Bugün, 15 Aralık 2025.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda Bilim Temelli Hedefler Girişimi (Science Based Targets initiative – SBTi) tarafından hazırlanan “The Impact of Setting Science-Based Targets on Businesses” başlıklı raporu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
Exeter Üniversitesi ve WWF UK koordinasyonunda hazırlanan ve 500’den fazla bilim insanının imzasını taşıyan Dartington Deklarasyonu, iklim krizinin mevcut seyrinin 1,5°C hedefiyle uyumsuz olduğunu ortaya koyarak dünya liderlerini acil ve hızlı emisyon azaltımı için harekete geçmeye çağırıyor ve küresel emisyonların 2030 yılına kadar 2010 seviyelerine kıyasla yarıya indirilmesini ve 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşılmasını temel hedef olarak tanımlıyor.
Olumlu Gelişmeler: Bilim insanlarının geniş katılımla ortak bir deklarasyon etrafında buluşması, iklim eyleminin bilimsel aciliyetini uluslararası gündemde yeniden görünür kılıyor ve emisyon azaltımıyla birlikte doğal karbon yutaklarının korunmasını öne çıkararak daha bütüncül bir iklim ve ekosistem yaklaşımına işaret ediyor.
Gelişim Kaydedilemeyen Alanlar: COP30 sürecinde fosil yakıtlardan çıkışa yönelik bağlayıcı hedefler üzerinde uzlaşı sağlanamaması ve ulusal katkı beyanlarının kısa vadede derin emisyon azaltımını destekleyecek net yol haritaları sunmaması, bilimsel uyarıların politika düzeyinde karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.
Avrupa Parlamentosu ve AB üye devletleri, Birlik içerisinde için 2040 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine göre %90 azaltma hedefini onaylayarak uzun vadeli iklim planlamasında net bir yön belirledi.
Neden Önemli?: AB’nin mevcut 2050 net sıfır taahhüdünü destekleyecek bir ara dönemeç olarak tasarlanan hedefin Avrupa İklim Yasası’na eklenmesi ve ulusal planlara bağlanması planlanıyor. Uygulama sürecinde bazı esneklik mekanizmalarına (uluslararası karbon kredileri) izin verileceği bekleniyor.
Uluslararası Af Örgütü ile University of Colorado Boulder bünyesindeki Better Planet Laboratory iş birliğiyle hazırlanan rapor, küresel fosil yakıt altyapısının insan sağlığı, geçim kaynakları ve insan hakları üzerinde ciddi ve yaygın riskler yarattığını ortaya koyuyor. Fosil yakıt üretim ve kullanımının sürdürülmesi, iklim hedefleriyle uyumsuz olmanın ötesinde, küresel müzakerelerde acil, planlı ve adil bir fosil yakıtlardan çıkış politikasının neden ertelenemez olduğunu gösteriyor.
Temel Bulgular: Dünya genelinde 170 ülkede faaliyet gösteren 18 binden fazla fosil yakıt tesisinin en az 2 milyar insanı çevresel ve sağlık risklerine maruz bıraktığı, bu grubun 520 milyonunun çocuk olduğu ve yaklaşık 463 milyon kişinin tesislere bir kilometre mesafede yüksek risk altında yaşadığı tespit ediliyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından hazırlanan Küresel Çevre Görünümü (GEO) raporu, fosil yakıt ve gıda üretiminin dünya genelinde saatte yaklaşık 5 milyar dolarlık çevresel zarara yol açtığını ortaya koyuyor. 200 araştırmacının katkısıyla hazırlanan rapor, çevresel tahribatın durdurulmasının teknik iyileştirmelerle sınırlı kalamayacağını, küresel yönetişim, finansman ve ekonomi politikalarında köklü bir dönüşüm sağlanmadıkça iklim hedefleriyle uyumlu, adil ve sürdürülebilir bir kalkınma patikasına geçilemeyeceğini gözler önüne seriyor.
