Bugün, 13 Ocak 2026.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda Uluslararası Enerji Ajansı tarafından hazırlanan ‘Kömür 2025: 2030’a Doğru Analiz ve Öngörüler’ başlıklı raporu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) de dahil olmak üzere 66 uluslararası anlaşma, örgüt ve kuruluştan çekilme kararı aldığını açıkladı. Bu karar, ABD’nin küresel iklim liderliğini, temiz enerji rekabet gücünü ve uluslararası etki kapasitesini zayıflatan, ileriyi göremeyen ve kendi kendine zarar verici bir adım olarak değerlendiriliyor.
Neden Önemli?: Trump yönetiminin iklim krizine yönelik bilimsel uzlaşıyı ve uluslararası iş birliğini reddeden politikaları, hem ABD’de ekonomik ve toplumsal riskleri derinleştiriyor hem de fosil yakıt endüstrisinin çıkarlarını küresel iklim güvenliğinin önüne koyduğunu gösteriyor.
COP31 müzakere başkanı Chris Bowen, fosil yakıtlardan çıkışın yalnızca destekçi ülkelerle değil, petrol devletleriyle doğrudan diyalog kurularak ilerletilebileceğini vurguladı. Bowen, özellikle petrol devletlerinin direncini kırmak üzere doğrudan lobi yapmayı hedeflerken, büyük emisyon kaynaklarına karşı daha sert ve tavizsiz bir müzakere yaklaşımı benimsediğini ortaya koyuyor.
Neden Önemli?: COP30 zirvesinde fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin bağlayıcı bir yol haritası oluşturulamaması, COP31 sürecini bu başlıkta kritik bir eşik haline getiriyor. Bowen’ın petrol devletleriyle doğrudan diyalog kurma yaklaşımı ise fosil yakıt üretiminin aşamalı azaltılması hedeflerine ulaşmak için yeni ve zorunlu bir diplomatik alan açıyor.
Christian Aid tarafından hazırlanan yeni rapor, kasırgalar, seller ve orman yangınlarının 2025 yılında iklim değişikliğiyle bağlantılı en yüksek maliyetli felaketleri olduğunu ortaya koyuyor.
Temel Bulgular: Rapora göre, ilk 10 sıradaki afet 120 milyar doların üzerinde sigortalı kayba yol açarken, sigorta kapsamı dışında kalan can kayıpları ve ekonomik zararlar dikkate alındığında gerçek maliyetin bunun katbekat üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Neden Önemli?: Ortaya çıkan maliyetler, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını ve kamu bütçeleri, sigorta sistemleri ile küresel ekonomik istikrar üzerinde doğrudan baskı yarattığını ortaya koyuyor. Artan afet sıklığı ve şiddeti, uyum ve risk azaltım yatırımlarının ertelenmesinin orta vadede çok daha yüksek bedeller doğurduğuna işaret ediyor.
Venezuela petrol altyapısının onarımı için ABD’li şirketlerin devreye sokulacağı yönündeki Trump açıklaması ve bağımsız bir ülkeye yönelik olarak tasarlanan saldırılardan büyük fosil yakıt şirketlerinin kazanç sağlayacak olması iklim STK’ları tarafından eleştiriliyor.
Neden Önemli?: Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik yaklaşımı, uluslararası hukuk kurallarına aykırı olmasının yanı sıra Paris Anlaşması hedefleriyle de çelişiyor. Bu yaklaşım, iklim krizinin maliyetlerini kamusal ve toplumsal alanlara yüklerken hukuksuz müdahalenin ekonomik kazancını büyük fosil yakıt şirketlerine aktarıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Enerji Verimliliği Haftasında yapılan açıklamalara göre, Türkiye’de 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolar yatırım yapılması hedefleniyor. Bu yatırım sayesinde 37,1 milyon ton petrole eşdeğer enerji tasarrufu ve 513 milyon ton emisyon azaltımı sağlanması bekleniyor.
Neden Önemli?: 2030 yılına kadar planlanan enerji verimliliği yatırımları, Türkiye’nin artan enerji talebini daha düşük maliyet ve emisyonla yönetmesine imkan tanırken, iklim hedefleriyle uyumlu yapısal bir dönüşüm alanı sunuyor. Söz konusu potansiyelin gerçekleşmesi için güçlü bir düzenleyici çerçeve, etkili finansman mekanizmaları ve kamu-özel sektör koordinasyonunun eş zamanlı olarak işletilmesi kritik önem taşıyor.
İklim Ağı tarafından hazırlanan Türkiye’nin 2025 İklim Karnesi, kömürden çıkış yerine kömür teşviklerini sürdürmesi ve yeni iklim hedeflerinin emisyonları artırması nedeniyle iklim performansının yetersiz kaldığını ve COP31 öncesinde daha iddialı politikalar ortaya konulması gerektiğini gösteriyor.
