İçindekiler
Dünya’da ve Türkiye’de Çelik Üretimi
Küresel ham çelik üretimi, Mayıs 2025’te geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %3,8 düşüşle 158,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
- İlk üç ülke: Mayıs 2025’te Çin 86,6 milyon ton (yıllık %6,9 azalış), Hindistan ise 13,5 milyon ton (yıllık %9,7 artış) üretimle küresel ham çelik üretiminde ilk iki sırayı aldı. Üçüncü sıradaki Japonya’nın üretimi yıllık %4,7 azalışla 6,8 milyon ton oldu.
Türkiye’de ham çelik üretimi, Nisan 2025’te bir önceki yılın aynı dönemine göre %7 artışla 3 milyon ton oldu. Türkiye, böylece, küresel ham çelik üretiminde yedinci sıradaki konumunu korudu.
- Dış ticaret: Nisan 2025’te çelik ürünleri ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre %6 artışla 813,1 milyon dolar; ithalat ise %13 azalışla 1 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise, 2025 yılının Nisan ayında, geçen yılın aynı döneminden bu yana, %72,4’ten %83,4’e yükseldi.
- Değerlendirme: Ocak-Nisan döneminde kütük ithalatı %10,6, uzun ürün ithalatı ise dikkat çekici bir şekilde %14,6 arttı. İhracatın artmasına rağmen, çelik dış ticaret açığı 600 bin ton gibi yüksek bir seviyede kaldı.
OECD raporuna göre, küresel çelik kapasite fazlası 600 milyon tonu aşarak Türkiye için Uzakdoğu’dan dampingli ithalat tehdidini artırıyor. Bu kapasite fazlalığı, firmaların kârlılığını düşürerek yeşil dönüşüm çabalarını da olumsuz etkiliyor. Bu kapsamda sektörün sürdürülebilirliği için hurdaya alternatif girdiler yaratılması, dampingli ithalatın sınırlandırılması ve Dahilde İşleme Rejimi’nin yeniden düzenlenmesi gibi önlemlerin alınmasının önemli olduğu vurgulanıyor.
Çelik Gündeminde Öne Çıkan Gelişmeler
Avrupa Çelik Birliği (EUROFER), Avrupa’daki çelik tüketimi görünümünü aşağı yönlü revize etti. 2025 yılında çelik talebinde beklenen toparlanmanın jeopolitik belirsizlikler ve yavaşlayan ekonomik aktivite nedeniyle daha zayıf ve gecikmeli olacağı öngörülüyor.
- Ayrıntılar: Başta inşaat ve otomotiv olmak üzere çelik kullanan ana sektörlerdeki talep durgunluğu devam ediyor. Süregelen yüksek enerji fiyatları ve enflasyonist baskı, hem üreticilerin maliyetlerini artırıyor hem de tüketici talebini zayıflatıyor. Avrupa pazarı, Birlik dışından gelen ve genellikle daha düşük fiyatlı olan çelik ithalatının baskısı altında kalmaya devam ediyor. Bu durum, Avrupalı üreticiler için zorluk yaratıyor.
Eurometal’in haberine göre Avrupa’da yeşil çelik talebi, üreticilerin büyük yatırımlarına rağmen oldukça yavaş ve beklentilerin altında kalıyor. Üreticiler yeşil dönüşüm için milyarlarca avro yatırım yaparken, piyasanın bu ürünleri henüz istenen düzeyde benimsemediği belirtiliyor. Alıcıların, yeşil çelik için istenen fiyat farkını ödemeye isteksiz olmasının ve kimin bu ek maliyeti üstleneceği konusundaki belirsizliğin talebi frenleyen en önemli etkenlerden biri olduğu değerlendiriliyor.
