İçindekiler
Dünya’da ve Türkiye’de Çelik Üretimi
Küresel ham çelik üretimi, Mart 2026’da geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %4,2 azalışla 159,9 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
- İlk üç ülke: Mart 2026’da Çin 87 milyon ton (yıllık %6,3 azalış), Hindistan ise 15,3 milyon ton (yıllık %9,4 artış) üretimle küresel ham çelik üretiminde ilk iki sırayı aldı. Üçüncü sıradaki ABD’nin üretimi yıllık %5,2 artışla 7,2 milyon ton oldu.
Türkiye’de ham çelik üretimi, Mart 2026’da bir önceki yılın aynı dönemine göre %6,4 artışla 3,3 milyon ton oldu. Türkiye, böylece, küresel ham çelik üretiminde yedinci sıradaki konumunu korudu.
- Dış ticaret: Mart 2026’da çelik ürünleri ihracatı, bir önceki yılın aynı ayına göre %0,5 aatışla, 1 milyar dolar; ithalat ise %23,4 artışla 1,1 milyar dolar oldu. 2026 yılının ilk çeyreğinde ihracatın ithalatı karşılama oranı ise, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, %84,5’den %77,8 seviyesine geriledi.
Değerlendirme: Yılın ilk çeyreğinde Türkiye’nin ham çelik üretimi %5,3 artışla 9,7 milyon tona, tüketimi ise özellikle mart ayındaki ivmelenmenin etkisiyle %8,9 yükselerek 9,9 milyon tona ulaştı. İhracat tarafında mart ayında %5’lik artışla toparlanma sinyalleri görülse de, çeyrek genelinde ihracat %6,8 düşüşle 3,5 milyon ton seviyesinde kaldı. Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ve Çinli üreticilerin daha temkinli sipariş politikaları Türkiye için fırsat alanı yaratırken, Avrupa pazarında coğrafi avantaj ve kalite unsurları öne çıktı. Buna karşın hurda fiyatlarının 400 dolar/ton seviyesine yaklaşması, enerji, navlun ve sigorta maliyetlerindeki artışla birlikte üretici marjlarını baskı altına aldı. Öte yandan AB’nin ithalatı kısıtlayıcı yeni önlemleri ve kotayı yaklaşık 18 milyon tona indirmesi dikkat çekerken, Türkiye’nin yaklaşık 20 milyon ton seviyesindeki ithalatının mart ayında %38 artış göstermesi sürdürülebilirlik açısından risk oluşturdu. Küresel ölçekte korumacılığın hızla arttığı bu dönemde, Türkiye’nin de dampingli ithalata karşı çelik sektörünü daha etkin korumasının kritik hale geldiği değerlendirilmektedir.
Çelik Gündeminde Öne Çıkan Gelişmeler
Avrupa Komisyonu, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında 2029’dan itibaren kamu projelerinde kullanılan çeliğin en az %25’inin düşük emisyonlu olmasını öngören düzenlemeyi gündeme alırken, çelik için “AB’de üretilmiş olma” şartına ve gönüllü düşük karbonlu çelik etiketine yer vermedi.
- Neden Önemli: Düzenleme, Avrupa’da düşük emisyonlu çeliğe yönelik talebin kamu alımları üzerinden kurumsallaştırılmasına işaret ediyor. Ancak çelikte “AB’de üretim” şartının kapsam dışında bırakılması, düşük karbonlu üretimin desteklenmesi ile ticaret kuralları ve küresel tedarik yapıları arasındaki dengenin hâlâ tartışmalı olduğunu gösteriyor.
- Ayrıntılar: Düzenlemeye göre 1 Ocak 2029’dan itibaren başlatılan kamu projeleri ve kamu müdahalesi gerektiren programlarda kullanılan çelik hacminin en az %25’inin düşük emisyonlu malzemeden oluşması gerekecek. Komisyon, çelik için ayrı bir gönüllü etiket yerine, Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Tüzüğü kapsamındaki ikincil düzenlemelerin düşük emisyonlu çelik için gerekli kriterleri sağlayacağını belirtiyor.
