Bugün, 21 Nisan 2025.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda enerji düşünce kuruluşu Ember’in Türkiye Elektrik Görünümü 2025 başlıklı raporunu inceliyoruz.
İklim Kanunu teklifi geri çekildi. Peki Türkiye’nin nasıl bir İklim Kanunu’na ihtiyacı var? İklim Ağı’nın kanun teklifine dair yeniden düzenlenmesini talep ettiği eksiklikleri hatırlatıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
Küresel yenilenebilir enerji üretiminin önümüzdeki beş yıl içinde %84 oranında artacağı belirtiliyor. Veri merkezlerinin elektrik talebindeki hızlı büyüme, beklenen artışın başlıca nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Toplam elektrik talebi: Dünya genelinde toplam elektrik talebinin 2030’a kadar %23 oranında artacağı tahmin ediliyor.
Zorluklar: Şirketlerin yenilenebilir enerji yatırımlarına ve ülkelerin politika değişikliklerine karşılık; yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonunda, başta depolama sistemleri olmak üzere,
belirli zorluklar bulunuyor.
Bir adım geriden: 2023 yılında küresel elektrik üretiminin %40’ından fazlası karbonsuz enerji kaynaklarından sağlandı. Hidroelektrik %14,7 ile en büyük payı alırken, onu güneş ve rüzgâr enerjisi %13,9 ile takip etti.
Kayıp ve Zarar Fonu, 2026 yılı sonuna kadar 250 milyon dolar fon sağlayacak. Fon, toplum düzeyindeki eylemler yerine, öncelikle iklim felaketlerine karşı ulusal müdahalelerin güçlendirilmesine odaklanacak.
Nedir? Kayıp ve Zarar Fonu, iklim değişikliğinin neden olduğu felaketlerle başa çıkmakta zorlanan savunmasız ve düşük gelirli ülkelere mali destek sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir finansman mekanizmasıdır.
Ayrıntılar: Gelişmekte olan ülkeler tarafından sunulan proje tekliflerine 5 milyon ile 20 milyon dolar arasında hibe sağlanacak. Gelişmekte olan küçük ada devletleri ve dünyanın en az gelişmiş ülkeleri, başlangıç döneminde fon kaynaklarının en az %50’sini alacak.
Finansman hâlâ yetersiz: Hükümetler fona 768 milyon dolar taahhüt etmiş olsa da şimdiye kadar sadece 495 milyon dolarlık bağış anlaşması imzalandı. Yalnızca 321 milyon dolar ödeme yapıldı. Oysa gelişmekte olan ülkelerin kayıp ve zarar ihtiyacının yıllık yaklaşık 400 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor.
Yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerji, 2024 yılında (858 TWh artışla) küresel elektrik üretiminin %40,9’unu oluşturdu. Bu durum, 1940’lardan bu yana ilk kez gerçekleşen önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Güneş: Güneş enerjisi üretimi 474 TWh artarak toplam elektrik üretimindeki payını %6,9’a yükseltti ve 20 yıldır üst üste en hızlı büyüyen enerji kaynağı oldu.
Rüzgâr ve hidroelektrik: Rüzgâr enerjisi küresel elektrik üretimindeki payını %8,1’e çıkarırken, hidroelektrik enerji %14’lük payını korudu.
Öngörü: Temiz enerji üretimindeki mevcut büyüme trendi, 2030 yılına kadar yıllık %4,1’lik bir talep artışını karşılayabilecek kapasitede.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi’nin (IICEC) yeni raporuna göre Türkiye “verimli büyüme” patikasını izlerse 2053 yılına kadar birincil enerji arzı %20 oranında azaltılabilir ve enerji yoğunluğunda %57’lik bir iyileşme sağlanabilir. Öngörülen senaryoda, Türkiye’nin yaklaşık beş yıllık enerji ihtiyacına denk gelen 800 Mtep tasarruf öngörülüyor.
Ekonomik kazanç: Verimli Büyüme Senaryosu’nda yıllık ortalama 13 milyar dolarlık yatırımla 58 milyar dolar ekonomik fayda elde edilmesi mümkün. Bu da 30 milyar dolarlık fayda sağlayan baz senaryoya göre iki kat kazanç anlamına geliyor. Toplamda 2,1 trilyon dolarlık kümülatif ekonomik fayda elde edilebileceği öngörülüyor.
Yerlilik: Rapor, fosil yakıt ithalatının azaltılması ve yerli kaynakların daha etkin kullanılmasıyla, enerji arzında yerlilik oranının %90’a ulaşabileceğini ortaya koyuyor. Bu oran, baz senaryoda yalnızca üçte iki seviyesinde kalıyor.
Öneriler: Dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının da enerji talebinin daha etkin yönetilmesine katkı sağlayacağı; elektrikli araçlar, ısı pompaları ve yenilikçi iş modelleriyle birlikte verimlilik artışının daha da ivme kazanacağı belirtiliyor.
Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları 2024 yılında elektrik kurulu gücünün %59’unu, elektrik üretiminin ise %46’sını oluşturdu. Devreye alınan yeni elektrik kapasitesinin %99’u yenilenebilir enerji santrallerinden sağlandı. Fakat fosil yakıtların azaltılmasına yönelik hedef ve politikalar belirsizliğini koruyor.
Güneş ve rüzgâr: Geçmiş yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde yenilenebilir enerji kurulu gücü 2024 yılında toplam 68,8 gigavata (GW) ulaştı. Güneş enerjisinde 4,3 GW’lık kapasite artışıyla 2024 yılında rekor bir büyüme kaydedildi. Rüzgâr enerjisinde bu yıl da beklenen hedeflerin gerisinde kalındı.