Temel Bulgular: Fosil yakıt ve gıda üretimi dünya genelinde saatte yaklaşık 5 milyar dolar çevresel zarara neden olurken, bu yük ekosistem tahribatının ötesine geçerek ekonomi, halk sağlığı ve gıda güvenliği üzerinde kalıcı riskler yaratıyor. Öe yandan, fosil yakıt ve gıda sistemlerinden kaynaklanan bu zararların azaltılmasına yönelik güçlü ve bağlayıcı küresel kararların alınmadığı, uluslararası uzlaşı eksikliği ile yatırım ve yönetişim reformlarındaki yavaşlığın çevresel maliyetlerin sürmesine neden olduğu ifade ediliyor.
Energy and Climate Intelligence Unit (ECIU) tarafından Paris Anlaşması’nın 10. yılı kapsamında yayımlanan rapor, 113 ülkeyi kapsayan analizle ekonomik büyüme ile karbon emisyonları arasındaki ilişkinin Paris sonrası dönemde belirgin biçimde zayıfladığını ortaya koyuyor. Rapor ayrıca iklim politikalarının ekonomik büyümeyle çelişmediğini ve net sıfır hedeflerine giden yolda emisyon azaltımının hızlandırılabileceğini vurguluyor.
Temel Bulgular: 2015-2023 dönemi itibarıyla küresel ekonominin yaklaşık %92’sini temsil eden ülkelerin emisyonlarını azalttığı ya da emisyon artış hızını ekonomik büyümenin gerisine düşürdüğü görülüyor ve bu durum ekonomik büyüme ile karbon emisyonları arasındaki ilişkinin zayıfladığını gösteriyor. Aynı dönemde ülkelerin yaklaşık %46’sı ekonomisini büyütürken emisyonlarını mutlak olarak düşürmeyi başarmış olup bu eğilim gelişmiş ekonomilerin yanı sıra Latin Amerika, Afrika ve Orta Doğu’daki bazı büyük emisyonlu ülkelerde de gözleniyor.
Resmi Gazete’de yayımlanan EPDK kararıyla Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında 2026 yılı için spot piyasada 1 ton CO₂e başına 4 TL işlem bedeli ve yıllık 100 bin TL katılım ücreti belirlendi, EPİAŞ’ın ETS işletimine yönelik 50 milyon TL gelir tavanı tanımlanırken elde edilen gelirin yarısının İklim Değişikliği Başkanlığına aktarılması ve gelir ihtiyacının büyük ölçüde spot işlemlerden karşılanması öngörüldü.
Detaylar: Kararda, tahsil edilecek gelirin %50’si İklim Değişikliği Başkanlığı’na aktarılacak şekilde usul ve esaslar tanımlandı. Bu düzenleme, ETS’nin işletimi için gerekli gelir ihtiyacının %25’inin yıllık katılım ücretlerinden ve %75’inin spot işlem bedellerinden karşılanmasına yönelik bir çerçeve içeriyor.
Neden Önemli?: Türkiye’de ETS’nin pilot uygulamasına geçiş sürecinde piyasa katılımcıları için öngörülebilir bir maliyet çerçevesi oluşması ile şirketlere karbon fiyatlaması ve yatırım planlaması açısından net bir sinyal veriliyor. Ayrıca, elde edilecek gelirlerin iklim eylemine yönlendirilmesiyle emisyon azaltımı ve yeşil dönüşüm finansmanı arasında doğrudan bir bağ kurulmasını mümkün kılıyor.
✍ : Bilim Temelli Hedefler Girişimi (Science Based Targets initiative – SBTi)
Rapor, bilim temelli hedef belirleyen şirketlerin yalnızca emisyon azaltımının yanı sıra itibar, yatırımcı güveni, stratejik uyum ve uzun vadeli finansal dayanıklılık alanlarında da anlamlı kazanımlar elde ettiğini ortaya koyuyor. İklim hedeflerinin artık bir uyum yükümlülüğü olmanın ötesinde, rekabet avantajı yaratan bir kurumsal araç haline geldiği mesajı öne çıkıyor.