- Öte Yandan: Düzenlemenin çelik için “AB’de üretim” şartı içermemesi, Komisyon’un küresel kapasite fazlasının yarattığı ticaret baskılarına karşı ayrı bir çelik ticaret rejimi geliştirmeyi yeterli gördüğüne işaret ediyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde düşük karbonlu çelik talebi ile ticaret savunma araçlarının birlikte şekilleneceğini gösteriyor.
Avrupa Birliği Konseyi ve Avrupa Parlamentosu, küresel kapasite fazlasının Avrupa çelik sektörü üzerindeki etkilerini sınırlamak amacıyla yeni çelik ithalat düzenlemesi üzerinde geçici uzlaşıya vardı.
- Neden Önemli: Yeni düzenleme, AB’nin çelik sektörünü yalnızca iklim politikalarıyla değil, ticaret savunma araçlarıyla da yeniden konumlandırdığını gösteriyor. Özellikle kota azaltımı, kota dışı ithalata yüksek tarife ve “melt and pour” ilkesinin gündeme gelmesi, AB pazarına ihracat yapan ülkeler açısından izlenebilirlik, menşe ve üretim zinciri şeffaflığının daha kritik hale geleceğine işaret ediyor.
- Ayrıntılar: Mevcut çelik koruma önlemlerinin 30 Haziran 2026’da sona ermesinin ardından yeni düzenlemenin 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Düzenleme kapsamında 2024 koruma kotalarına kıyasla toplam ithalat kotalarının yaklaşık %47 azaltılması ve kota dışı ithalata uygulanan tarifenin %50’ye çıkarılması öngörülüyor.
- Öte Yandan: Düzenleme, çeliğin ilk eritildiği ve döküldüğü ülkenin belirlenmesini gerektiren “melt and pour” ilkesini de sisteme dahil ediyor. Bu ilke, hem ticaret sapmalarının önlenmesi hem de tedarik zinciri şeffaflığının artırılması açısından kritik görülüyor.
Japonya merkezli Ibokin ve Mitsui, çelik sektöründe düşük emisyonlu üretime geçişi desteklemek amacıyla hurda tedarikinin güçlendirilmesine yönelik mutabakat anlaşması imzaladı.
- Neden Önemli: Elektrik ark ocağı bazlı üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte hurda, düşük karbonlu çelik üretiminin stratejik girdilerinden biri haline geliyor. Bu nedenle hurdanın yalnızca miktarı değil; kalitesi, izlenebilirliği ve karbon ayak izi takibi de rekabet gücü açısından belirleyici hale geliyor.
- Ayrıntılar: İş birliği kapsamında taraflar söküm, ayrıştırma, işleme, dağıtım ve çelik üretimine yeniden entegrasyon dahil olmak üzere tüm hurda değer zincirinde verimliliği artırmayı hedefliyor. Ibokin’in hurda işleme kapasitesini, malzeme kalitesini ve veri izlenebilirliğini güçlendirmesi; Mitsui’nin ise küresel ticaret ağı ve tedarik zinciri uzmanlığıyla pazar erişimini genişletmesi bekleniyor.
- Öte Yandan: Anlaşma, hurda tedarik güvenliği ile karbon ayak izi takibinin giderek birbirine bağlandığını gösteriyor. Bu eğilim, hurda ithalatına bağımlı ülkeler açısından ilerleyen dönemde maliyet, kalite ve izlenebilirlik eksenlerinde yeni rekabet baskıları yaratabilir.
ArcelorMittal Industeel, Fransa’daki Le Creusot tesisinde 52 milyon avro yatırımla yeni dikey sürekli döküm tesisini devreye aldı.
- Neden Önemli: Yatırım, Avrupa çelik sektöründe karbonsuzlaşmanın yalnızca yeni üretim rotalarıyla değil, mevcut tesislerde enerji tüketimini ve proses kaynaklı emisyonları azaltan modernizasyon yatırımlarıyla da ilerlediğini gösteriyor. Bu tür yatırımlar, özellikle özel çelik, paslanmaz çelik ve nikel bazlı alaşımlar gibi yüksek katma değerli ürünlerde rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor.
