Bugün, 5 Ekim 2025.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
30. Taraflar Konferansı’nın (COP30) başlamasından hemen önce yayımladığımız bu sayıda, küresel emisyonların durumuna bir göz atıyor ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environment Program – UNEP) tarafından hazırlanan 2025 Emisyon Açığı Raporu’nu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
10 Kasım’da Brezilya’nın Belem kentinde başlayacak COP30’u SEFiA olarak yerinden takip edecek ve günlük notlarla COP gündemini sayfalarımıza taşıyacağız. COP30 gündemi ile ilgilenen herkesi sayfamızı daha yakından izlemeye davet ediyoruz.
Keyifli okumalar,
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan 2025 Ulusal Katkı Beyanları Sentez Raporu, ülkelerin ulusal iklim planlarının, küresel emisyon azaltımı hedeflerini karşılamakta yetersiz kaldığını ifade ediyor.
Temel Bulgular: Sadece 60 civarında ülkenin sunduğu ulusal katkı beyanlarının (NDC) 2035 yılına kadar 2019 seviyelerine göre yalnızca yaklaşık %10 oranında emisyon azalımı öngörmesi, bizi küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için gerekli azaltımın altıda biri düzeyinde sınırlıyor. Bu sentez raporunun hazırlandığı sırada, Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük aktörlerin detaylı değerlendirmesinin henüz tamamlanmadığı, ABD’nin ise iklim ile ilgili süreçlerden çekildiği not edilmeli.
Neden Önemli?: Mevcut ulusal katkı beyanlarının yetersizliği, 1,5°C hedefine ulaşmak için uluslararası işbirliklerinin ve iklim yatırım modellerinin yeniden ele alınması zorunluluğunu işaret ediyor.
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan 2025 Uyum Açığı Raporu gelişmekte olan ülkelerde uyum çalışmaları için vaat edilen uluslararası fonlamanın çok uzağında kalındığı gösteriyor.
Temel Bulgular: Yapılan modellemeye göre, iklim uyumu için gelişmekte olan ülkelerde gereken finansman büyüklüğü 2035 yılına kadar yıllık 310 milyar USD seviyesinde olmalı. 2023 yılında bu ülkelere yönelen uluslararası kamu uyum finansmanı yalnızca 26 milyar USD iken, bir önceki yıl ise 28 milyar USD seviyesinde kaldı.
Neden Önemli?: İklim uyumu finansmanındaki açık özellikle hassas ve düşük gelirli ülkelerde adaptasyon kapasitesini sınırlandırırken, aynı zamanda uluslararası kamu ve özel finansman sistemlerinde hem ölçek hem yönelim açısından güçlü bir dönüşüm gerektiğini işaret ediyor.
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından yayımlanan rapor, 2035 yılına kadar küresel biyoyakıt üretiminin dört katına çıkarılmasını ve yakıt karışımlarında sürdürülebilir havacılık yakıtı oranı için bağlayıcı bir hedef belirlenmesini öneriyor. Bu hedefe ulaşılabilmesi için 2025-2030 döneminde yenilenebilir enerji kapasitesinin her yıl ortalama %16,6 oranında artması gerekiyor.
Bir Adım Geriden: 2023 yılında Dubai’de gerçekleştirilen COP28 İklim Zirvesi’nde, 100’ün üzerinde ülke küresel iklim hedefleri doğrultusunda 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.
COP’a Doğru: IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera, COP30’un odak noktalarından birinin sürdürülebilir biyoyakıtlar olmasını beklediklerini açıkladı. Ayrıca, biyokütle kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve geçişin sosyal boyutunun COP30 gündeminde daha fazla yer bulacağı belirtiliyor.
Neden Önemli?: Biyoyakıtların COP30 sürecine dahil edilmesi, ulaşım sektöründe düşük karbonlu yakıtların yaygınlaşmasını hızlandırabilir. Bu adım, hem enerji dönüşümüne yönelik yatırım fırsatlarını artıracak hem de gelişmekte olan ülkelerde yeşil büyüme için yeni finansman olanaklarını gündeme getiriyor.
Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) tarafından yayımlanan yıllık İklim Eylem Durumu raporuna göre, küresel kömür kullanımı 2024 yılında tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Elektrik üretiminde kömürün payı azalırken artan enerji talebi toplam kömür tüketimini yeniden yukarı çekiyor.
Veriler: Raporda, kömürün enerji sistemlerinden aşamalı olarak çıkarılması hedefine yönelik ilerlemenin durma noktasına geldiği belirtiliyor. 2024 yılı üst üste beşinci yıl boyunca küresel kömür talebinde düşüş yerine artışın yaşandığı yıl olarak kaydediliyor.
