Çelik Gündemi

SEFiA Çelik Gündemi #22: Yeşil Çelik Yatırımları ve Dönüşüm Finansmanı

sefia-celik-gundemi-22-web

İçindekiler

Dünya’da ve Türkiye’de Çelik Üretimi

Küresel ham çelik üretimi, Haziran 2026’da geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %1,7 artışla 155,7 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

  • İlk üç ülke: Haziran 2026’da Çin 83,7 milyon ton (yıllık %0,4 artış), Hindistan ise 14,1 milyon ton (yıllık %4,5 artış) üretimle küresel ham çelik üretiminde ilk iki sırayı aldı. Üçüncü sıradaki ABD’nin üretimi yıllık %3,5 artışla 7,2 milyon ton oldu.

 

Türkiye’de ham çelik üretimi, Haziran 2026’da bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,7 artışla 3,3 milyon ton oldu. Türkiye, böylece, küresel ham çelik üretiminde yedinci sıradaki konumunu korudu.

  • Dış ticaret: Haziran 2026’da çelik ürünleri ihracatı, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,7 artışla, 1,2 milyar dolar; ithalat ise %3,7 artışla 1,2 milyar dolar oldu. 2026 yılının ilk yarısında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, %80’den %83 seviyesine yükseldi.


Değerlendirme:
Türk çelik sektörü, 2026 yılının ilk yarısında üretim ve ihracatta güçlü bir performans sergileyerek küresel rekabet gücünü korumuştur. Haziran ayında ham çelik üretiminin %14,7 artışla 3,3 milyon tona ulaşmasıyla birlikte, ilk altı aylık üretim %8,1 artarak 19,8 milyon tona yükselmiş ve Türkiye dünyanın en büyük ham çelik üreticileri arasında 7. sıradaki yerini muhafaza etmiştir. Haziran ayında ihracatta kaydedilen %28,4’lük artış sayesinde yılın ilk yarısı %2,5’lik ihracat artışıyla tamamlanırken, özellikle Orta Doğu, Güney Amerika ve İngiltere pazarlarında güçlü büyüme kaydedilmiştir. Buna karşılık, AB pazarı yılın ilk yarısında zayıf seyrini sürdürmüş ve ihracatın gerilediği tek bölge olmuştur. Üretim ve ihracattaki olumlu tabloya rağmen, Uzak Doğu ve özellikle Çin kaynaklı ithalatın yüksek seviyelerini koruması, haksız rekabet baskısının devam ettiğini göstermektedir. Sektörün yüksek katma değerli ve düşük karbonlu üretime dönüşümünü hızlandırabilmesi için uygun finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve yerli üretimi koruyacak etkin ticaret politikalarının kararlılıkla uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Çelik Gündeminde Öne Çıkan Gelişmeler

Hydnum Steel, İspanya’nın Puertollano kentinde kurmayı planladığı düşük emisyonlu çelik tesisi için devlet destekli kalkınma finansmanı kuruluşu COFIDES tarafından yönetilen Eş Yatırım Fonu’ndan 150 milyon Euro’luk yatırım taahhüdü aldı. Projenin İber Yarımadası’nın ilk temiz çelik tesisi olması planlanıyor.

  • Neden Önemli: Finansman taahhüdü, büyük ölçekli yeşil çelik projelerinde teknoloji kadar sermayeye erişimin de dönüşümün belirleyici unsurlarından biri olduğunu gösteriyor. Kamu destekli yatırımın özel sermaye ve borç finansmanıyla birlikte kullanılması, yüksek başlangıç maliyetine sahip düşük emisyonlu üretim projelerinin uygulama aşamasına taşınmasında risk paylaşımının önemini ortaya koyuyor.
  • Ayrıntılar: FOCO yatırımının, yaklaşık 600 milyon Euro öz kaynak ve 1 milyar Euro borç finansmanından oluşan, toplamda 1,5 milyar Euro’yu aşması beklenen finansman paketinin bir parçası olduğu belirtiliyor. Yıllık 2,7 milyon ton yassı çelik üretmesi planlanan tesisin elektrik ark ocakları, yenilenebilir elektrik ve yeşil hidrojen kullanarak geleneksel yüksek fırın rotasına kıyasla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını %98’e kadar azaltması hedefleniyor.
  • Öte Yandan: Hydnum Steel, 500 MW kapasiteli şebeke bağlantısına erişim sağlandığını ve inşaat çalışmalarının 2026 sonuna kadar başlamasının planlandığını belirtiyor. Şirket ayrıca tesisin faaliyete geçmesinden sonraki ilk beş yıllık planlanan yeşil çelik üretiminin tamamı için satış anlaşmaları imzalandığını bildirerek projenin talep tarafında da ilerleme kaydettiğine işaret ediyor.