Temel Bulgular: 12 maddelik değerlendirmeden oluşan İklim Karnesi’nde, Türkiye’nin 2025 yılında kömürden çıkış stratejisinden uzaklaşarak kömürlü termik santrallara teşvikler vermeye devam ettiği belirtiliyor. Ayrıca yeni ulusal katkı beyanı hedeflerinin emisyonları azaltmak yerine artırdığı ve net-sıfır hedefi için kaçınılmaz olan fosil yakıtlardan çıkış planı ile uyum politikalarının eksik olduğu vurgulanıyor. Bu çerçevede İklim Kanunu sürecinde sivil toplumun dışlanması, maden yasasının doğal alanları madenciliğe açması ve tarımın iklim etkilerine karşı korunmasındaki başarısızlıkların meydana getirdiği başarısızlıkların yol açtığı sektörel küçülme ve gıda fiyatlarındaki alışılmadık artışlar gibi konular da karnede öne çıkıyor.
✍ : Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency – IEA)
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan Kömür 2025: 2030’a Doğru Analiz ve Öngörüler raporu, küresel kömür piyasalarının 2025 yılı itibarıyla tarihsel bir plato noktasına ulaştığını ve 2030 yılına kadar sınırlı bir gerileme eğilimine gireceğini ortaya koyuyor. Rapora göre küresel kömür talebi 2025 yılında yaklaşık 8,85 milyar ton seviyesinde kalarak rekor düzeyini koruyor, bu görünüm ülkeler arasında zıt yönlü eğilimlerin birbirini dengelemesiyle şekilleniyor.
Kapsam
Raporda, 2030 yılına kadar küresel kömür talebindeki sınırlı artışın esas olarak Hindistan ve Güneydoğu Asya’dan kaynaklanacağına karşılık Çin başta olmak üzere pek çok gelişmiş ekonomideki düşüş eğiliminin bu artışı büyük ölçüde dengeleyeceği öngörülüyor. Bu görünüm, kömürün elektrik sistemlerinde baz yük kaynağı olma niteliğinden giderek uzaklaşarak daha çok esneklik ve arz güvenliği sağlayan tamamlayıcı bir role yöneldiğini ve küresel ölçekte kömürün tamamen ortadan kalkmasından ziyade enerji sistemleri içindeki işlevinin yeniden tanımlandığı bir geçiş sürecine girildiğini ortaya koyuyor.

Raporda öne çıkan 6 temel mesaj yer alıyor.
Küresel kömür talebi 2025 itibarıyla yatay seyrederek 2030 yılına kadar yalnızca yüzde 3 oranında azalıyor.
Elektrik üretiminde kömürün payı 2024 yılında yüzde 35 iken 2030 yılında yüzde 27’ye geriliyor.
Çin, küresel kömür tüketiminin yaklaşık yüzde 56’sını tek başına oluşturarak piyasanın yönünü belirleyen ana aktör olmaya devam ediyor.
ABD’de kömür talebi, yüksek doğal gaz fiyatları ve politika destekleri nedeniyle 2025 yılında geçici bir artış gösteriyor.
Avrupa Birliği’nde kömür tüketimi yapısal olarak düşüşünü sürdürüyor, ancak rüzgar ve hidro üretimdeki zayıflık geçici yavaşlamalara yol açıyor.
Küresel kömür ticareti 2025 itibarıyla gerilemeye başlıyor ve ihracatçı ülkeler arasında rekabet artıyor.
Çin ve ABD Arasındaki Dengeleyici Etki
Çin’de kömür talebinin yataylaşması ve kademeli düşüşe yönelmesinin, ABD’deki geçici artışı küresel ölçekte dengelemesi raporun en çarpıcı bulgularından biri olarak yer ediyor. Çin’de kömür tüketimi 2025 yılında yaklaşık 4,95 milyar ton seviyesinde sabit kalırken, yenilenebilir enerji kapasitesindeki hızlı artış kömürün elektrik üretimindeki rolünü baz yükten esnek yedek kapasiteye doğru dönüştürüyor. 2030 itibarıyla Çin’de toplam kömür tüketiminin 4,77 milyar tona gerilemesi bekleniyor.

ABD’de ise federal düzeyde sağlanan politika destekleri, santral kapanışlarının yavaşlaması ve yüksek doğal gaz fiyatları nedeniyle kömür talebi 2025 yılında yaklaşık yüzde 8 artıyor. Öte yandan, bu artışın kalıcı olmadığı ve 2026 yılı sonrasında yeniden düşüş eğilimine gireceği öngörülüyor. Mevcut iki eğilim birlikte değerlendirildiğinde, Çin’deki yapısal düşüş eğilimi ABD’deki geçici toparlanmayı küresel ölçekte etkisiz hale getirdiği ve toplam talebin neredeyse sabit kalmasına yol açtığı öne çıkıyor. Kısacası bu durum, küresel kömür piyasasının artık büyüme değil, denge ve kademeli küçülme evresine girdiğini işaret ediyor.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.