- Çözüm: Haber dâhilinde yeşil çeliğe geçişin hızlanması için ya düzenleyici zorunlulukların (örneğin devlet tarafından getirilen kotalar veya teşvikler) artması ya da son tüketicinin bu ürünler için daha fazla ödemeyi kabul etmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye merkezli çelik üreticisi Erdemir, 2025 yılı sermaye harcamalarında en büyük payı yeşil dönüşüm odaklı –enerji verimliliğini artırmak, su tüketimini azaltmak ve üretim süreçlerini karbonsuzlaştırmak başlıklarını kapsayan– projelere ayıracak.
- Projeler: Erdemir’in tesislerini modernize etme ve karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) gibi yeni teknolojilere yatırım yapma planları olduğu belirtiliyor. Ayrıca, üretimde hidrojen kullanımı gibi yenilikçi yöntemler de araştırılıyor.
Lüksemburg merkezli çelik üreticisi ArcelorMittal, Almanya’daki iki fabrikasını karbon nötr üretime geçirme planlarını, ülkenin enerji maliyetlerinin çok yüksek olması nedeniyle iptal ettiğini duyurdu. Böylece şirket 1,5 milyar dolar tutarında kamu sübvansiyonunu reddetme kararı aldı.
- Neden önemli? Şirketin bu kararının önceki hükümetin başlattığı yeşil hidrojen stratejisine gölge düşürdüğü ve ithalatı artırarak tüm Avrupa çelik endüstrisine zarar vereceği değerlendiriliyor.
Polonya Sanayi Bakanlığı tarafından hazırlanan Çelik Sektörü Eylem Planı, ülkede enerji üretiminin büyük bir kısmının hâlen kömür bazlı kaynaklardan sağlandığını, iş yapma maliyetlerinin yüksek olduğunu ve Polonyalı çelik üreticilerinin yabancı rakiplerine kıyasla çok daha zor durumda olduğunu ortaya koyuyor.
- Öne çıkan maddeler: Eylem planı kapsamında sektörde düşük karbonlu üretim teknolojilerine geçişi desteklemek üzere metalurji araştırma ve geliştirme faaliyetlerine özel bir fon oluşturulacağı belirtiliyor. Öte yandan hurda ihracatını kolaylaştırmak ve yerli çelik üreticilerinin rekabet gücünü artırmak üzere, sektörün Ulusal Vergi İdaresi tarafından uygulanan bir ticaret önlemi olan SENT sisteminden çıkarılması planlanıyor.
Almanya merkezli çelik üreticisi Salzgitter Group, İsveçli otomotiv üreticisi Volvo Cars ile kapalı döngü kurarak ortaklığını genişlettiğini ve hâlihazırda yüksek kaliteli yassı çelik tedarik ettiği firmaya 2026 yılında çelik hurda tedarik edeceğini duyurdu.
- Nasıl? Salzgitter, tek vagonlu bir sistem kullanarak İsveç’e trenle yassı çelik tedarik ediyor. Gelecekte, çeliğin Volvo Cars’a teslim edilmesi, kısa transit süreleri ve maksimum kapasite kullanımı ile doğrudan ve hızlı, sofistike bir servis konsepti aracılığıyla hurda olarak geri dönmesi planlanıyor.
Finlandiya merkezli paslanmaz çelik üreticisi Outokumpu, Circle Green® markası altında ürettiği yeşil paslanmaz çeliği Fransa merkezli demiryolu araçları üreticisi Alstom’a tedarik edeceğini duyurdu. Alstom, bu çeliği en yeni nesil Metropolis metro vagonlarında kullanacak.
- Neden önemli? Bu işbirliği, Fransız şirketin 2030 yılına kadar ürün ve hizmetlerinden kaynaklanan emisyonları %30 oranında azaltmasına yardımcı olacak.
Hindistan merkezli çelik üreticisi Tata Steel, daha geniş kapsamlı karbon salımını azaltma yol haritasının bir parçası olarak, önümüzdeki 10-15 yıl içinde geri dönüşüm yoluyla yıllık 15 milyon ton çelik üretimi hedefliyor. Bu büyümenin önemli bir kısmının, hurda bazlı elektrik ark ocakları gibi düşük karbon teknolojilerine dayanması bekleniyor.