Çin’in yeşil çelik dönüşümü, ülkenin demir cevheri tedarikindeki pazarlık gücünü artırmaya yönelik politikalarıyla birlikte Avustralyalı madencilik şirketleri BHP, Rio Tinto ve Fortescue’nun uzun vadeli stratejilerini yeniden değerlendirmesine yol açıyor.

  • Neden Önemli: Çin, Avustralya’nın demir cevheri ihracatının yaklaşık %70’ini satın alırken aynı zamanda dünyanın en büyük çelik üreticisi konumunda bulunuyor. Bu nedenle Çin’de kömür yoğun yüksek fırın üretiminden daha düşük emisyonlu rotalara geçiş, yalnızca çelik üreticilerinin teknoloji tercihlerini değil, küresel demir cevheri talebinin kalite bileşimini ve Avustralya’nın ihracat modelini de dönüştürebilir.
  • Ayrıntılar: DRI bazlı üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte en az %67 demir içeriğine sahip yüksek kaliteli cevherlere yönelik talebin artması bekleniyor. Buna karşılık Avustralya cevherlerinin ortalama demir içeriğinin yaklaşık %62, bazı Fortescue ürünlerinin ise %60’ın altında olması, ülkenin mevcut cevher portföyü açısından önemli bir uyum ihtiyacı yaratıyor. Çin’in çelik sektörünü emisyon ticaret sistemine dahil etmesi ve yeşil hidrojeni stratejik sektör olarak desteklemesi de bu eğilimi güçlendiriyor.
  • Öte Yandan: BHP ve Rio Tinto, BlueScope Steel, Mitsui Iron Ore Development ve Woodside Energy ile birlikte yürüttükleri NeoSmelt pilot projesiyle daha düşük kaliteli Avustralya cevherlerini düşük emisyonlu demir üretiminde kullanabilecek teknolojiler geliştirmeye çalışıyor. Bu yaklaşım, yeşil çelik dönüşümünün maden şirketlerini yalnızca daha yüksek kaliteli cevher üretmeye değil, mevcut cevherlerin yeni üretim rotalarına uyarlanmasına yönelik teknoloji yatırımlarına da yönelttiğini gösteriyor.

Stegra ve Alman çelik işleme şirketi Wuppermann, İsveç’in Boden kentinde üretilecek sıfıra yakın emisyonlu çelik ürünlerinin galvanizlenmesine yönelik uzun vadeli fason üretim anlaşması imzaladı.

  • Neden Önemli: İş birliği, düşük emisyonlu çeliğin yalnızca birincil üretim aşamasında değil, galvanizleme gibi üretim sonrası işlemlerde de düşük karbon ayak izinin korunmasını hedefleyen entegre değer zincirlerinin oluşmaya başladığını gösteriyor. Bu tür ortaklıklar, yeşil çeliğin inşaat, makine ve çelik işleme sektörlerine ticari ölçekte taşınması açısından talep tarafını güçlendirebilir.
  • Ayrıntılar: Anlaşma kapsamında Stegra’nın Boden tesisinde üreteceği çelik, Wuppermann’ın Hollanda’daki bağlı kuruluşu Wuppermann Staal Nederland tarafından galvanizlenecek. Şirket, Hollanda’daki şerit galvanizleme tesisinin kendi geliştirdiği Heat-to-Coat prosesi sayesinde Avrupa’daki benzer tesisler arasında en düşük karbon ayak izlerinden birine sahip olduğunu belirtiyor.
  • Öte Yandan: Taraflar, sıfıra yakın emisyonlu birincil çelik ile düşük emisyonlu galvanizleme teknolojisini bir araya getirerek sürdürülebilir çelik ürünleri için yeni bir değer zinciri standardı oluşturmayı hedefliyor. Bu gelişme, düşük karbonlu üretimde ürünün fabrika kapısından çıktıktan sonraki işleme aşamalarının da giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.

Avrupa Çelik Birliği (EUROFER), AB Emisyon Ticaret Sistemi’nde ücretsiz tahsisatların 2033 sonuna kadar kaldırılmasını öngören çerçeve altında, uygun maliyetli temiz elektrik ve hidrojen sağlanmadan Avrupa çelik sektörünün bu tarihe kadar tamamen karbonsuzlaşmasının gerçekçi olmadığını belirtti.