- Ayrıntılar: Yeni tesis, ara haddeleme aşamasını ortadan kaldırarak üretim sürecini basitleştirmeyi, enerji tüketimini azaltmayı ve karbon emisyonlarını düşürmeyi amaçlıyor. France 2030 programı kapsamında 12 milyon avro kamu desteği alan projenin ilk aşamada yıllık yaklaşık 15.000 ton üretim yapması, süreç tam entegre edildiğinde kapasitenin 25.000 tona ulaşması bekleniyor.
- Öte Yandan: Üretimin bir kısmının yeni hatta kaydırılmasıyla Le Creusot tesisinde karbon emisyonlarının %10 azaltılması hedefleniyor. Bu gelişme, düşük karbonlu dönüşümün üretim teknolojisi yenilemeleri ve kamu destekleriyle birlikte ilerlediğini ortaya koyuyor.
ArcelorMittal ve Corinth Pipeworks, düşük emisyonlu çelik boru üretimine yönelik iş birliklerini genişletti.
- Neden Önemli: Düşük emisyonlu çeliğin enerji boruları gibi altyapı ürünlerinde kullanılması, yeşil çeliğin yalnızca nihai tüketici ürünlerinde değil, enerji dönüşümünün fiziksel altyapısında da yaygınlaşmaya başladığını gösteriyor. Bu durum, boru, altyapı ve enerji ekipmanları üreticileri için tedarik zinciri kaynaklı emisyonların daha görünür hale geleceğine işaret ediyor.
- Ayrıntılar: İş birliği kapsamında ArcelorMittal’in XCarb çeliği enerji borularının üretiminde ilk kez kullanılacak. Şirket, XCarb çeliğin elektrik ark ocağı rotasında en az %75 geri dönüştürülmüş hurda ve %100 yenilenebilir enerji kullanılarak üretildiğini, geleneksel yüksek fırın rotasına kıyasla emisyonlarda %65’e varan düşüş sağlayabildiğini belirtiyor.
- Öte Yandan: Geliştirilecek düşük karbon ayak izli boru çözümlerinin hem geleneksel enerji sistemlerinde hem de hidrojen taşımacılığı gibi yeni nesil uygulamalarda kullanılması hedefleniyor. Bu yönüyle iş birliği, düşük emisyonlu çelik talebinin enerji altyapısı yatırımları üzerinden güçlenebileceğini gösteriyor.
Tata Steel, Hindistan’daki Jamshedpur tesisinde karbonsuzlaşma planları kapsamında SMS Group bünyesindeki Paul Wurth ile EASyMelt teknolojisini devreye almak üzere nihai anlaşma imzaladı.
- Neden Önemli: Hindistan gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip çelik pazarlarında mevcut yüksek fırın altyapısının tamamen terk edilmeden dönüştürülmesine yönelik çözümler, geçiş sürecinin maliyeti ve uygulanabilirliği açısından önem taşıyor. EASyMelt gibi teknolojiler, mevcut varlıkların dönüştürülmesi yoluyla emisyon azaltımı arayışını temsil ediyor.
- Ayrıntılar: Proje kapsamında mevcut yüksek fırının kademeli olarak elektrik destekli sentez gazı ergitme ünitesine dönüştürülmesi ve böylece tesiste demir üretim yönteminin değiştirilmesi planlanıyor. Seçilen fırının 649 metreküp hacme sahip olması, projenin küçük ölçekli bir laboratuvar uygulamasından ziyade operasyonel olarak anlamlı bir gösterim niteliği taşıdığını gösteriyor.
- Öte Yandan: EASyMelt teknolojisinin hammaddede daha yüksek esneklik sunarken demir üretim sürecindeki emisyonları azaltmayı hedeflemesi, özellikle yüksek fırın bağımlılığı yüksek olan ülkelerde geçiş teknolojilerinin önemini artırıyor.
Mısırlı çelik üreticisi Ezz Steel, üretim ağını Mısır dışına genişletmek ve ihracat odaklı büyüme stratejisini güçlendirmek amacıyla Cezayir’de 780 milyon dolarlık DRI yatırımı yapmayı değerlendiriyor.