İthal fosil yakıta bağımlılık: 2023 yılında birincil enerji arzı içinde toplam fosil yakıt payı %82, ithal fosil yakıt payı %79 olarak gerçekleşti. Kaynak bazında değerlendirildiğinde 2023’te ham petrolün %87’si, doğal gazın %98’i ve kömürün %61’i ithal edildi.
Enerji verimliliği: 2024 yılında enerji verimliliğinde iyileşme hızlandı ama 2053 net sıfır hedefi için uzun dönemde yıllık %3 iyileşmenin sürdürülmesi gerekiyor.
Yatırım: Türkiye’nin net sıfır karbon hedefine ulaşması için yıllık yatırım tutarı, geçmiş dönemdeki enerji yatırımları ortalamasının 2,5 katına ulaşmalı.
Enerji düşünce kuruluşu Ember’in yayımladığı Türkiye Elektrik Görünümü raporu, Türkiye’nin 2024 yılına ilişkin elektrik üretimi ve tüketimi verilerini analiz ediyor. Rüzgâr, güneş ve kömürden elektrik üretimi açısından Türkiye’yi diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıyor. Türkiye’nin rüzgar ile güneş enerjisinde 2035 hedeflerini inceliyor. Politika önerileri sunuyor. Raporda kullanılan veri setine buradan ulaşabilirsiniz.
- 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla Türkiye’de güneşten elektrik üretiminde artış oranı: %39
- 2024 yılı itibariyle Türkiye’de rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki payı: %18
- 2024 yılı itibariyle Türkiye’de kömürden elektrik üretiminde ithal kömürün payı: %61
Raporun beş önemli çıkarımı bulunuyor:
Güneşteki rekor artışla birlikte rüzgâr ve güneşin payı %18’e ulaştı: 2024’te güneşten elektrik üretiminde yıldan yıla gerçekleşen %39’luk rekor artış ile birlikte, bir önceki yıl %5,7 olan güneşin elektrik üretimindeki payı %7,5’a yükseldi. Rüzgârın payı bir önceki yıla (%10,6) yakın seyrederek %10,7’de kaldı.
Kömürden elektrik üretimi artsa da, fosil yakıtların payı 31 yılın en düşüğünde: Türkiye’de 2024 yılında kömürden elektrik üretimi miktarındaki artışa (+4 TWh) rağmen kömürün elektrik üretimindeki payı %36,9’dan %35,6’ya geriledi. Doğal gazdan elektrik üretimi 3 TWh düşerek (-%4) fosil kaynakların elektrik üretimindeki payını %55 ile 1993’ten sonra en düşük seviyeye indirdi.
Rüzgâr ve güneş, yerli kömürün tarihi zirvesini geçti: 2024 itibariyle rüzgâr ve güneşten elektrik üretimi 62 TWh ile yerli kömürün elektrik üretiminden (47 TWh) fazla. Böylece yerli kömürün 53 TWh ile 2019 yılında ulaştığı en yüksek elektrik üretimi geride bırakılıyor. Mevcut kömür santrali projeleri hesaba katıldığında dahi bundan sonra Türkiye’de yerli kömürden elektrik üretiminin rüzgâr ve güneşin elektrik üretimini geçmesi beklenmiyor.
Talepteki artış, rüzgâr ve güneşteki artıştan yüksek: Yeni rüzgâr ve güneş santrali kurulumları halen talep artışını karşılayacak seviyede değil. Son beş yılda talep 42 TWh artarken, aynı dönemde rüzgâr ve güneşten elektrik üretimindeki artış 31 TWh’te kaldı. Arta kalan talep ise ithal kömür ve doğalgaz ile karşılandı. Resmi planlarda 2030’a kadar elektrik talebindeki artışın hız kazanması beklenirken, planların başarısı rüzgâr ve güneş enerjisinin daha hızlı büyüyerek hem elektrik talebindeki artışı karşılamasına, hem de fosil yakıtları devre dışı bırakmasına bağlı olacak.
Yeni 2035 hedefleri fosil yakıtların payını beşte birin altına düşürebilir: Türkiye’nin COP29 sırasında açıkladığı yeni 2035 kurulu güç hedefleri, 2024 yılındaki rüzgâr ve güneş kapasitesini dört katına çıkarmayı vadediyor. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretimindeki payı %20’nin altına kadar düşebilir, rüzgâr ve güneşin elektrik üretimindeki payı ise %49’a çıkabilir.
İlk dört maddesi kabul edilen İklim Kanunu teklifi, muhalefetin ve iklim STK’larının yoğun itirazları nedeniyle geri çekildi. Teklif komisyonda yeniden değerlendirilecek.
Türkiye’nin iklim alanında çalışan 15 sivil toplum kuruluşunu bir araya getiren ve aralarında SEFiA’nın da bulunduğu İklim Ağı da kanun teklifinin iklim değişikliğini neden olan fosil yakıtlardan çıkış planlamadığını, kurulması planlanan Emisyon Ticaret Sistemi’nin ise emisyon azaltımına hizmet etmeyeceğini gerekçe göstererek yeniden hazırlanmasını talep etmişti.
Hem doğayı, hem insanları hem de iklimi koruyan bir yaklaşım için İklim Ağı:
Şeffaf, sivil toplumu sürece dâhil eden ve hesap verebilir,
Sera gazı emisyonlarını bugünden itibaren azaltmayı hedefleyen,
Fosil yakıtları yerin altında bırakan,
Biyolojik çeşitliliği ve doğal sistemleri koruyan,
Adil geçiş mekanizması oluşturan
bir İklim Kanunu talep ediyor.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.