  • Neden Önemli: EUROFER’in değerlendirmesi, Avrupa’da karbon fiyatlandırmasının sıkılaşması ile çelik üretiminin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısının gelişme hızı arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekiyor. Düşük emisyonlu üretim için milyarlarca Euroluk yatırım yapması beklenen şirketlerin elektrik ve hidrojen arzına hangi fiyatla ve ne ölçekte erişebileceği, dönüşüm yatırımlarının ekonomik fizibilitesi açısından temel belirsizlik olmaya devam ediyor.
  • Ayrıntılar: EUROFER Genel Direktörü Axel Eggert, elektrik ve hidrojen altyapısının zamanında hazır olup olmayacağının, yeterli miktarda temiz elektriğin bulunup bulunmayacağının ve bu kaynakların Avrupa çelik sektörünün küresel rekabet gücünü koruyabileceği fiyatlardan sağlanıp sağlanamayacağının net olmadığını vurguluyor. Birlik, 2029-2030 dönemindeki ücretsiz tahsisat azaltımlarının sürmesi ve 2031’de çelik kıyas değerinde sert bir düşüş yaşanması ihtimalinin yatırım belirsizliğini artırabileceğini değerlendiriyor.
  • Öte Yandan: EUROFER’e göre yalnızca karbon maliyetinin yükseltilmesi, erken yatırım yapan üreticiler için yeterli teşvik yaratmayabilir ve karbon kaçağına karşı korumayı zayıflatabilir. Bu yaklaşım, AB’de çelik dönüşümünün ETS, enerji fiyatları, hidrojen altyapısı ve sanayi desteklerinin eş zamanlı tasarlanmasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Třinecké Železárny, yaklaşık 827 milyon Euro tutarındaki elektrik ark ocağı yatırımını ertelemesinin ardından düşük emisyonlu çelik üretimine geçiş için Çek hükümeti ve Avrupa Birliği’nden daha güçlü mali destek talep etti.

  • Neden Önemli: Çek Cumhuriyeti’nin son entegre çelik tesisini işleten şirketin yatırım kararı, Avrupa’daki büyük ölçekli EAF dönüşüm projelerinin yüksek enerji fiyatları ve finansman koşullarına ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Karbonsuzlaşma teknolojilerinin teknik olarak hazır olması, işletme maliyetleri ve politika belirsizlikleri çözülmediğinde tek başına yatırım kararını güvence altına almıyor.
  • Ayrıntılar: Yaklaşık 827 milyon Euro değerindeki EAF yatırımının yüksek elektrik fiyatları, AB ETS’ye ilişkin belirsizlikler ve dönüşümün yüksek sermaye maliyeti nedeniyle ertelendiği belirtiliyor. Moravia Steel Yönetim Kurulu Başkanı Petr Popelář, mevcut piyasa koşullarında yatırım maliyetinin %50’sine kadar sağlanabilecek desteğin dahi projenin uzun vadeli sürdürülebilirliği için yeterli olmayabileceğini ifade ediyor.
  • Öte Yandan: Şirket karbonsuzlaşma hedefini desteklediğini ancak ilave destek mekanizmalarının gerekli olduğunu vurgularken, Çek hükümeti ve AB kurumlarıyla görüşmelerini sürdürüyor. Benzer yatırımların Avrupa genelinde ertelenmesi, yeşil çelik dönüşümünde kamu desteğinin yalnızca yatırım harcamalarını değil, enerji ve işletme maliyetlerini de dikkate alan daha kapsamlı araçlara yönelmesi gerektiği tartışmasını güçlendiriyor.

GravitHy, Fransa’nın Fos-sur-Mer kentinde kurmayı planladığı yıllık 2 milyon ton kapasiteli hidrojen bazlı sıcak briketlenmiş demir tesisi için ana doğrudan indirgeme ekipmanlarının tedarikinde Danieli ile anlaştı.

  • Neden Önemli: Proje, Avrupa’daki düşük karbonlu çelik dönüşümünün yalnızca nihai çelik üretimine değil, yüksek emisyonların yoğunlaştığı demir üretimi aşamasına da odaklandığını gösteriyor. Hidrojen bazlı sıcak briketlenmiş demir (HBI) üretiminin ölçeklenmesi, elektrik ark ocaklarının hurda arzıyla sınırlı kalmadan daha düşük emisyonlu birincil demir girdisine erişebilmesi açısından önem taşıyor.
  • Ayrıntılar: Tesiste Danieli’nin ENERGIRON Zero Reformer teknolojisinin kullanılması ve fosil yakıt bazlı indirgeme gazlarının yerini yerel olarak üretilecek düşük karbonlu hidrojenin alması planlanıyor. Üretilecek HBI’nin %96’ya kadar metalizasyon oranına ve yaklaşık %1 karbon içeriğine sahip olması, ürünün elektrik ark ocaklarında verimli biçimde kullanılmasını hedefleyen teknik tasarımın temel unsurları arasında yer alıyor.
  • Öte Yandan: Danieli temel mühendislik çalışmalarına başlamış olsa da proje halen mühendislik, izin ve finansman süreçlerinin devam ettiği yatırım öncesi aşamada bulunuyor. Bu nedenle açıklanan kapasite ve teknik performans değerleri tasarım hedefi niteliğini korurken, projenin ticari uygulamaya geçişi finansman ve hidrojen tedarik koşullarına bağlı olacak.