- Neden Önemli: DRI yatırımları, düşük karbonlu çelik üretim rotalarına geçişte stratejik bir ara basamak olarak öne çıkıyor. Ezz Steel’in Cezayir planı, Kuzey Afrika’nın hem bölgesel çelik üretimi hem de ihracat odaklı düşük karbonlu ara ürün kapasitesi açısından daha önemli bir konuma gelebileceğini gösteriyor.
- Ayrıntılar: Cezayir Yatırım Teşvik Ajansı’na göre proje kapsamında yıllık yaklaşık 2,5 milyon ton kapasiteli doğrudan indirgenmiş demir tesisi inşa edilmesi öngörülüyor. Tesisin yıllık hammadde tüketiminin yaklaşık 3,6 milyon ton, yıllık gelir beklentisinin ise 825 milyon dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor.
- Öte Yandan: Projenin 155 milyon dolar öz sermaye ve 625 milyon dolar krediyle finanse edilmesi planlanırken, zamanla demir-çelik üretiminin farklı aşamalarını kapsayan entegre bir tesise dönüşme ihtimali de gündemde. Bu durum, çok ülkeli üretim modellerinin ve bölgesel tedarik merkezlerinin çelik sektöründe daha fazla önem kazanabileceğine işaret ediyor.
Avrupa Komisyonu, Almanya’nın enerji yoğun sektörleri desteklemek amacıyla hazırladığı 3,8 milyar avroluk devlet yardımı programını onayladı.
- Neden Önemli: Elektrik maliyetleri, düşük karbonlu çelik üretimine geçişin en kritik maliyet kalemlerinden biri olmaya devam ediyor. Almanya’nın destek programı, Avrupa’da sanayi rekabetçiliği ile karbonsuzlaşma hedeflerinin giderek daha fazla birlikte ele alındığını gösteriyor.
- Ayrıntılar: Temiz Sanayi Anlaşması Devlet Yardımı Çerçevesi kapsamında uygulanacak program, yüksek elektrik fiyatları nedeniyle küresel rekabette dezavantaj yaşayan ve üretimini başka bölgelere kaydırma riski bulunan sektörleri hedefliyor. Destekten yararlanan şirketlerin aldıkları desteğin önemli bir kısmını elektrifikasyon ve enerji verimliliği gibi iklim dostu teknolojilere yeniden yatırması gerekecek.
- Öte Yandan: Alman Çelik Federasyonu kararı olumlu bir adım olarak değerlendirirken, mevcut çerçevenin çelik gibi enerji yoğun sektörler için yeterince etkili olmadığını savunuyor. Sektör, şebeke ücretleri, vergiler ve harçlar dahil olmak üzere 50 avro/MWh seviyesinde garantili elektrik fiyatı uygulanması gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.
POSCO, Pohang tesisinde emisyonları azaltmak amacıyla Thyssenkrupp Uhde’nin düşük emisyonlu kok fırını teknolojisini devreye almaya hazırlanıyor.
- Neden Önemli: Çelik sektöründe karbonsuzlaşma tartışmaları çoğunlukla hidrojen, DRI ve elektrik ark ocakları etrafında yoğunlaşsa da mevcut koklaşma ve yüksek fırın altyapılarındaki emisyon azaltımı da geçiş döneminde önem taşıyor. POSCO’nun yatırımı, geleneksel üretim rotalarının çevresel performansını iyileştirmeye dönük ara teknolojilerin hâlâ gündemde olduğunu gösteriyor.
- Ayrıntılar: Thyssenkrupp Uhde, POSCO’nun Pohang tesisindeki mevcut 3A bataryasının yerini alacak yeni üstten şarjlı kok bataryasının tasarımı ve tedariki için sözleşme imzaladı. Sözleşme teknoloji tedariki, mühendislik hizmetleri, ekipman alımı, saha denetimi ve devreye alma desteğini kapsıyor.
- Öte Yandan: Projede kullanılacak EnviBAT teknolojisi, koklaşma sürecindeki basınç seviyelerini izleyip optimize ederek ani basınç yükselmelerini önlemeyi ve fırın kapakları ile batarya üstünden kaynaklanan emisyonları azaltmayı amaçlıyor.
POSCO, düşük karbonlu demir üretim teknolojisi geliştirmek üzere ABD merkezli Electra ile ortak geliştirme anlaşması imzaladı.
