İklim Gündemi

SEFiA İklim Gündemi #100 | 1,5°C Aşımını Sınırlamak ve Geri Dönüş Yolunu Açık Tutmak

sefia-iklim-gundemi-100-web

Bugün, 3 Eylül 2026.

SEFiA İklim Gündemi’nin 100. sayısına hoş geldiniz…

Bu sayıda, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environment Programme – UNEP) tarafından hazırlanan “1,5°C Aşımını Sınırlamak ve Geri Dönüş Yolunu Açık Tutmak” raporunu merkeze alıyoruz.

Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!

Keyifli okumalar,

* Aşağıdaki sesli özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur ve bazı detayları içermeyebilir. Tüm bilgiler için bültenin tamamını okumanızı öneririz.

99 Sayıda En Çok Ne Konuştuk?

SEFiA COP31’e Doğru İklim Ajandası

Adil Geçiş, her bölgenin kendi ekonomik, sosyal ve çevresel koşullarını gözeten bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor.

Videocast serimizin bu bölümünde, yerelde adil geçiş yaklaşımlarını farklı ülkeler ve Türkiye örnekleri üzerinden ele alıyoruz. Ayrıca, bölgesel dönüşümün nasıl daha kapsayıcı ve sürdürülebilir biçimde tasarlanabileceğini tartışıyoruz.

 

Avrupa’da kömürden elektrik üretiminin sona erdirilmesi, jeopolitik ve ekonomik şoklara rağmen sürdürülüyor. Yunanistan son kömür santralını kapatmaya hazırlanırken, İtalya da en büyük iki kömür santralını devre dışı bırakacak.

  • Temel Bulgular: Yunanistan’ın Ptolemaida V santralını kapatmasıyla 2026 sonbaharında kömürden tamamen çıkması bekleniyor. 2025 yılında Danimarka, Finlandiya, Fransa, İtalya, Slovakya ve İspanya’da kömürün elektrik üretimindeki payı %1,5’in altında kaldı. Bu ülkelerin de aralarında bulunduğu 9 Avrupa ülkesi, 2030 yılına kadar kömürden tamamen çıkmayı planlıyor.

  • Neden Önemli?: Avrupa’daki gelişmeler, yenilenebilir enerji ve temiz esneklik çözümlerinin kömürün yerini alabildiğini gösteriyor. Kömür santrallarının desteklerle işletilmeye devam edilmesi, daha ucuz ve temiz bir enerji sistemine geçişi geciktirebilir.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların küresel enerji piyasalarında kalıcı bir güven kaybı yarattığını ve dünyanın bugüne kadarki en büyük enerji kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

  • Temel Bulgular: Hürmüz Boğazı’ndan günlük enerji geçişi savaş öncesindeki 25 milyon varilden yaklaşık 15 milyon varile geriledi. Petrol fiyatlarını sınırlayan arz fazlası ve IEA’nın piyasaya sunduğu 400 milyon varillik stratejik stok da tükenme noktasına yaklaştı. Rafineri kayıpları ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle dizel, jet yakıtı ve gübre tedarikinde ciddi riskler var.

  • Neden Önemli?: Krizin uzaması ulaşım, tarım ve gıda fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi etkileyebilir. Gelişmeler, enerji ithalatına bağımlı ülkeler açısından kaynak çeşitlendirmesinin ve yenilenebilir enerji ile elektrifikasyon yatırımlarının önemini artırıyor.

El Niño iklim olaylarının küresel ekonomi üzerindeki etkilerini inceleyen güncel çalışmalar, üretim, ticaret ve fiyatlar üzerindeki kayıpların olay sona erdikten sonra da yıllarca sürebildiğini gösteriyor.

  • Temel Bulgular: Dartmouth College araştırmacılarına göre 1982-1983 El Niño’su küresel ekonomide 4,1 trilyon, 1997-1998 döneminde ise 5,7 trilyon dolarlık gelir kaybına yol açtı. Yalnızca 2023 yılındaki El Niño’nun 2029 yılına kadar 3 trilyon dolarlık kayıp yaratabileceği, 21. Yüzyıldaki toplam maliyetin ise 84 trilyon dolara ulaşabileceği hesaplanıyor. Güçlü bir El Niño’nun küresel gıda emtia fiyatlarını yaklaşık 2 yıl boyunca artırabileceği belirtiliyor.

