Bugün, 17 Kasım 2025.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
30. Taraflar Konferansı (COP30) sürerken yayımladığımız bu sayıda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteryası tarafından yayımlanan ‘2025 İklim Eylemi Yıllığı: Marakeş Küresel İklim Eylemi Ortaklığı’ raporunu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
10 Kasım’da Brezilya’nın Belém kentinde başlayan COP30’u SEFiA olarak yerinden takip ediyoruz. COP gündemine dair günlük notlara blog yazılarımızdan erişebilirsiniz.
Keyifli okumalar,
COP30 öncesinde Belém’de düzenlenen Liderler Zirvesi, devlet başkanlarının 1,5°C hedefinin geleceğine ilişkin küresel iklim iş birliği, adil geçiş, fosil yakıtlardan çıkış ve iklim finansmanı başlıklarındaki pozisyonlarını ortaya koyarak zirvenin genel atmosferini belirleyen kritik bir zemin oluşturdu.
Neden Önemli?: Zirvede verilen mesajlar, iklim eyleminin artık yalnızca küresel iklim hedefleri açısından değil aynı zamanda ekonomik güvenlik, borç sürdürülebilirliği ve küresel eşitsizliklerle doğrudan bağlantılı bir konuya dönüştüğünü gösteriyor. Bu tablo COP30’da finansman ve adil geçiş eksenli daha sert müzakerelerin gündeme geleceğini işaret ediyor.
Bir Adım Geriden: ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çıkması, Çin, Hindistan ve Rusya gibi büyük emisyon kaynaklarının üst düzey temsilci göndermemesi küresel iklim liderliğinin hala kırılgan ve parçalı bir zeminde ilerlediğini ortaya koyuyor. COP30’un başarı şansı büyük ölçüde eksik aktörlerin masaya dönmesine bağlıyken, diğer aktörlerin iddiayı koruma azimleri bu sene çıkacak kararlarda belirleyici olacak.
UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, COP30’un açılış konuşmasında düşük karbonlu ekonomiye geçişi geciktiren ülkelerin yalnızca iklim felaketlerinin değil aynı zamanda kalıcı enflasyon, durgunluk ve ekonomik kırılganlıkların etkisi altında kalacağını vurguladı.
Neden Önemli?: İklim eylemini ertelemek artık sadece çevresel bir maliyet değil ekonomik istikrar, yatırım güvenliği ve rekabet gücü açısından doğrudan bir risk haline geldi.
Bir Adım Geriden: COP30, Paris Anlaşması sonrasında hayata geçirilmeyen taahhütlerin biriktiği ve geçişteki gecikmenin ekonomik sonuçlarının belirginleştiği bir dönüm noktasına işaret ediyor.
İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzman Grubu (the Independent High Level Expert Group on Climate Finance – IHLEG) tarafından hazırlanan yeni rapor, Çin hariç gelişmekte olan ülkelerin 2035 yılına kadar yıllık 3,2 trilyon dolar yatırım ihtiyacı olduğunu ve bunun 1,3 trilyon dolarının dış finansmanla karşılanması gerektiğini ortaya koyuyor. Rapor COP30 öncesinde ‘finansman mümkün fakat siyasi irade şart’ mesajı veriyor.
Temel Bulgular: Yıllık yatırım ihtiyacının 2 trilyon doları enerji dönüşümü ve fosil yakıtlardan çıkışa ayrılırken, en az 500 milyar dolarının özel sektör tarafından sağlanması gerekiyor. Hibeler, borç hafifletme mekanizmaları ve yenilikçi finansal araçlar olmadan bu finansman açığının kapanamayacağı vurgulanıyor.
Neden Önemli?: Finansman açığı kapatılmazsa hem 1,5°C hedefinin korunması hem de gelişmekte olan ülkelerin büyüme ve borç sürdürülebilirliği ciddi risk altına giriyor.
The Guardian ve Carbon Brief tarafından hazırlanan yeni çalışma, iklim finansmanının ihtiyaca göre kullandırılmasının ve finansman dağılım mekanizmalarının şeffaflığının tartışmalı niteliğini koruduğuna dikkat çekiyor.