- Neden Önemli: POSCO’nun Electra ile iş birliği, büyük entegre çelik üreticilerinin yalnızca mevcut tesis emisyonlarını azaltmaya değil, aynı zamanda düşük karbonlu demir üretimine yönelik yeni teknolojileri geliştirmeye de yöneldiğini gösteriyor. Bu eğilim, demir üretimi aşamasının çelik sektörünün karbonsuzlaşmasında giderek daha merkezi hale geldiğine işaret ediyor.
- Ayrıntılar: SteelRadar’ın haberine göre POSCO, Electra ile düşük karbonlu demir üretim teknolojisi geliştirmek üzere ortak geliştirme anlaşması imzaladı. Anlaşmanın, düşük karbonlu demir üretim süreçlerinin ticari uygulanabilirliğini artırmaya yönelik teknoloji geliştirme çabalarını desteklemesi bekleniyor.
- Öte Yandan: Bu iş birliği, POSCO’nun bir yandan mevcut kok fırını teknolojilerini iyileştirirken diğer yandan daha düşük karbonlu demir üretim seçeneklerine yatırım yaptığını gösteriyor. Bu çift yönlü yaklaşım, büyük üreticilerin geçiş döneminde hem mevcut varlıkları korumaya hem de yeni üretim rotalarına hazırlanmasına dayanıyor.
Fortescue, yakıt maliyetlerini azaltmak ve operasyonel emisyonlarını düşürmek amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor.
- Neden Önemli: Demir cevheri üreticilerinin operasyonel emisyonlarını azaltması, düşük karbonlu çelik değer zincirinin yalnızca çelik fabrikalarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Maden sahalarındaki enerji dönüşümü, çelik üretiminin üretim öncesi emisyonları ve hammadde tedarikinin karbon ayak izi açısından giderek daha önemli hale geliyor.
- Ayrıntılar: Fortescue, fosil yakıt bağımlılığını azaltmak amacıyla şebekeden bağımsız yenilenebilir enerji sistemlerini operasyonları genelinde yaygınlaştırmayı hızlandırıyor. Şirket, bu yatırımlar sayesinde önümüzdeki yıla kadar fosil yakıt maliyetlerinde yaklaşık 100 milyon dolar tasarruf sağlamayı ve karbonsuzlaşma programı tam uygulandığında birim maliyetlerini 2–4 dolar/wmt düşürmeyi hedefliyor.
- Öte Yandan: Plan kapsamında Pilbara bölgesinde yaklaşık 1,2 GW güneş, 600 MW’ın üzerinde rüzgâr ve 4–5 GWh batarya depolama kapasitesi kurulması öngörülüyor. Fortescue, programın tamamlanma takvimini iki yıl öne çekerek 2028 sonuna aldığını belirtiyor.
Brezilyalı çelik üreticisi Gerdau, %100 hurda ve yenilenebilir elektrik kullanılarak üretilen düşük emisyonlu çelik ürün hattı NewEco’yu piyasaya sürdü.
- Neden Önemli: Gerdau’nun yeni ürün hattı, düşük emisyonlu çelikte ürün bazlı ticarileşmenin hızlandığını gösteriyor. Otomotiv ve inşaat gibi büyük talep yaratma potansiyeline sahip sektörlere yönelik çözümler, yeşil çelik piyasasının yalnızca üretim teknolojileriyle değil, müşteri talebi ve sertifikasyon altyapısıyla da şekilleneceğine işaret ediyor.
- Ayrıntılar: NewEco ürün hattı, otomotiv ve inşaat sektörlerinin karbonsuzlaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. Şirket ürünlerin karbon ayak izini açıklamazken, emisyon yoğunluğunun küresel çelik sektöründeki iyi uygulamalarla uyumlu metodolojiye dayandığını ve üçüncü tarafça denetlendiğini belirtiyor.
- Öte Yandan: Gerdau’nun kapsam 1 ve 2 emisyon yoğunluğunun ton çelik başına 0,85 ton CO₂e seviyesinde olduğu, şirketin 2031’e kadar bu yoğunluğu 0,82 ton CO₂e/ton çelik seviyesine indirmeyi hedeflediği belirtiliyor. Şirket hâlihazırda çeliğinin yaklaşık %70’ini hurda kullanarak üretiyor ve yılda yaklaşık 10 milyon ton hurda geri dönüştürüyor.