Salzgitter AG, Duisburg’daki Hüttenwerke Krupp-Mannesmann tesisinde Almanya’nın en büyük elektrik ark ocağını kurmak üzere Tenova ile anlaşarak tesisin düşük emisyonlu çelik üretimine dönüşümünü başlattı.

  • Neden Önemli: Yatırım, Avrupa’da mevcut entegre çelik tesislerinin düşük karbonlu üretime dönüştürülmesinde elektrik ark ocağı teknolojisinin merkezi rolünü güçlendiriyor. Büyük ölçekli bir tesisin tamamen yeni bir yeşil çelik yatırımı yerine mevcut sanayi altyapısına entegre edilmesi, dönüşümün üretim kapasitesini koruyarak ilerletilmesine yönelik önemli bir örnek oluşturuyor.
  • Ayrıntılar: 285 ton sıvı çelik kapasitesine ve yıllık 2,5 milyon tona kadar üretim kapasitesine sahip olacak yeni ocağın Almanya’nın en büyük, AB’nin ise ikinci en büyük EAF’ı olması bekleniyor. Projenin Ağustos 2026’da uygulama aşamasına geçmesi ve 2029’da tamamlanması planlanırken, federal hükümet ve Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti tarafından toplam 200 milyon Euro kamu desteği sağlanıyor.
  • Öte Yandan: Tesiste Tenova’nın hurdayı kesintisiz biçimde ocağa besleyen ve baca gazlarındaki atık ısıyı hurdanın ön ısıtılmasında kullanan Consteel teknolojisi uygulanacak. Bu yaklaşımın elektrik talebindeki tepe yükleri azaltması, enerji verimliliğini artırması ve üretkenliği iyileştirmesi hedefleniyor.

Tata Steel, çelik üretiminde ortaya çıkan Linz-Donawitz (LD) cürufundan üretilen yapay kumu kullanarak yüksek performanslı yeşil beton geliştirdi.

  • Neden Önemli: Gelişme, çelik sektörünün çevresel performansının yalnızca üretim sürecindeki doğrudan emisyonların azaltılmasıyla sınırlı olmadığını, üretim yan ürünlerinin başka sektörlerde hammadde olarak değerlendirilmesinin de döngüsel ekonomi açısından önemli bir alan oluşturduğunu gösteriyor. Cürufun doğal kumun yerine kullanılması, hem atık yönetimi hem de inşaat sektörünün hammadde kaynaklı çevresel etkileri açısından çift yönlü fayda sağlayabilir.
  • Ayrıntılar: Tata Steel’in Endüstriyel Yan Ürün Yönetimi birimi tarafından geliştirilen LD cürufu bazlı yapay kumla M15, M20 ve M25 sınıflarında beton karışımları tasarlandı. Yeni betonun her bir metreküpünde yaklaşık bir ton cüruf bazlı yapay kum kullanılırken, laboratuvar ve saha testlerinde güçlü kohezyon, iyi pompalanabilirlik ve iki saate kadar işlenebilirlik sağlandığı belirtildi.
  • Öte Yandan: Uygulama, çelik cürufunun düşük değerli bir atık akışı olmaktan çıkarılarak standartlara uygun bir inşaat girdisine dönüştürülebileceğini gösteriyor. Bu tür endüstriyel simbiyoz uygulamalarının ölçeklenmesi, doğal agrega talebini azaltırken çelik sektörünün üretim sonrası malzeme ayak izinin düşürülmesine de katkı sağlayabilir.

Meranti Green Steel, Umman’ın Duqm bölgesinde planladığı yıllık 2,5 milyon ton kapasiteli DRI/HBI tesisi için ön mühendislik ve tasarım çalışmalarında Larsen & Toubro ile anlaşma imzaladı.