Neden Önemli?: Kömür kullanımındaki süren artış, Paris Anlaşması’nın 1,5°C hedefi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Eğilimin devam etmesi, hem iklim finansmanı kaynaklarının etkinliğini azaltabilir hem de enerji geçişini yavaşlatarak gelişmekte olan ülkelerde temiz enerji yatırımlarını risk altına sokabilir.
Avrupa Birliği (AB) liderleri, COP30 öncesinde 2040 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını yaklaşık %90 azaltma hedefine doğru ilerleme konusunda koşullu bir görüş birliği sağladı.
Koşullar: Belirlenen hedefin maddi ve teknolojik koşullara bağlı olduğunu vurgulanırken sanayinin rekabet gücünü, savunma önceliklerini ve yatırım ihtiyaçlarını dikkate alan bir dizi şart belirlendi. Bildiride ayrıca hedefin gelecekte yerel koşullara göre ‘revize edilebilmesi’ için bir madde eklenmesi kararlaştırıldı.
Neden Önemli?: AB’nin 2040 hedefi, küresel net sıfır emisyona geçiş sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Öte yandan, koşullara bağlanmış hedefler iklim finansmanı, yatırım güvenliği ve sanayi dönüşümünün yönetişimi açısından belirsizlik yaratıyor. Bu durum, özel sektör yatırımlarını ve kamu politikalarının etkinliğini doğrudan etkileyebilir.
Ember tarafından yayımlanan analiz, Türkiye’de güneş enerjisinin artık en ekonomik elektrik üretim kaynağı haline geldiğini ifade ediyor. Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Türkiye’de 2030 yılına kadar yerli kömür santrallerine 75 USD/MWh düzeyinde alım garantisi taahhüdü, enerji dönüşüm hedeflerini tehlikeye atma potansiyeli taşıyor.
Veriler: Güneş enerjisinden elektrik üretim maliyeti son on yılda yaklaşık %69 oranında düşüş gösterdi. Ayrıca, yeni kurulacak bir güneş enerjisi santralinde üretim maliyeti yaklaşık 43 USD/MWh olarak hesaplanıyor. Yeni yerli kömür santrallerinde yaklaşık 90 USD/MWh seviyesinde kaydedilen üretim maliyetleri güneş enerjisiyle kıyaslandığında kömürün yaklaşık %109 oranında daha pahalı seyrettiğini gösteriyor.
Neden Önemli?: Güneş enerjisinin maliyet açısından fosil yakıtları geride bırakması, Türkiye’nin enerji geçişi stratejilerinde ve iklim finansmanı modellerinde yenilenebilir kaynaklara yönelmenin ekonomik bir zemine oturduğunu gösteriyor. Bu durum, hem özel sektör yatırım kararlarını etkileyebilir hem de kamu politikalarının yönünü değiştirebilir.
Bağlantı: Yeni kömür teşvikleri konusunda İklim Ağı’nın yaptığı değerlendirmeye bu link üzerinden ulaşabilirsiniz.
Türkiye’nin 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde Sürdürülebilir Çevre ve İklim Değişikliği Programı kapsamına ayrılan kaynak 19,4 milyar TL’den 18,9 milyar TL’ye geriledi.
Veriler: Mevcut düşüş nominal olarak yaklaşık %2,6 seviyesine karşılık geliyor. Enflasyon ve genel bütçe büyümesi dikkate alındığında reel kayıp yaklaşık %30-35 düzeyinde gerçekleşiyor.
Neden Önemli?: İklim ve çevreye ayrılan kaynağın azalması, Türkiye’nin iklim politikaları ve finansman yönünden gerekli olan dönüşüm ivmesini zayıflatabilir. Özellikle düşük ve orta gelirli kesimler çevresel ve ekonomik yüklerle daha fazla karşılaşma riski taşıyor.
✍ : Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environment Program – UNEP)
Paris Anlaşması’nın onuncu yılında yayımlanan Emissions Gap Report 2025, küresel sıcaklık hedeflerinin hala ciddi risk altında olduğunu gösteriyor. Rapor, yeni ulusal katkı beyanlarının (NDC) küresel ısınmayı 2,3-2,5°C aralığına düşürse de bu iyileşmenin büyük kısmının metodolojik güncellemelerden kaynaklandığını, somut emisyon azaltımında ilerlemenin sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesinin bu sınırlı kazanımı da sıfırlayacağı belirtiliyor.
Kapsam
Rapor, 2024-2035 yılları arasında sera gazı emisyon eğilimlerini, G20 ülkelerinin yeni NDC hedeflerini ve bu hedeflerin 1,5°C ve 2°C patikalarıyla arasındaki farkı değerlendiriyor. Ayrıca 2024 yılı emisyon verileri, sektör bazlı artış oranları, NDC’lerin güncellenme düzeyi ve 2030-2035 dönemi sıcaklık projeksiyonlarını sunuyor.
