İklim Gündemi

SEFiA İklim Gündemi #74: Artan Soğutma Tüketimi Güneş Enerjisi ve Esneklik Çözümleri ile Karşılanabilir

sefia-iklim-gundemi-74-web

Bugün, 25 Ağustos 2025.

SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…

Bu sayıda, EMBER tarafından hazırlanan Artan Soğutma Tüketimi Güneş Enerjisi ve Esneklik Çözümleri ile Karşılanabilir raporunu merkeze alıyoruz.

Ekip Arkadaşı Arıyoruz! Son başvuru tarihi 12 Eylül 2025.

Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!

Keyifli okumalar,

SHURA tarafından yapılan açıklama, Temmuz 2025’te TBMM’de onaylanan ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacına yönelik maden faaliyetlerine, meralar, ormanlar ve zeytinlikleri kapsayan alanlarda izin verilmesini veya izin sürecinin kolaylaştırılmasını öngören yasanın ardından kömür madenciliği gibi yüksek emisyonlu faaliyetlere yeni alanlar açılmasının, tarımsal üretime, kırsal geçime ve biyoçeşitliliğe zarar verme riski taşıması açısından hem çevresel sürdürülebilirlik hem de adil dönüşüm ilkeleriyle çeliştiğini ifade ediyor.

  • Bir adım geriden: Türkiye’de kömür madenciliğinde yaklaşık 40.000 kişi çalışıyor ve bu sayı, 16 milyon üzerindeki toplam istihdamın yalnızca %0,2’sine denk geliyor.

  • Kömür bölgeleri istihdamı: Zonguldak–Karabük–Bartın’da istihdamın %4’ü, Manisa–Afyon–Kütahya–Uşak’ta %1’den fazlası kömür madenciliğine bağlı. Soma, Kınık, Kilimli ve Amasra gibi ilçelerde oran %10’a kadar çıkıyor.

  • Yorumlar: Enerji dönüşümünde, madencilik bölgelerinde yaşayan halkın ve emekçilerin geçim kaynaklarının korunması, adil ve kapsayıcı politikaların temelini oluşturuyor. Adil dönüşüm, istihdamı dönüştürme, sosyal hakları güvence altına alma ve gelir kaybı riskini önlemeyi gerektiriyor.

Allianz Trade tarafından yayımlanan küresel altyapı yatırımlarına yönelik hazırlanan ‘2035’e yüzde 3,5: Küresel Altyapı Açığını Kapatmak’ başlıklı raporuna göre, küresel ölçekte altyapı yatırımlarına 2035 yılına kadar her yıl 3,6 trilyon euro gereksinim bulunuyor. Türkiye ise sadece enerji dışı altyapılarda 100 milyar euronun üzerinde yatırım ihtiyacıyla karşı karşıya. Aynı rapor, enerji şebekesi modernizasyonu ve enerji depolama kapasitesine yönelik güçlü yatırım ihtiyacını vurguluyor.

  • Bulgular: Türkiye’nin karayolları, limanlar, demiryolları, telekom ve kanalizasyon gibi enerji dışı altyapılarda onlarca euro düzeyinde; örneğin karayolları için yaklaşık 72 milyar euro, limanlar için 11 milyar euro, yatırım açığı yer alıyor. Raporda enerji altyapısına dair yatırım ihtiyacı da özellikle depolama ve şebeke sistemlerinde öncelikli görülüyor.

  • Neden Önemli: Altyapı eksiklikleri, hem dijital, kentsel hem de enerji alanında, Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu alanda koordineli, kapsamlı ve güçlü yatırımlar kritik önem taşıyor.

AB Delegasyonu Mali İşbirliği Başkanı Maria  Luisa  Wyganowski, İstanbul’daki Sürdürülebilir Ulaşım Zirvesi kapsamında “Türkiye’nin net sıfır hedefini yakalayacağına inanıyoruz” açıklamasında bulundu. Türkiye’nin AB için stratejik bir partner olduğunu vurgulanırken, hem ekonomik hem çevresel sürdürülebilirlik açısından yatırımların başarının kamu-özel sektör ortaklığına bağlı olduğu vurguluyor.