  • Neden Önemli: Umman ve Körfez bölgesi, doğal gaz altyapısı, yenilenebilir enerji potansiyeli ve ihracat bağlantıları sayesinde düşük karbonlu demir üretimi için yeni merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Meranti’nin projesi, yeşil çelik değer zincirinin nihai çelikten önce DRI ve HBI gibi ticarete konu ara ürünler üzerinden coğrafi olarak yeniden şekillenebileceğini gösteriyor.
  • Ayrıntılar: Larsen & Toubro, rekabetçi bir değerlendirme sürecinin ardından projenin Front-End Engineering Design aşaması için proje teslim ortağı olarak seçildi. Bu aşamada tesisin teknik tasarımı, proses konfigürasyonu, yerleşimi, maliyet tahminleri ve proje takvimi ayrıntılandırılarak yatırım öncesindeki teknik risklerin azaltılması hedefleniyor.
  • Öte Yandan: Şirket anlaşmayı nihai yatırım kararına giden yolda önemli bir eşik olarak değerlendiriyor ve tesisin ilk günden rekabetçi maliyetle yeşil HBI üretmesini hedefliyor. Bununla birlikte proje halen FEED aşamasında olduğu için inşaat ve ticari üretime geçiş, nihai yatırım kararının alınmasına bağlı olmaya devam ediyor.

Stegra, İsveç’in Boden kentindeki büyük ölçekli yeşil çelik tesisinin inşaat ve devreye alma çalışmalarını desteklemek amacıyla daha önce duyurduğu 1,4 milyar Euroluk finansman turunu tamamladı.

  • Neden Önemli: Avrupa’da hidrojen bazlı yeşil çelik projelerinin maliyet artışları ve finansman zorlukları nedeniyle geciktiği bir dönemde Stegra’nın finansman turunu tamamlaması, büyük ölçekli projelerin yatırımcı desteğini koruyabildiğine ilişkin önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Finansman, yeşil çelik teknolojilerinin ticari ölçekte uygulanabilirliği açısından yakından izlenen Boden projesinin tamamlanması için kritik kaynak sağlıyor.
  • Ayrıntılar: Tüm düzenleyici ve hukuki koşulların tamamlanmasının ardından finansman resmen kapanırken, Wallenberg Investments, Temasek, IMAS, Bolero ve SEB Stiftelsen’in dahil olduğu konsorsiyum şirketin önde gelen hissedarı haline geldi. İşlemle birlikte Stegra’nın hisselerinin ve oy haklarının %90’ından fazlası yeni yatırımcılar ile mevcut ortakların birlikte yer aldığı Stegra HoldCo’ya aktarıldı.
  • Öte Yandan: Yeni ortaklık yapısında Wallenberg Investments, Stegra HoldCo’daki oy haklarının yaklaşık %38,5’ine ve sermayenin %18,8’ine sahip bulunuyor. Finansman turunun yalnızca yeni kaynak sağlamaması, aynı zamanda şirketin mülkiyet ve yönetişim yapısını önemli ölçüde değiştirmesi, sermaye yoğun yeşil sanayi projelerinde finansman ile kurumsal kontrol arasındaki ilişkinin önemini de gösteriyor.

Generation Steel, Batı Avustralya’daki Collie yeşil çelik projesine yeni bir kesme ve bükme tesisi ekleyerek toplam proje değerini 850 milyon Avustralya dolarına yükseltti ve doğu kıyısındaki müşterilere inşaat demiri tedariki için Stride Reinforcement ile iş birliğine gitti.

  • Neden Önemli: Proje, düşük emisyonlu çelik yatırımlarının Avustralya’da yalnızca karbon azaltımı değil, yerli üretim kapasitesi ve tedarik zinciri güvenliği ekseninde de konumlandırıldığını gösteriyor. Yerel hurdanın yerel yenilenebilir elektrikle işlenmesi, ithalata bağımlı inşaat demiri pazarında döngüsel ekonomi ile sanayi politikası hedeflerini bir araya getiriyor.
  • Ayrıntılar: Collie tesisinin yılda 450.000 ton ultra düşük emisyonlu uzun ürün üretmesi ve Avustralya’nın yerel inşaat demiri kapasitesini yaklaşık üçte bir oranında artırması planlanıyor. 2028’de faaliyete geçmesi hedeflenen tesisin üretime başladığı andan itibaren %100 yenilenebilir enerji ve %100 yerel geri dönüştürülmüş hurda kullanacağı belirtiliyor.
  • Öte Yandan: Yeni kesme ve bükme tesisiyle şantiyeye hazır ürün kapasitesinin artırılması ve Stride Reinforcement iş birliğiyle Batı Avustralya’da üretilen çeliğin doğu kıyısındaki inşaat müşterilerine ulaştırılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, yeşil çelik projelerinde üretim kapasitesinin yanında downstream işleme ve satış kanallarının da yatırım modelinin parçası haline geldiğine işaret ediyor.