Japonya merkezli Osaka Steel, elektrik ark ocağı rotasında hurda ve yenilenebilir enerji kullanılarak üretilen düşük karbonlu çelik markası RECOS’un satışına başladı.
- Neden Önemli: Osaka Steel’in RECOS ürünü, düşük karbonlu çeliğin sertifikalı karbon ayak izi bilgisiyle birlikte müşterilere sunulması açısından dikkat çekiyor. Bu gelişme, özellikle Kapsam 3 emisyonlarını raporlamak isteyen çelik alıcıları için ürün bazlı doğrulama ve belgelendirme ihtiyacının arttığını gösteriyor.
- Ayrıntılar: RECOS ürünü kesit, kanal, çubuk, lama, ray ve asansör kılavuz rayları gibi geniş bir uzun ürün grubunda kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Ürünün geleneksel çeliğe kıyasla yaklaşık 6.000 yen/ton primle satıldığı, kalite ve teslim koşullarının ise benzer seviyede korunduğu belirtiliyor.
- Öte Yandan: Şirket, RECOS üretiminde güneş enerjisi ve sertifikalı yeşil enerji dahil olmak üzere fosil dışı elektrik kullandığını belirtiyor. Bu sayede elektrik kaynaklı emisyonların fiilen sıfıra indirildiği, toplam karbon yoğunluğunun geleneksel EAF çeliğinde yaklaşık 734 kg CO₂/ton seviyesinden yaklaşık 420 kg CO₂/ton seviyesine düştüğü ifade ediliyor.
Yeni Zelanda’da National Green Steel’in Waikato’da kurmayı planladığı elektrik ark ocaklı çelik üretim tesisi onaylandı.
- Neden Önemli: Proje, hurdanın ülke içinde yeniden işlenerek yapısal çeliğe dönüştürülmesi açısından döngüsel ekonomi ve sanayi politikası bakımından önemli bir örnek oluşturuyor. Yeni Zelanda gibi hurda ihracatının yaygın olduğu pazarlarda, yerel geri dönüşüm ve EAF üretim kapasitesi ithalat bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor.
- Ayrıntılar: Onaylanan tesisin Waikato’da yılda yaklaşık 200.000 ton geri dönüştürülmüş yapısal çelik üretmesi planlanıyor. National Green Steel, Hampton Downs’taki tesis için başvurusunu Temmuz 2025’te yaptı, onay yaklaşık beş ay içinde verildi.
- Öte Yandan: Tesisin ithal çeliğe bağımlılığı azaltması ve hurdanın ihraç edilmek yerine ülke içinde değerlendirilmesini sağlaması bekleniyor. Proje, Yeni Zelanda’nın hızlı izin mekanizması kapsamında onaylanan 13’üncü proje ve çelik üretimini içeren ilk altyapı projesi olarak öne çıkıyor.
İsveç merkezli yeşil çelik üreticisi Stegra, Boden’deki düşük karbonlu çelik tesisinin tamamlanması için 1,4 milyar avroluk yeni finansman paketi üzerinde prensipte anlaşmaya vardı.
- Neden Önemli: Yeşil çelik projelerinde son dönemde yaşanan gecikmeler ve finansman zorlukları dikkate alındığında, Stegra’nın yeni finansmanı Avrupa’da büyük ölçekli düşük karbonlu çelik yatırımlarının devamlılığı açısından önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Finansman, yeşil çelik projelerinin ticari uygulanabilirliği ve yatırımcı güveni açısından da yakından izlenecek.
- Ayrıntılar: Yeni finansman turu Wallenberg Investments liderliğinde, Temasek ve IMAS’ın da dahil olduğu bir yatırımcı konsorsiyumu tarafından yürütülüyor. Stegra, finansmanın Boden tesisinin inşaatını tamamlamasına ve devreye alınmasına olanak tanıyacağını, ayrıca kapsam genişletmeleri, artan proje maliyetleri ve finansal tampon ihtiyacını karşılayacağını belirtiyor.