Temel Bulgular
Raporun çarpıcı bulguları, Paris Anlaşması’nın onuncu yılında ülkelerin taahhütlerine rağmen küresel emisyonların rekor seviyelere ulaştığını ve mevcut politikaların 1,5°C hedefiyle uyumlu olmaktan giderek uzaklaştığını ortaya koyuyor:
Rekor emisyonlar sarmalı: 2024 yılında küresel sera gazı emisyonları %2,3 artarak 57,7 GtCO₂e seviyesine ulaştı. Mevcut durum 2023 yılına göre 1,4 GtCO₂e’lik bir artış ifade ediyor. Artışın %53’ü arazi kullanımı ve ormansızlaşmadan, %36’sı fosil yakıtlardan kaynaklanıyor. Ayrıca, 2030 yılında 1,5°C patikasına göre 20 GtCO₂e, 2°C patikasına göre ise 12 GtCO₂e yıllık emisyon açığı kaydediliyor.

NDC Güncellemeleri Sınırlı: Paris Anlaşması gereği Şubat 2025 dönemine kadar sunulması gereken yeni NDC’leri yalnızca ülkelerin üçte biri (60 ülke, küresel emisyonların %63’ü) teslim etmiş durumda. Yalnızca 13 ülke 2030 taahhütlerini güncellerken, yeni hedefler 2030 yılına yönelik somut azaltım sunmakta yetersiz kalıyor.

- G20’nin Rolü: Yeni NDC’ler kapsamında 10 G20 üyesi 2035 hedefi açıklarken, bu ülkelerden hiçbirinin 2030 hedefini güçlendirmediği kaydediliyor. Hedefler tam uygulanırsa, G20’nin 2035 emisyonları 2030 seviyesinin yalnızca 3,6 GtCO₂e altında kalacak. ABD’nin süreçten çekilmesinin bu azaltım hedefini ciddi biçimde zayıflatması bekleniyor.

Uygulama Açığı Devam Ediyor: G20 ülkelerinin mevcut politikaların ulaşacağı emisyon seviyeleri ile 2030 hedeflerinde belirtilen emisyonlar arasında 2-4 GtCO₂e fark bulunuyor. 7 ülke mevcut politikalarla hedefe ulaşabilir görünse de büyük ekonomilerin çoğu hala ‘off track’ konumunda yer alıyor.
Sıcaklık Projeksiyonları: Mevcut politikalarla küresel ısınma 2,8°C’ye kadar çıkması öngörülüyor. Tüm koşullu NDC’ler ve net sıfır taahhütler tam olarak uygulansa bile yüzyıl sonunda sıcaklık yalnızca 1,9°C’de sabitlenebilecek. 1,5°C hedefi artık ‘geçici aşılıp geri dönülmesi gereken’ bir senaryo halini alırken mevcut hedefi korumak kritik görülüyor.
- Aşım (Overshoot) Kaçınılmaz: 1,5°C sınırının muhtemelen önümüzdeki on yılda aşılacağı öngörülüyor. 2100 yılına kadar bu aşımın 0,3°C ile sınırlanması için 2030 yılına kadar %26, 2035 yılına kadar %46 emisyon azaltımı gerekiyor. Aksi halde ısınmanın her 0,1°C’lik artışı geri döndürülemez zararlar yaratacak.
Politika Önerileri ve Sonuç
UNEP, 1,5°C hedefinin hala teknik olarak mümkün olduğunu vurgulayarak ülkeleri gecikmeden derin emisyon azaltımına, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmaya ve finansal adaleti güçlendirmeye çağırıyor.
Acil azaltım şart: 2030 yılına kadar emisyonların en az dörtte bir oranında düşürülmesi gerekiyor.
Sıcaklık hedefi korunmalı: Paris Anlaşması’nın uzun vadeli sıcaklık hedefi ‘siyasi ve ahlaki yükümlülük” olarak korunmalı.
- G20 liderliği: Çin, AB, Hindistan gibi büyük ekonomiler hızla yeni politika setleri açıklamalı.
- Yenilenebilir enerji ve verimlilik: NDC’lerde yenilenebilir hedefleri yer alsa da enerji verimliliği hedeflerine yarıdan az ülkede yer veriliyor.
- Finansal dönüşüm: Gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltımına katılımı için küresel finansal mimari yeniden tasarlanmalı.
Rapora ulaşmak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.
⛽️ COP Öncesi Skandal Karar: Amazon Ağzında Petrol Aramaya Onay Çıktı
‼️ 35 Örgütten Çağrı: COP30 Kapsamındaki Tüm Sponsorluklar ve Ortaklıklar Açıklanmalı
🗓️ Deniz Taşımacılığında Karbon Fiyatlandırmasına İlişkin Karar Ertelendi
💧 2025 Su Yılı Türkiye için Tarihi bir Kuraklık Dönemi Olarak Kayıtlara Geçti!
📄 Yeni Rapor: İklim Değişikliği Kentlere Yönelik Nüfus Akışını Artırıyor