Hoa Phat Group, Vietnam’daki Dung Quat çelik tesisinde yürüttüğü çatı üstü güneş enerjisi projesinin üçüncü fazının inşasına başlayarak tesise 26,8 MWp ilave yenilenebilir enerji kapasitesi eklemeye hazırlanıyor.

  • Neden Önemli: Entegre çelik tesislerinde proses kaynaklı emisyonların azaltılması temel dönüşüm alanı olmaya devam ederken, tesis içi elektrik tüketiminin yenilenebilir kaynaklarla karşılanması da kısa vadede enerji maliyetlerini ve dolaylı emisyonları azaltabilecek tamamlayıcı bir araç sunuyor. Hoa Phat’ın yatırımı, büyük ölçekli üreticilerin karbonsuzlaşmayı üretim rotası değişikliğinin yanı sıra tesis seviyesindeki enerji yatırımlarıyla da ilerlettiğini gösteriyor.
  • Ayrıntılar: Üçüncü fazın devreye alınmasıyla yılda yaklaşık 42,8 milyon kWh yenilenebilir elektrik üretilmesi ve yıllık yaklaşık 28.200 ton emisyon azaltımı sağlanması bekleniyor. Projenin bu fazının, entegre tesiste yenilenebilir enerji payını artırmasının yanı sıra elektrik maliyetlerini optimize etmesi ve üretim verimliliğini desteklemesi hedefleniyor.
  • Öte Yandan: Hoa Phat Dung Quat Steel’in 2025’te başlattığı çatı üstü güneş programının toplam planlanan kapasitesi 79,2 MWp seviyesinde bulunuyor. Şirket, yatırımla enerji öz yeterliliğini artırmayı ve çevresel performansını geliştirmeyi hedeflerken, bu tür projeler yüksek fırın bazlı üretimin temel proses emisyonlarını ortadan kaldırmadan elektrik tarafında kademeli iyileşme sağlıyor.

Ecolant, Rusya’nın Nijniy Novgorod bölgesindeki Vyksa kentinde inşa ettiği büyük ölçekli DRI-elektrik ark ocağı bazlı çelik tesisini 2026’nın dördüncü çeyreğinde devreye almaya hazırlanıyor.

  • Neden Önemli: Tesis, Rusya’da DRI ile elektrik ark ocağını ticari ölçekte bir araya getiren ilk büyük ölçekli yatırım olarak, kömür yoğun yüksek fırın-BOF rotasına alternatif daha düşük emisyonlu üretim seçeneklerinin farklı pazarlarda da yaygınlaştığını gösteriyor. Bununla birlikte doğal gaz bazlı DRI kullanılması, projenin sıfır emisyonlu değil, geçiş niteliğinde daha düşük karbonlu bir üretim rotası olduğunu ortaya koyuyor.
  • Ayrıntılar: Yıllık 1,8 milyon ton çelik üretim kapasitesine sahip olması planlanan tesis, doğal gaz kullanılarak üretilen DRI peletlerinden kabakütük ve yassı çelik üretecek. Şirket, karbon dioksit ve kükürt oksit emisyonlarının geleneksel yüksek fırın-temel oksijen fırını rotasına kıyasla yaklaşık üç kat daha düşük olmasını bekliyor.
  • Öte Yandan: Üretilecek yarı mamullerin büyük bölümünün petrol ve gaz, ulaştırma ve makine sektörlerine yönelik yüksek kaliteli çelik üretiminde kullanılması planlanıyor. Tesisin yılda yaklaşık 1 milyar metreküp doğal gaz ve 3,5 milyon ton demir cevheri peleti tüketmesi beklenmesi, DRI dönüşümünün enerji ve hammadde tedarik yapısını da önemli ölçüde değiştirdiğini gösteriyor.

Hydnum Steel’in Puertollano projesi, İspanya’nın PERTE II Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Programı kapsamında 60 milyon Euroluk kamu desteğine resmi olarak hak kazandı.

  • Neden Önemli: Destek, Avrupa’da yeşil çelik yatırımlarının özel finansman kadar ulusal ve AB kaynaklı sanayi politikası araçlarıyla da desteklendiğini gösteriyor. Özellikle ilk tür büyük ölçekli projelerde kamu hibeleri, teknoloji ve pazar riskinin bir kısmını üstlenerek yatırımın uygulama aşamasına yaklaşmasını kolaylaştırıyor.
  • Ayrıntılar: AB’nin NextGenerationEU programı desteğiyle sağlanan 60 milyon Euroluk finansman, toplam yatırım tutarı yaklaşık 1,65 milyar Euro olarak açıklanan projeye yönlendirilecek. Tesisin bini doğrudan olmak üzere beş binin üzerinde istihdam yaratması ve ithal fosil yakıtlar yerine yeşil hidrojen ile yerel yenilenebilir enerji kullanması planlanıyor.
  • Öte Yandan: Proje 500 MW kapasiteli Brazatortas şebeke bağlantısına erişim sağlamış ve faaliyete geçtikten sonraki ilk beş yıllık planlanan üretimin tamamını kapsayan satış anlaşmaları imzalamış durumda. Temmuz ayında açıklanan bu kamu desteğinin ardından ağustos ayında gelen 150 milyon Euro’luk COFIDES yatırım taahhüdü, projenin kamu hibesi, öz sermaye ve borç finansmanını birlikte kullanan çok katmanlı finansman modelini güçlendiriyor.