- Öte Yandan: İşlemin 2026 ortasında tamamlanması bekleniyor. Finansman sürecinin ardından Stegra’nın inşaat faaliyetlerini hızlandıracağı ve proje takvimini güncelleyeceği belirtiliyor. Bu gelişme, 2026’nın Avrupa yeşil çelik yatırımları açısından kritik bir eşik yılı olacağını güçlendiriyor.
Hindistan, yeni kurulacak çelik üretim tesislerinde %30 oranında yerli koklaşabilir kömür kullanımını zorunlu hale getirmeye hazırlanıyor.
- Neden Önemli: Hindistan’ın planladığı düzenleme, çelik sektöründe karbonsuzlaşma gündemi ile hammadde güvenliği ve sanayi bağımsızlığı hedeflerinin her zaman aynı yönde ilerlemediğini gösteriyor. Yerli koklaşabilir kömür kullanımının artırılması, ithalat bağımlılığını azaltma açısından stratejik görülürken, yüksek fırın-BOF rotasının uzun vadeli rolüne ilişkin tartışmaları da canlı tutuyor.
- Ayrıntılar: Merkezi hükümet tarafından hazırlanan düzenlemeye göre yeni kurulacak tüm çelik üretim tesislerinde %30 oranında yerli koklaşabilir kömür kullanımı zorunlu olacak. Bu adım, Hindistan’ın sanayi bağımsızlığını güçlendirmeyi ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen “Atmanirbhar Bharat” programı çerçevesinde şekilleniyor.
Öte Yandan: Hindistan çelik sektöründe yerli koklaşabilir kömür kullanım oranı hâlihazırda yaklaşık %10–12 seviyesinde bulunuyor. Bu oranın %30’a çıkarılması, özellikle yeni tesisler ve kapasite artırımı projelerinde tasarım ve üretim süreçlerinde önemli değişiklikler gerektirebilir. Hindistan’ın 2030–2031 mali yılına kadar çelik üretim kapasitesini 300 milyon tona çıkarma hedefi de koklaşabilir kömür talebini artıracak temel unsurlardan biri olarak görülüyor.
Raporlar ve değerlendirmeler
Decarbonisation Readiness in India’s Steel Sector
- IEEFA, Hindistan çelik sektörünün karbonsuzlaşmaya hazırlık düzeyini değerlendirdiği raporunda, büyük çelik üreticilerinin iklim taahhütleri ile bu hedefleri gerçekleştirmek için gereken operasyonel, teknolojik ve finansal hazırlık arasında belirgin bir fark olduğunu ortaya koyuyor. Raporda Hindistan’ın dünyanın en büyük ikinci çelik üreticisi olduğu ve üretim kapasitesinin 2030 yılına kadar 300 milyon tona ulaşmasının beklendiği vurgulanırken JSW Steel, Tata Steel, SAIL, Jindal Steel, RINL, Jindal Stainless ve GPIL olmak üzere yedi Hintli üretici, ArcelorMittal, POSCO ve Nippon Steel gibi küresel şirketlerle karşılaştırmalı olarak değerlendiriliyor.