Temel Bulgular: 2021-2022 dönemindeki OECD ve BM verilerine göre iklim finansmanın yalnızca beşte biri en az gelişmiş ülkelere ulaşıyor ve bu desteğin büyük kısmı borç yükünü artıran kredilerden oluşuyor.
Neden Önemli?: Fonların ihtiyaç önceliğine göre değil, siyasi ve ekonomik ağırlıklara göre dağılması, iklim finansmanında adalet ve etkinlik sorunlarını derinleştiriyor. Ayrıca kredi biçimindeki desteklerin borç yükü yaratarak düşük gelirli ülkelerde kırılganlığı artırma riski taşıdığı görülüyor.
Bir Adım Geriden: 100 milyar dolar vaadinin hala tam olarak karşılanmamış olması bu alanda ciddi bir güven sorununa yol açıyor. Finansman akışlarının izlenebilirliği verilen taahhütlerin değerlendirilmesi zorlaşıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan yeni çalışma, yenilenebilir enerji kaynaklarının önümüzdeki on yılda tüm büyük enerji kaynaklarından daha hızlı büyüyeceğini öngörüyor.
Temel Bulgular: Önümüzdeki beş yılda devreye girecek yenilenebilir enerji kapasitesinin son 40 yılın toplamını aşması bekleniyor. Bu büyümeyi elektrikli araçlar, veri merkezleri ve ısınma-soğutma talebi destekliyor.
Neden Önemli?: Yenilenebilir enerji artık çevresel bir tercih olmaktan çıkıp ekonomik ve sistemik bir dönüşümün merkezine yerleşirklen, uyum sağlayan ülkeler stratejik avantaj elde edecek.
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği ülkelerinin 2040 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine göre %90 azaltmasını öngören, bu hedefin %5’ine kadar kısmının uluslararası karbon kredileriyle karşılanmasına izin veren ve uygulama kalitesini güvence altına almak için izleme-raporlama mekanizmaları içeren yasa tasarısını onayladı.
Neden Önemli?: AB’nin 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda kritik bir ara dönüm noktası niteliği taşıyan bu gelişme, yoğun tartışmalara ve rekabetçi sanayi koşullarına rağmen AB’nin küresel emisyon azaltım sürecindeki liderlik pozisyonunu güçlendiriyor. Karbon kredisi kullanımı ve sanayi rekabeti gibi tartışmalı alanlarda net güvenceler getirilmesi ise iklim politikasının yalnızca çevresel bir gündem olmadığını, ekonomi ve sanayi politikalarıyla entegre şekilde yürütüleceğini gösteriyor.
✍ : Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change – UNFCCC)
Dokuzuncu sayısı yayımlanan 2025 Küresel İklim Eylemi Yıllığı: Marakeş Küresel İklim Eylemi Ortaklığı (Yearbook of Global Climate Action 2025: Marrakech Partnership for Global Climate Action), şehirler, bölgeler, şirketler ve sivil toplum gibi devlet dışı aktörlerin ilk Küresel Stok Değerlendirmesi’nin uygulanmasında artık merkezi bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.
UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, küresel iklim eylemi gündeminin bir ‘seferberlik platformundan’ uygulama odaklı bir araca dönüştüğünü vurgularken, COP30’da başarının anahtarının müzakerelerin gerçek ekonomiyle bütünleşmesi ve iklim eyleminin faydalarının toplumun tüm kesimlerine yayılması ile yakından ilişkili olduğunu ifade ediyor.
Kapsam
Rapor, küresel iklim eylemini altı eksen üzerinden izleyen Küresel İklim Eylemi Gündemi (GCAA) ile uyumlu bir yapı öneriyor. Enerji, sanayi ve ulaşımdan ormanlara, tarımdan kentlere ve toplumsal kalkınmaya kadar geniş bir eksen sunan rapor, verilen taahhütlerin yanı sıra gerçek performansı takip etmeyi hedefleyen dört tür veri sunuyor: küresel sosyoekonomik göstergeler, gönüllü iklim inisiyatiflerinin 10 yıllık ilerlemesi, NAZCA kayıtları ve ilk kez uygulanan inisiyatif düzeyinde gösterge sistemi.