Kapsam
Rapor, bilim temelli hedeflerin şirketler üzerindeki etkisini üç ana kanıt seti üzerinden ele alıyor. Öncelikle en az iki yıldır SBTi tarafından onaylanmış hedeflere sahip 171 şirketle yürütülen küresel bir anketten elde edilen bulgulara yer veriliyor. Analiz ayrıca 2021–2025 dönemini kapsayan ve bilim temelli hedeflerin iklim ve iş performansı üzerindeki etkilerini inceleyen 22 ampirik çalışmayı içeren kapsamlı bir akademik literatür taramasına dayanıyor. Son olarak, ayrıntılı üç vaka analizi ile bilim temelli hedeflerin şirket stratejilerine ve operasyonel kararlara nasıl yansıdığı somut biçimde mercek altına alınıyor. Değerlendirmeler, iklim performansı, stratejik yönelim, kurumsal itibar, sermaye piyasaları ve finansmana erişim başlıklarında yoğunlaşıyor. Elde edilen nicel bulgular, yalnızca şirket algılarının yanı sıra finansal piyasa verileri ve akademik çalışmalarla da doğrulanıyor.
Temel Bulgular
Rapor, bilim temelli hedeflerin iş dünyasında çok boyutlu ve tutarlı bir değer üretimi sağladığını ortaya koyuyor.
Aktör Katılımı ve Kurumsal Yaygınlık: SBTi ile çalışan ve sayısı 11.000 aşan şirketler küresel piyasa değerinin %40’ından fazlasını temsil ediyor. Çalışma kapsamında ankete katılan şirketlerin %91’i, bilim temelli hedeflerin şirketleri üzerinde genel olarak olumlu etki yarattığını belirtirken, %93’ü ise hedefleri stratejilerine entegre ederek aktif biçimde uyguladığını ifade ediyor.
İtibar, Güven ve Stratejik Uyum: Şirketlerin %95’i, bilim temelli hedeflerin kurumsal itibar üzerinde olumlu etkisi olduğunu ifade ederken, %80’i ise yatırımcı algısı ve ilişkilerinde güçlenmeye katkı sağladığını belirtiyor. Şirketlerin %75’i, sektör içi güvenilirlik ve kurumsal kredibilitenin arttığını vurguluyor. Bu anlamıyla hedefler, şirket içi ekipler arasında stratejik uyum ve uzun vadeli vizyon oluşturulmasına katkı sağlıyor.
Finansal Performans ve Sermaye Piyasaları: Şirketlerin %76’sı yatırımcı güveninde artış bildiriyor. Kısa vadede bazı operasyonel maliyet artışları görülse de, uzun vadeli karlılık ve marjlar üzerinde olumsuz etki tespit edilmiyor. Avrupa Merkez Bankası verilerine göre, SBTi hedefi olan firmalar daha düşük faiz oranlarıyla finansmana erişebiliyor. Bu alanda yürütülen akademik çalışmalar, SBTi hedefi olan şirketlerde daha düşük hisse senedi oynaklığı ve kriz dönemlerinde daha yüksek dayanıklılık olduğunu doğruluyor.
İklim Performansı ve Emisyon Azaltımı: Şirketlerin %90’ı, bu hedeflerin iklim hedeflerinin iddiasını artırdığını belirtirken, %86’sı emisyon azaltım hızında belirgin bir artış yaşandığını ifade ediyor. Akademik literatür, SBTi tarafından onaylanmış hedeflere sahip şirketlerin özellikle Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını, hedefi olmayan benzer şirketlere kıyasla daha hızlı ve daha kalıcı biçimde azalttığını doğruluyor. En güçlü ve güvenilir sonuçların ise hedefleri doğrulanmış ve emisyon verileri bağımsız güvenceye tabi olan şirketlerde görüldüğü vurgulanıyor.
Rapora ulaşmak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.