- Rapora göre Hindistan’daki birçok şirket 2050 için Paris Anlaşması ile uyumlu net sıfır hedefleri açıklamış olsa da hedeflerin somut teknoloji planları, senaryo analizleri, yatırım kararları ve finansal tahsislerle desteklenmesi konusunda önemli eksikler bulunuyor. Özellikle finansal uyumun en zayıf alan olduğu, incelenen şirketlerin hiçbirinin bu başlıkta %43’ün üzerinde puan alamadığı belirtiliyor. IEEFA, yeşil çeliğin geleneksel üretime kıyasla yaklaşık 210 ABD doları/ton maliyet primi taşıdığı mevcut koşullarda Hindistan’da çelik dönüşümünün yalnızca şirket taahhütleriyle ilerleyemeyeceğini, kredi garanti mekanizmaları, fark sözleşmeleri, yeşil kamu alımları ve hedefli kamu destekleri gibi araçlarla desteklenen koordineli bir politika çerçevesine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Worldsteel Short Range Outlook April 2026
- Dünya Çelik Birliği, Nisan 2026 kısa vadeli görünüm raporunda küresel çelik talebinin 2026’da %0,3 artışla 1.724 milyon tona, 2027’de ise %2,2 artışla 1.762 milyon tona ulaşacağını öngörüyor. Rapora göre 2025-2026 dönemi 2022’den bu yana devam eden zayıf talep ve yapısal uyum sürecinin dip noktasına işaret ederken, 2027’de daha belirgin bir toparlanma bekleniyor. Çin’de talep daralmasının hız kesmesi, Hindistan başta olmak üzere gelişmekte olan pazarlardaki canlı talep ve gelişmiş ekonomilerde beklenen toparlanma, küresel görünümü destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
- Raporda Hindistan’ın dünyanın en hızlı büyüyen büyük çelik pazarı konumunu koruduğu; çelik talebinin 2026’da %7,4, 2027’de ise %9,2 artmasının beklendiği belirtiliyor. Buna karşılık Orta Doğu’daki çatışmaların bölgenin 2026 çelik talebinde keskin bir düşüş yaratacağı, çatışmanın ikinci çeyrek sonrasına uzaması halinde özellikle enerji fiyatlarına duyarlı bölgeler için aşağı yönlü revizyonların gerekebileceği ifade ediliyor. AB ve Birleşik Krallık’ta ise talebin 2026’da %1,3, 2027’de %3,0 artması beklenirken, altyapı ve savunma harcamalarındaki artış ile makroekonomik koşullardaki iyileşmenin toparlanmayı destekleyeceği; buna karşın enerji fiyatı şoklarına açıklığın önemli bir risk olmaya devam ettiği vurgulanıyor.
Could the Middle East Conflict Help Australia Catch Up in Green Iron?
- IEEFA, Orta Doğu’daki çatışmaların yeşil demir ve düşük emisyonlu çelik değer zincirleri üzerindeki etkisini değerlendirdiği analizinde, bölgedeki jeopolitik belirsizliklerin Avustralya için sınırlı ancak stratejik bir fırsat penceresi açabileceğini belirtiyor. Orta Doğu’nun DRI teknolojisine dayalı düşük emisyonlu demir üretimi ve ihracatı için önemli bir merkez haline geldiği, ancak çatışmaların özellikle İran’daki üretim tesisleri, Hürmüz Boğazı çevresindeki lojistik akışlar, demir cevheri konsantresi tedariki, DRI arzı ve yarı mamul çelik ticareti üzerinde baskı yarattığı vurgulanıyor.
- Analize göre Avrupa ve Asya’daki çelik üreticileri, düşük karbonlu demir tedarikinde Hürmüz Boğazı çevresindeki kaynaklara aşırı bağımlılığı yeniden değerlendirebilir. Bu durum, Avustralya’nın güvenilir tedarikçi olarak konumlanması, proje izin süreçlerini hızlandırması, alım anlaşmalarını güvence altına alması ve hidrojen bazlı düşük emisyonlu demir üretimini erken aşamada benimsemesi halinde rekabet avantajı yaratabilir. Raporda Avustralya’nın 2030’a kadar Asya-Pasifik pazarına yıllık 5,5 milyon tona kadar yeşil demir tedarik etme potansiyeli bulunduğu; ancak bunun için yalnızca kaynak avantajının yeterli olmayacağı, projelerin hızlı biçimde yatırım kararına taşınması ve uluslararası alıcılarla güçlü tedarik ilişkileri kurulması gerektiği belirtiliyor.
Etkinlikler
Green Steel World Expo & Conference 2026
| 10-11 Haziran 2026 (Dortmund, Almanya)
11th European Conference on Steel and Composite Structures – EUROSTEEL 2026
| 16-18 Eylül 2026 (Krakov, Polonya)
The Green Steel World Conference 2026
| 23-24 Eylül 2026 (Düsseldorf, Almanya)
Stainless Steel World Asia Conference & Expo
| 14-15 Ekim 2026 (Singapur EXPO, Singapur)
The Future of Green Steel 2026
| 28-29 Ekim 2026 (Londra, İngiltere)
Made in Steel Conference & Exhibition
| 11-13 Mayıs 2027 (Milano, İtalya)