- Karbonsuzlaşma adımları: Tata Steel, Birleşik Krallık’taki Port Talbot tesisinde yüksek fırınları EAF’lerle değiştirerek net sıfır hedefine doğru önemli bir adım attı. Şirketin tüm Avrupa yüksek fırınlarının 2035 yılına kadar aşamalı olarak kapatması bekleniyor.
- Hindistan için uyarı: Araştırma grubu Global Energy Monitor ise Hindistan’ın çelik üretimini 2030 yılına kadar ikiye katlama yönündeki planlarına, ülkenin mevcut kömür bazlı üretim teknolojilerine olan bağlılığına dikkat çekiyor. Karbonsuzlaşma adımlarının hızlandırılması konusunda uyarıda bulunuyor.
Çin’de, çelik sektörünün şimdiden %80’i yeni ve katı çevre standartlarına uygun hâle getirildi. Bugüne kadar 830 milyon tonluk üretim kapasitesi, ultra düşük emisyon standartlarını karşılayacak şekilde modernize edildi. Böylece “ultra düşük emisyon” programında sona yaklaştığı ifade ediliyor. Geriye kalan çelik tesislerinin de 2025 sonu olan nihai tarihe kadar dönüşümü tamamlaması bekleniyor.
- Neden önemli? Bu dönüşüm, yalnızca baca gazı salımlarını değil, ham madde taşımacılığından depolamaya kadar üretimin tüm aşamalarındaki partikül madde, kükürt dioksit ve azot oksit salınımlarını kapsayan bütüncül bir yaklaşımı içeriyor.
Japonya merkezli çelik üreticisi Nippon Steel, karbon emisyonlarını azaltma stratejisi kapsamında ülkede bulunan üç tesisinde elektrik ark ocaklarına toplam 6 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Şirket, ayrıca, ülkedeki Yeşil Dönüşüm Teşvik Yasası kapsamında hükümetten 1,75 milyar dolar sübvansiyon da alacak.
- Nasıl? Kyushu tesisinde yıllık yaklaşık iki milyon mt üretim kapasitesine sahip yeni bir elektrik ark ocağı inşa edecek. Setouchi tesisindeki elektrik ark ocağı kapasitesini yıllık yaklaşık 500.000 mt’a çıkaracak ve Yamaguchi tesisinde yıllık 400.000 mt üretim kapasitesine sahip bir elektrik ark ocağını yenileyecek.
- Üç ana teknoloji: Şirketin karbonsuzlaşma stratejilerini üç ana teknoloji oluşturuyor: Büyük EAF’lerde yüksek kaliteli çelik üretimi, yüksek fırınlara hidrojen enjeksiyonu ve hidrojen kullanarak DRI üretimi. DRI teknolojisi, demir cevherini kok kömürü yerine hidrojenle indirgeyerek çelik üretimindeki karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltıyor.
- Öte yandan: Bir diğer Japonya merkezli çelik üreticisi Kobe Steel ise karbonsuzlaştırma faaliyetlerini de içeren çelik üretimi yatırım hedeflerini, geleceğe yönelik belirsizliğin artması ve finansal gücünü korumak amacıyla düşürdüğünü duyurdu.
Fastmarkets’ın yeşil çelik fiyatlamaları, düşük karbon emisyonlu çelik üretmenin ek maliyetini yansıtmak üzere yayınlandı. Oluşturulan yeni fiyatlandırma araçlarıyla yeşil çelik piyasasına şeffaflık getirilmesi ve alıcılar ile satıcılar için bir referans noktası (benchmark) oluşturulması ve böylece düşük karbonlu çelik için fiziksel ve finansal sözleşmelerin yapılmasının kolaylaştırılması hedefleniyor.
- Nasıl? Fiyatlar, standart çelik üretimine kıyasla daha az karbon salımıyla üretilen çelik için ton başına ek maliyeti bir “fark” veya “prim” olarak gösterecek. Bu prim, Avrupa’da sıcak haddelenmiş rulo (HRC) için belirlenen geleneksel fiyatın üzerine eklenecek.