  • Bulgular: Yeşil ulaşım, elektrikli araç altyapısı ve yenilenebilir enerji yatırımları AB için öncelikler arasında yer alıyor. Emisyon Ticareti veya Sınırda Karbon Düzenlemesi dolayısı ile düşük karbonlu üretim ve ihracat için kritik iş birliği alanları olarak görülüyor.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü yaptığı açıklama ile yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşmesiyle piyasa temelli finansman modellerinin ön plana çıktığına dikkat çekti. Özellikle uzun vadeli yenilenebilir enerji tedarik anlaşmaları (YETA) modelinin önemine vurgu yaptı.

  • Bulgular: YETA, üreticilere finansman, alıcılara düşük emisyonlu enerji sağlıyor. Dünya genelinde 198 GW’lık anlaşma yapıldı; Türkiye’nin yüksek güneş ve rüzgar potansiyeli bu modelle değerlendirilebilir.

  • Yorumlar: Uzmanlara göre modelin yaygınlaşması için düzenleyici eksiklikler giderilmeli, kur riskine karşı garanti mekanizmaları oluşturulmalı.

KONDA ve İklim Haber tarafından hazırlanan araştırma sonuçlarına göre toplumun %70’i İklim Kanunu’ndan habersiz. Araştırma kapsamındaki katılımcılardan yalnızca %12’si kanunu duyduğunu ve içeriği hakkında bilgisi olduğunu aktarıyor.

  • Bulgular: Katılımcıların %65’i temiz enerji yatırımlarını, %51’i bilimsel mücadeleyi, %50’si uyum politikalarını öncelikli görüyor. %71 iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu kabul ediyor.

  • Yorumlar: Uzmanlar, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve halkın önceliklerinin iklim politikalarına yansıtılması gerektiğini vurguluyor.

Akbelen için Danıştay 4. Dairesi, Muğla İdare Mahkemesi’nin “ÇED kapsam dışı” kararını “eksik inceleme” gerekçesiyle bozarak proje için bilirkişi incelemesi yapılmasına hükmetti.

  • Bulgular: Bilirkişi heyetinin, çevre, maden ve harita mühendislerinden oluşması ve sahada keşif yapması talep ediliyor. Bu süreç sonuçlanana kadar faaliyetlerin durdurulması için başvuru yapıldı.

  • Neden Önemli: Danıştay’ın kararı, Akbelen’de madencilik faaliyetlerinin halkın haklarını hiçe sayan şekilde yürütülemeyeceğine işaret ediyor. Bu süreç, “hukuksuzluk” gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebiyle devam ediyor.

ABD Tarım Bakanlığı, verimli tarım arazilerinde güneş ve rüzgar enerji projelerine resmi olarak destek vermeyeceğini açıkladı. Bu karar, Trump yönetiminin Çin tedarik zincirlerine bağımlı olarak nitelendirdiği yenilenebilir enerjiye yönelik uyguladığı en güncel kısıtlama olarak gündemde.

  • Bir adım geriden: Bakanlık, Amerika Kırsal Enerji Programı kapsamında halihazırda 2 milyar doları aşan kaynakla temiz enerji projelerini destekliyordu. Biden yönetimi döneminde bu finansman, kırsal alanlarda sürdürülebilir enerji kullanımını teşvik etmeyi amaçlıyordu.

  • Eleştiriler: Tarım sektöründeki bu gelişmeye karşı, agrivoltaik sistemlerin verimlilik sağladığı ve bitki gelişimini desteklediği uzmanlar tarafından vurgulanıyor. Güneş panellerinin sağladığı gölgede üretimin, özellikle sıcak ve kurak bölgelerde olumlu etkiler yarattığı belirtiliyor.

COP30 (Belém, Brezilya) gündeminde yer alacak emisyon azaltım hedefleri için çevrimiçi istişare süreçleri önümüzdeki haftalarda hükümet yetkililerinin katılımıyla başlıyor. COP30’un Başkanı Andre Correa do Lago, Eylül sonuna kadar yeni ulusal iklim planlarının (NDC’lerin) biçimi ve içeriği ile Ekim’de yayımlanacak Sentez Raporu’na yönelik geri bildirimlerin toplanmasını beklediklerini açıkladı.