  • Neden Önemli?: El Niño’nun tarım, enerji, madencilik ve lojistik üzerindeki etkileri gıda ve emtia fiyatlarını yükselterek enflasyonu, kamu maliyesini ve ekonomik büyümeyi uzun süre baskılayabilir.

Karbon Piyasaları için Açık Koalisyon’a Gana ve Lüksemburg ile birlikte dahil olan son üyelerden biri olan Türkiye, zorunlu karbon piyasaları ve karbon fiyatlandırma mekanizmaları alanında ülkelerarası iş birliğini geliştirmeyi amaçlıyor.

  • Temel Bulgular: Türkiye’nin üyeliği, Koalisyonun dönem başkanı Brezilya tarafından 11 Ağustos 2026 tarihinde resmen bildirildi. COP30 döneminde kurulan yapı, karbon fiyatlandırması, izleme, raporlama ve doğrulama sistemleri, karbon muhasebesi ve farklı karbon piyasalarının birlikte işlerliği alanlarında deneyim paylaşımına odaklanıyor.

  • Neden Önemli?: Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin uluslararası uygulamalarla uyumunu destekleyebilir ve COP30’dan Türkiye’nin üstleneceği COP31 Başkanlığı’na uzanan süreçte karbon piyasaları alanındaki iş birliğini güçlendirebilir.

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, ulusal karbon piyasasının kapsamını, izin süreçlerini ve temel işleyiş kurallarını belirliyor.

  • Temel Bulgular: Yıllık emisyonu 50 bin ton CO₂ eşdeğerini aşan tesisler sisteme dahil edilecek. İşletmelerin 5 yıl geçerli emisyon izni alması ve doğrulanmış emisyonlarına karşılık gelen tahsisatları teslim etmesi gerekecek. Ücretsiz tahsisatların yanında ihale ve ikincil piyasa işlemleri de uygulanacak. Ayrıca, piyasa EPİAŞ tarafından işletilecek. Sistem, kapsamı ve süresi daha sonra belirlenecek bir pilot dönemle başlayacak.

  • Neden Önemli?: Türkiye’de emisyonlara maliyet yükleyecek ulusal karbon piyasasının hukuki altyapısını oluşturan yönetmeliğin emisyon azaltımındaki etkisini, üst sınır ve ücretsiz tahsisat düzeyi ile yaptırımların uygulanması belirleyecek.

COP31 Başkanlığı 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek konferansın 12 tematik gününü açıkladı. Program iklim eyleminin öncelikli alanlarını politika diyalogları, uzman panelleri ve iş forumlarıyla ele alacak.

  • Temel Bulgular: Programda gıda, enerji, sıfır atık, dayanıklı şehirler, finans, eğitim ve beceriler, sanayi ve teknoloji, doğa ve arazi kullanımı ile sosyal kalkınma öne çıkıyor. Dünya Liderleri İklim Eylemi Zirvesi 11-12 Kasım’da gerçekleştirilecek.

  • Neden Önemli?: Program, COP31’de siyasi ve finansal öncelik kazanacak alanları belirlerken iklim taahhütlerinin uygulamaya ve ortaklıklara dönüştürülmesi için bir çerçeve sunuyor.

Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Ege Denizi’ni de kapsayan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi’nin Türkiye açısından hukuki sonuç doğurmayacağını açıkladı.

  • Temel Bulgular: Yunanistan’ın yeni düzenlemesi, güneş ve rüzgar santralları ile enerji depolama tesislerinin kurulabileceği alanları belirliyor. Korunan doğal ve kültürel alanlara sınırlamalar getirirken denizlerdeki yenilenebilir enerji projeleri için de özel kurallar oluşturuyor. Türkiye ise Ege’deki tek taraflı planlamaların mevcut hukuki pozisyonunu etkilemeyeceğini belirterek kıyıdaş ülkeler arasında iş birliği çağrısı yaptı.

  • Neden Önemli?: Deniz üstü yenilenebilir enerji yatırımlarının büyümesi, enerji dönüşümünün yanında deniz yetki alanları ve egemenlik tartışmalarını da gündeme getiriyor. Bölgesel iş birliği, projelerin hukuki belirsizlikler ve siyasi gerilimler nedeniyle gecikmesini önleyebilir.

EPDK Elektrik Piyasası Sektör Raporları tarafından sunulan verilere göre, Türkiye’de elektrik kurulu gücünde son bir yılda gerçekleşen artışın %88’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı.