- Neden önemli? Bu girişim, çelik üreticilerinin karbonsuzlaştırma yatırımlarının maliyetini yansıtmalarına olanak tanırken, çelik alıcılarına da (örneğin otomotiv sektörü) düşük karbonlu ürünleri tedarik etmeleri için net bir fiyatlandırma mekanizması sunar. Bu, tüm tedarik zincirinin yeşil dönüşümünü destekleyen kritik bir adım olarak görülmektedir.
Raporlar ve değerlendirmeler
Dünya Çelik Birliği’nin (worldsteel) “World Steel in Figures 2025” raporu, 2024 yılı itibarıyla küresel çelik endüstrisinin genel görünümünü ve temel verilerini ortaya koyuyor. Rapor, üretimden tüketime, ticaretten sürdürülebilirlik göstergelerine kadar geniş bir yelpazede önemli bilgiler sunuyor: 2024 yılında küresel ham çelik üretimi 1 milyar 885 milyon ton olarak gerçekleşti. Kişi başına nihai çelik ürünleri tüketimi ise 214,7 kg oldu. 2023 verilerine göre, dökülen her bir ton ham çelik için ortalama 1.92 ton CO2 salımı gerçekleşti. Küresel ham çelik üretiminin %70,4’ü entegre tesislerdeki Bazik Oksijen Fırını (BOF) yöntemiyle, %29,1’i ise Elektrik Ark Ocakları (EAF) ile yapıldı.
Global Energy Monitor’un “Pedal to the Metal 2025” başlıklı raporu, çelik endüstrisinin karbonsuzlaşma çabalarının, özellikle de kömüre dayalı geleneksel Yüksek Fırın (BF-BOF) üretiminden daha temiz olan Elektrik Ark Ocağı (EAF) yöntemine geçişin yetersiz kaldığını vurguluyor: Rapor, küresel çelik üretim kapasitesinin sadece dörtte birinin (%25) önümüzdeki on yıl içinde EAF teknolojisine geçmeyi planladığını belirtiyor. Bu oran, Paris Anlaşması’nın iklim hedeflerine ulaşmak için gerekenin çok altında. Daha da endişe verici olan ise, geliştirilmekte olan yeni çelik üretim kapasitesinin büyük bir kısmının (%68) hala kömür bazlı yüksek fırın teknolojisine dayanması. Öte yandan rapor, çelik endüstrisinin karbonsuzlaşması için gereken devasa finansmanın sağlanmasında zorluklar yaşandığını ve kamu ile özel sektörün bu dönüşümü hızlandırmak için yeterli yatırım yapmadığını belirtiyor.
Çevre kuruluşu SteelWatch tarafından hazırlanan “No Time For Caution” (Tedbirli Olma Zamanı Değil) başlıklı rapor, Japonya merkezli çelik üreticisi Nippon Steel’in iklim stratejisini eleştiriyor. Rapor, şirketin iklim hedeflerinin yetersiz, yavaş ve kömüre bağımlı olduğunu öne sürerek, küresel iklim hedefleriyle uyumlu, acil ve radikal bir dönüşüm çağrısında bulunuyor. Nippon Steel, bir yandan karbonsuzlaşma hedeflerinden bahsederken diğer yandan kömüre olan bağımlılığını artırıyor. Hidrojen bazlı doğrudan indirgenmiş demir (H2-DRI) gibi kanıtlanmış yeşil çelik teknolojilerini benimsemekte yavaş kalıyor. Yurt dışı genişleme stratejileri, şirketin karbon ayak izini daha da artırıyor. Rapor, Nippon Steel’in kömürden çıkış için net bir tarih belirlemesi, bilime dayalı ara hedefler koyması, kanıtlanmış yeşil teknolojileri hızla benimsemesi ve yurt dışı operasyonlarını da kapsayan şeffaf bir iklim stratejisi oluşturması gerektiğini vurguluyor.