BHP, küresel çelik üretiminde yüksek fırınların uzun yıllar önemini koruyacağını değerlendirerek mevcut yüksek fırınların emisyon yoğunluğunun azaltılmasını sektörün temel karbonsuzlaşma yollarından biri olarak görüyor.

  • Neden Önemli: Küresel çeliğin yaklaşık %70’inin halen yüksek fırın rotasında üretilmesi ve özellikle Çin ile Hindistan’daki fırın filolarının görece genç olması, sektörün yalnızca yeni DRI-EAF veya elektroliz tesisleri kurarak kısa sürede dönüşmesini zorlaştırıyor. BHP’nin yaklaşımı, yakın ve orta vadede mevcut varlıkların emisyonlarını azaltan teknolojiler ile yeni düşük emisyonlu üretim rotalarının birlikte geliştirilmesine dayanıyor.
  • Ayrıntılar: BHP’nin yürüttüğü çalışmalar arasında yüksek fırınlarda kömür ve kok kullanımının bir bölümünü hidrojen açısından zengin yan ürün gazlarıyla ikame eden denemeler ile yüksek fırın gazından karbon yakalamaya yönelik pilot uygulamalar bulunuyor. Şirketin 2026 mali yılı çalışmalarında hidrojen zengin gaz enjeksiyonunun ham çelik bazında CO₂ yoğunluğunu %2-3 azaltabildiği, karbon yakalama uygulamalarının ise ölçeklendiğinde %20-30 veya daha yüksek azaltım potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
  • Öte Yandan: BHP yüksek fırın iyileştirmelerini tek çözüm olarak görmüyor; DRI-EAF, DRI-elektrikli ergitme fırını ve elektrokimyasal indirgeme rotalarına yönelik ortaklık ve pilot projeleri de destekliyor. Bu çoklu teknoloji yaklaşımı, çelik sektörünün hammadde kalitesi, hurda arzı, düşük karbonlu elektrik ve hidrojen erişimi gibi bölgesel koşullara bağlı olarak farklı dönüşüm yolları izleyebileceği değerlendirmesine dayanıyor.

Raporlar ve değerlendirmeler

Pedal to the Metal 2026: The Iron and Steel Industry’s Coal Lock-in Crisis

  • Global Energy Monitor (GEM), küresel demir-çelik tesislerinin karbonsuzlaşma eğilimlerini değerlendirdiği yıllık Pedal to the Metal raporunun 2026 edisyonunda, elektrik ark ocağı (Electric Arc Furnace, EAF) kapasitesindeki artışa rağmen kömür bazlı üretime yönelik yeni yatırımların sektörün net sıfır hedefleri açısından ciddi bir kilitlenme riski yarattığını ortaya koyuyor. Rapora göre EAF teknolojisinin küresel işletmedeki çelik kapasitesi içindeki payı son bir yılda bir puan artarak %34’e yükselirken, geliştirme aşamasındaki kapasitenin %50’si ve inşaatına başlanmış projelerin %71’i EAF tabanlı hale geldi. Buna karşılık geliştirme aşamasında 319 milyon ton/yıl yüksek fırın (Blast Furnace, BF) kapasitesi bulunuyor ve bu değer bir önceki yıla göre %5 artış gösteriyor. Açıklanan emeklilik planları dikkate alındığında dahi yeni yatırımların toplam yüksek fırın kapasitesinde 178 milyon ton/yıllık net artış yaratabileceği belirtiliyor.
  • Raporda yeşil hidrojen bazlı doğrudan indirgenmiş demir (Direct Reduced Iron, DRI) üretiminin ise dönüşümün en önemli darboğazlarından biri olmaya devam ettiği vurgulanıyor. Mevcut DRI kapasitesinin yalnızca %2’si, yaklaşık 4 milyon ton/yıl, ana indirgen olarak yeşil hidrojen kullanırken; planlanan kapasitenin %19’unun devreye girişte hidrojen kullanmayı hedeflediği belirtiliyor. Hindistan ve Çin’in birlikte dünyada planlanan yeni kömür bazlı kapasitenin %86’sını oluşturması nedeniyle küresel dönüşümün yönünün büyük ölçüde bu iki ülkedeki yatırım kararlarına bağlı olduğu ifade ediliyor. Öte yandan DRI üretiminin ihtiyaç duyduğu %67’nin üzerinde demir içeriğine sahip yüksek kaliteli cevherin küresel demir cevheri arzının yaklaşık %4’ünü oluşturması, çelik dönüşümünün yalnızca üretim teknolojileriyle değil, yukarı yönlü hammadde tedarikiyle de birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.

