman yangınları arasında yer aldı.

İklim ve çevre alanında çalışan sivil toplum kuruluşları olarak, Türkiye’deki binlerce kömür madeni ve santral işçisinin, bugün olduğu gibi yakın gelecekte de işsiz kalmaması için hem iklimi hem de işçileri koruyan adil bir dönüşüm talep ediyoruz.

İklim krizine karşı mücadele, başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara dayalı iş kollarını yeniden şekillendiriyor ve yeni istihdam alanları ortaya çıkarıyor. Ancak bu dönüşüm, hazırlıksız ve plansız gerçekleştiğinde işçileri güvencesizliğe mahkûm ediyor.

Ne yazık ki, son bir yılda kömür madeni ve santral işçileri, bu plansızlığın yol açtığı ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldı. Önce Muğla Yatağan kömürlü termik santralinden 184 işçi, ardından Ankara Çayırhan kömürlü termik santrali ve maden ocağının özelleştirilme sürecinde 500 işçi, işsiz kalma tehdidine karşı kendilerini madene kapatmak dahil birçok eylem yaptı.

İşçilerin yaşadığı bu süreç, adil dönüşüm planları yapılmadan, piyasa koşullarına terk edilmiş kömür sektöründe yaşanabilecek işçi hakları ihlallerini çok acı bir şekilde gözler önüne serdi. Oysa bilimsel verilere dayanarak hazırladığımız çalışmalar, kömürden elektrik üretiminin ekonomik olarak sürdürülemez olduğunu ve sonlanmasının kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor.

Bu bir yol ayrımı: Ya çevreye, sağlığa ve iklime zarar veren santralleri yaşatmak için kamu kaynaklarını fosil yakıt şirketlerine aktarmaya devam edeceğiz ya da işçilerin geçim güvencesini sağlayan, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, insan onuruna yakışır iklim dostu işler yaratacağız. Türkiye’de acilen kimsenin geride kalmadığı bir adil dönüşüm planı hazırlanmalı.

Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ta emek mücadelesi ile dayanışmamızı paylaşıyor, işçilerin taleplerini merkeze alan, demokratik, adil ve hakkaniyetli bir enerji dönüşümüyle, fosil yakıtları geride bıraktığımız bir gelecek talep ediyoruz.

İmzacı kurumlar:

Avrupa İklim Eylem Ağı, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Fosil Yakıtların Ötesi, Greenpeace Türkiye, Genç Düşünce Enstitüsü, Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı – HUDOTO, İklim İçin 350 Derneği, Mekanda Adalet Derneği, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği, Türetim Ekonomisi Derneği, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Yeşil Düşünce Derneği

Benzer Yazılar