The Climate Group’un SteelZero girişimi ve SteelWatch tarafından hazırlanan “The Role of Scrap Steel in Decarbonisation” başlıklı rapor, hurda çeliğin çelik endüstrisinin karbondan arındırılmasında merkezi ve vazgeçilmez bir rol oynadığını vurguluyor. Rapor, hurdanın daha verimli kullanılmasının, emisyonları azaltmada en hızlı ve en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirtiyor: Rapor, hurda kullanımının maksimize edilmesinin, sektörün kısa ve orta vadeli iklim hedeflerine ulaşması için en önemli strateji olduğunu belirtiyor. Çünkü hurda çeliği kullanarak Elektrik Ark Ocağı (EAF) yöntemiyle üretim yapmak, geleneksel demir cevherinden Yüksek Fırın (BF-BOF) yöntemiyle yapılan üretime göre %75’e varan oranda daha az karbon emisyonu yaratıyor. Rapor, hurda çeliği “karbonsuzlaşmanın ilk yakıtı” olarak tanımlayarak, bu değerli ikincil hammaddenin potansiyelini tam olarak kullanmak için küresel ölçekte daha akıllı ve daha koordineli çabalara ihtiyaç duyulduğunu güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yayımladığı “Çelik Görünümü 2025” raporu, küresel çelik sektörünü artan atıl kapasite, durgun talep ve tırmanan ticaret gerilimleri etrafında değerlendiriyor: 2025-2027 yılları arasında 165 milyon ton yeni kapasitenin devreye girmesiyle toplam atıl kapasitenin 721 milyon tona ulaşması bekleniyor. Kapasitedeki bu büyük artışa karşın küresel çelik talebinin 2030’a kadar yıllık sadece %0,7 gibi çok yavaş bir oranda büyümesi öngörülüyor. Arz ve talep arasındaki bu dengesizliğin, kapasite kullanım oranlarının %70 seviyelerine kadar gerilemesine neden olabileceği belirtiliyor. Rapor, küresel çelik sektörünün yapısal bir krizle karşı karşıya olduğu ve bu durumun temelinde yatan atıl kapasite ile piyasa bozucu politikalar ele alınmadıkça, piyasa istikrarsızlığının, ticaret savaşlarının ve karbonsuzlaşma çabalarının sekteye uğramasının kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunuyor.
Finans gözlemcisi Reclaim Finance tarafından yayımlanan “Financing Glencore: European banks still backing coal expansion” başlıklı rapor, madencilik devi Glencore’un iklim hedefleriyle çelişen kömür genişletme planlarının, önde gelen Avrupa bankaları tarafından finanse edilmeye devam ettiğini ortaya koyuyor: Rapor, Ocak 2024’ten bu yana dokuz büyük Avrupa bankasının, Glencore adına ihraç edilen toplam 8 milyar dolarlık tahvil anlaşmasına katıldığını belgeliyor. Bu finansmanın en sonuncusu Nisan 2025’te gerçekleşti. Politikalardaki Boşluklar: Finansmanı sağlayan Barclays, BBVA, Commerzbank, Deutsche Bank,
HSBC, ING, Santander, Standard Chartered ve UBS gibi bankaların çoğunun termal kömüre finansmanı kısıtlayan politikaları bulunuyor.
Etkinlikler
Steel Market Update: Steel Summit
| 25-27 Ağustos 2025 (Atlanta, ABD)
| 6-8 Eylül 2025 (Mısır)
| 24-27 Eylül 2025 (İstanbul, Türkiye)
Saudi International Iron & Steel Conference 2025
| 14-16 Ekim 2025 (Riyad, Suudi Arabistan)
International Steel & Metallurgy Exhibition 2025
| 30 Ekim – 2 Kasım 2025 (Kolkata, Hindistan)
| 17-19 Kasım 2025 (Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri)
Stainless Steel World Conference & Expo 2025
| 18-20 Kasım 2025 (Maastricht, Hollanda)