A Strategic Path for EU Industry: Securing Resilience of Steel, Chemicals and Cement with Renewable Domestic Resources

  • Agora Industry, Wuppertal Enstitüsü ve Kassel Üniversitesi ile birlikte hazırladığı çalışmada, Avrupa Birliği’nin çelik, çimento ve organik kimya sektörlerinin karbonsuzlaşmasını enerji güvenliği ve sanayi dayanıklılığıyla birlikte değerlendiriyor. Rapora göre bu üç enerji yoğun sektörün enerji ve hammadde kullanımının yaklaşık %75’i fosil kaynaklara dayanıyor ve bu yapı Avrupa sanayisini küresel fiyat dalgalanmaları ile jeopolitik risklere açık hale getiriyor. Yenilenebilir elektrik, yeşil hidrojen ve sürdürülebilir biyokütle gibi yerli kaynaklara dayanan temiz teknolojilerin ölçeklendirilmesi halinde söz konusu sektörlerin fosil enerji ve hammadde bağımlılığının 2050’ye kadar yaklaşık %25 seviyesine indirilebileceği hesaplanıyor. Bu dönüşümün fosil ağırlıklı bir patikaya kıyasla Avrupa sanayisinin yıllık brüt katma değerinin %1’inden daha düşük bir ek maliyet gerektireceği ve bir yıllık büyük ölçekli fosil yakıt fiyat şokunda 17 milyar avroyu aşan ek maliyeti önleyebileceği belirtiliyor.
  • Çalışma, sanayi dönüşümünün gerçekleşebilmesi için güçlü bir AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) karbon fiyatı, yenilenebilir elektrik ve yeşil hidrojen altyapısının hızlı biçimde ölçeklendirilmesi ve temiz ürünlere talep yaratacak öncü piyasaların birlikte geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Kaynak egemenliğini artıran senaryoda elektrifikasyonun temel araçlardan biri haline gelmesiyle, elektrik ark ocaklarının çelik üretimindeki rolünün büyümesi ve üç sektörün toplam yıllık elektrik talebinin 2050’ye kadar yaklaşık 380 TWh seviyesine çıkması öngörülüyor; yenilenebilir hidrojen talebinin ise yaklaşık 80 TWh’ye ulaşması bekleniyor. Raporda ETS ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) daha geniş bir sanayi politikası çerçevesine yerleştirilmesi; yeşil kamu alımları ve öncü piyasalarla talebin desteklenmesi ve DRI gibi dönüşüm teknolojileri için gerekli altyapı ve yatırım koşullarının oluşturulması öneriliyor.

COP31’e Doğru İklim Ajandası Video Serisi

Kurucu direktörümüz Bengisu Özenç ve kıdemli araştırmacımız Cankut Kaan Bolat, karbon düzenlemelerinin uyum niteliğini ve sanayi dönüşümünü şekillendiren bir politika alanı haline geldiğini konuşuyor. Ayrıca, Türkiye’nin ticaretindeki karbon yükünü görünür kılmanın ve dönüşüme yön verecek politika araçlarının önemini değerlendiriyor:

Kıdemli araştırmacımız Cankut Kaan Bolat ve İstanbul Politikalar Merkezi Proje Koordinatörü Dursun Baş, Türkiye’deki çelik sektörünün karbonsuzlaşma potansiyelini, rekabet avantajı-dezavantajını ve 2030’a kadar mevcut teknolojilerle ulaşılabilecek %30’a varan emisyon azaltımını konuşuyor:

Etkinlikler

11th European Conference on Steel and Composite Structures – EUROSTEEL 2026

| 16-18 Eylül 2026 (Krakov, Polonya)

The Green Steel World Conference 2026

| 23-24 Eylül 2026 (Düsseldorf, Almanya)

Stainless Steel World Asia Conference & Expo

| 14-15 Ekim 2026 (Singapur EXPO, Singapur)

The Future of Green Steel 2026

| 28-29 Ekim 2026 (Londra, İngiltere)

Made in Steel Conference & Exhibition

| 11-13 Mayıs 2027 (Milano, İtalya)

Benzer Yazılar