  • Temel Bulgular: Yenilenebilir enerji kurulu gücü Haziran 2026 itibarıyla 78,8 gigavata, toplam kapasitedeki payı ise %62,5’e ulaştı. Güneş ve rüzgar, yenilenebilir kapasite artışının %97’sini oluşturdu. Yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı da 2025’in ilk yarısındaki %47,4 seviyesinden 2026 yılının aynı döneminde %61,5’e yükseldi.

  • Neden Önemli?: Güneş ve rüzgar kapasitesindeki büyüme Türkiye’nin fosil yakıt ve enerji ithalatı bağımlılığını azaltabilir. Üretimdeki artışın kalıcı hale gelmesi, şebeke ve depolama yatırımlarının hızlandırılmasına ve hidroelektrik üretiminin yağış koşullarına bağımlılığının yönetilmesine bağlı olacak.

✍ : Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)

Limiting Overshoot raporu, küresel emisyon azaltımlarının 1,5°C eşiğinin aşılmasını önlemek için yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Eşiğin önümüzdeki birkaç yıl içinde aşılması beklenirken, en iyimser senaryoda dahi sıcaklık artışının 1,8 °C’de zirve yapacağı öngörülüyor. Rapor, bu aşımın Paris Anlaşması hedefinden vazgeçilmesi anlamına gelmediğini, emisyonların hızla azaltılarak aşımın mümkün olduğunca küçük ve kısa tutulması gerektiğini vurguluyor.

COP31 Başkanı Murat Kurum, 1,5 °C üzerindeki sıcaklıkların yeni bir hedef olarak kabul edilemeyeceğini belirtiyor. Elektrifikasyon, metan azaltımı ve kentler ile kıyı ekosistemlerinin iklim direncinin güçlendirilmesi COP31’in öncelikli uygulama alanları arasında yer alıyor.

Kapsam

Sıcaklık aşımı, 1,5 °C eşiğinin geçici olarak aşılması, sıcaklık artışının bir noktada zirveye ulaşması ve ardından yeniden 1,5 °C’ye veya bu seviyenin altına düşmesi süreçlerini kapsıyor. “Aşım, zirve ve düşüş” yolu olarak tanımlanan bu yol, güvenli veya tercih edilen bir gelecekten ziyade mevcut koşullarda zararları sınırlamak ve Paris Anlaşması hedeflerine geri dönüş olasılığını korumak için kalan en iyi seçenek olarak değerlendiriliyor.

Temel Bulgular

  • Küresel yanıt üç eşzamanlı aşamaya dayanıyor: emisyonların hızla azaltılması ve acil uyum önlemleri, zirve sıcaklığın sınırlandırılarak net sıfıra ulaşılması, ardından net negatif emisyonlarla sıcaklıkların düşürülmesi.

  • Emisyon azaltımı ve uyum tüm aşamalarda birlikte ilerlemeli. Net sıfır nihai hedef değil, sıcaklıkların yeniden 1,5 °C’ye düşürülmesi için gerekli net negatif emisyon yolunda bir ara aşama olarak görülüyor.

  • Karbondioksit giderimi emisyon azaltımının yerine geçemez. Mevcut ölçekte ağaçlandırma, sıcaklık artışını yalnızca 0,1 °C azaltmak için 100 yıldan uzun sürebilir.

  • Etkili uyum önlemleri alınmazsa küresel gıda üretimi 2050’ye kadar yüzde 14 oranında azalabilir. Buzullar ise 2100’e kadar kütlelerinin dörtte birinden fazlasını kaybederek deniz seviyesini 9-12,5 santimetre yükseltebilir.

  • Sıcaklık artışının yaklaşık 1,8°C’nin üzerine çıkması, 21. yüzyıl içinde yeniden 1,5 °C’ye dönülmesini giderek zorlaştırıyor ve geri döndürülemez iklim eşiklerinin aşılması riskini artırıyor.

  • Sıcaklıklar yeniden düşürülse bile deniz seviyesindeki yükselme, tür kayıpları, zorunlu yer değiştirme ve geçim kaynaklarındaki dönüşüm gibi bazı etkiler kalıcı olacak.

  • İklim finansmanı, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme artırılmalı. Tarihsel sorumluluğu ve finansal kapasitesi daha yüksek ülkeler daha hızlı hareket ederken, kırılgan ülkeler ve topluluklar karar süreçlerine doğrudan dahil edilmeli.

Limiting Overshoot raporuna ulaşmak için tıklayın.

Benzer Yazılar