Temel Bulgular
Rapor, küresel iklim eyleminin kritik eksenlerinde ilerleme kaydedildiğini ancak dönüşümün hız ve ölçek açısından hala yetersiz olduğunu ortaya koyuyor ve aşağıdaki tematik alanlarda öne çıkan eğilimlere dikkat çekiyor:
Aktör Katılımı: NAZCA Portalı, 2015 yılında 5.098 aktörle başladığı iklim eylemi takibini 2025 yılında 43.831 aktöre çıkararak büyük ölçüde genişletiyor. Bu artış, şehirlerden şirketlere, yatırımcılardan sivil toplum kuruluşlarına kadar çok çeşitli aktörlerin sürece katıldığını gösteriyor. 2025 itibarıyla portalda 20.832 şirket, 14.439 şehir, 1.808 yatırımcı ve 6.253 kuruluş iklim eylemine dair taahhütlerini kayıt altına almış durumda.

Öte yandan, 2020 yılında 149 olan gönüllü iklim inisiyatifi sayısı 2025 yılında 243’e çıkıyor, ancak bunların yalnızca 49’u ilerleme verisi sunuyor. UNFCCC, her yıl ortak raporlama sistemiyle bu inisiyatifleri gelişmelerini paylaşmaya çağırıyor ve bu süreç, şeffaflık ile etki takibi için kritik görülüyor.
Enerji ve Sanayi Dönüşümü: Yenilenebilir enerji kapasitesi iki katından fazla artıyor ve yeni projelerin büyük bölümü fosilden daha ucuz hale geliyor. Elektrikli araçlar ve temiz sanayi projeleri hız kazanıyor ancak şebeke yatırımları ve enerji verimliliği kritik bir tıkanma noktası olmaya devam ediyor. Geçiş hızlanıyor fakat sistemsel dönüşüm hedeflerin gerisinde kalıyor.

Orman ve Doğa: Doğa finansmanı artıyor ancak ormansızlaşma ve ekosistem kayıpları da artıyor ve bu durum finansman ile uygulama arasındaki uçurumu büyütüyor. Küresel korunan alanlar hala GBF hedeflerinin oldukça gerisinde kalıyor. Yerli toplulukların haklarında ilerleme görülse de ekosistem sağlığı net negatif yönde seyretmeye devam ediyor.
Tarım ve Gıda Sistemleri: Emisyon yoğunluğu azalıyor ve sürdürülebilir tarım uygulamaları yaygınlaşıyor ancak gıda kaybı ve israf artıyor. Sağlıklı beslenmeye erişemeyen nüfus genişliyor ve tarım arazilerinin bozulması sürüyor. Yatırım ve politika desteği dönüşüm ihtiyacını karşılamıyor.
Kentler ve Dayanıklılık: Şehirlerde erken uyarı sistemleri genişliyor, afet kaynaklı can kayıpları azalıyor ve kentsel uyum NDC’lere daha fazla entegre ediliyor. Buna rağmen iklim finansmanının çok küçük bir bölümü yerel yönetimlere ulaşıyor. Kentsel kırılganlık yüksek kalıyor ve finansal erişim sınırlı oluyor.
- Finans ve Teknoloji: Küresel iklim finansmanı katlanarak artıyor ve teknoloji yatırımları özellikle yapay zeka alanında hızla büyüyor. Öte yandan adaptasyon finansmanı, çok taraflı kalkınma bankalarının katkıları ve adil geçiş için gereken kaynaklar hala hedeflerin çok gerisinde kalıyor. Finansal sistem dönüşüm göstermekle birlikte eşitsiz ve yetersiz ilerliyor.
Rapora ulaşmak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.
🏥 İklim Değişikliğinin Sağlık Etkilerine Karşı Yeni bir Fon Kuruldu
📢 COP30’un Tam Ortasında Binlerce Kişi İklim Eylemi Çağrısı için Sokaklara Çıktı
🌆 Kentler Ulusal İklim Eylem Planlarında Giderek Daha Fazla Yer Buluyor
🌍 BM: 2040’a Kadar Mültecilerin Neredeyse Yarısı Aşırı Hava Olaylarıyla Karşı Karşıya Kalacak
📑 Yeni Anket: Türkiye’de Her 10 Kişiden Sekizi İklim Değişikliği Nedeniyle Endişeli