  • Bulgular: Mevcut NDC’ler 2030 yılına kadar yalnızca %2,6 emisyon azaltımı öngörüyor; IPCC ise %43 hedeflenmesi gerektiğini belirtiyor. 2035 yılına kadar %60 azaltım çağrısı yapılıyor.

Cenevre’deki Plastik Anlaşması müzakereleri bir kez daha sonuçsuz kaldı. Müzakerelerin temel gündem maddeleri arasında plastik üretiminin sınırlandırılması, ürünlerin ve kimyasalların yönetimi ve gelişmekte olan ülkelerin anlaşmayı uygulamalarına yardımcı olmak için finansman sağlanması yer alıyor.

  • ABD ve Suudi Arabistan: Büyük petrol ihracatçısı bu ülkelerin ve endüstri lobilerinin direnci hukuki bağlayıcılığı olan anlaşmayı engelledi.

  • Sonraki adımlar: 2022 yılından bu yana devam eden müzakere süreci için devletlerin bir kez daha bir araya gelmesi bekleniyor.

Çin’in karbon emisyonları 2025 yılının ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre %1 azaldı. Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin (CREA) yaptığı araştırmaya göre, aynı altı aylık dönemde enerji sektörü kaynaklı sera gazı emisyonları da %3 düşüş gösterdi.

  • Yenilenebilir kaynaklar: %1 oranındaki düşüşte, elektrik üretmek için yenilenebilir enerji kullanımının artması etkili oldu.

  • Bir adım geriden: Dünyanın en büyük karbon emisyonu kaynağı olan Çin, COVID-19 pandemisiyle bağlantılı olarak 2022 yılında karbon emisyonlarının azaldığını bildirmişti. Çin emisyonlarının 2030 yılına kadar zirveye ulaşacağını açıklarken, 2060 yılına kadar da net sıfır emisyona ulaşma hedefi belirlemişti.

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından yayımlanan yeni rapor, işçileri isı stresine karşı koruyacak önlemlerin hızlıca alınmasını öneriyor.

  • Bulgular: 20 derecenin üzerindeki her bir derece için işçi verimliliğinin %2-3 oranında düştüğü belirtiliyor. Ayrıca, dünya nüfusunun yarısının yüksek sıcaklıkların olumsuz sonuçlarından halihazırda etkilendiği ifade ediliyor.

  • Temel riskler: Sıcak çarpması, susuz kalma, böbrek yetmezliği ve nörolojik rahatsızlıklar temel sağlık riskleri arasında yer alıyor.

  • Kırılgan gruplar: Tarım, inşaat ve balıkçılık gibi sektörlerde çalışan işçiler ile gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklar ve yaşlılar özellikle risk altında bulunuyor.

✍ : EMBER

Türkiye’de artan sıcaklıklar, hızla yayılan klima kullanımı ve ekonomik gelişim, elektrik tüketiminde soğutma kaynaklı talebi hızla yukarı çekiyor. Ember’in “Artan Soğutma Tüketimi Güneş Enerjisi ve Esneklik Çözümleri ile Karşılanabilir” başlıklı raporu, Türkiye’deki enerji sistemi üzerindeki baskıları mercek altına alarak, güneş enerjisinin ve esneklik çözümlerinin ülkedeki şebeke istikrarı için ‘doğal çözüm’ olduğunu vurguluyor.

Soğutmanın Yükselen Payı

2024 yılında Türkiye’nin elektrik tüketimi içinde soğutmanın payı son üç yılda %26’lık bir artış kaydederek 10 TWh’e ulaşıyor. Yaz günlerinde elektrik talebinin %8’i soğutma için harcanırken, aşırı sıcak günlerde bu oran %18’i aşabiliyor. Özellikle en yüksek talebin görüldüğü öğle ile akşamüstü arasındaki zaman diliminde, tüketimin %10’dan fazlası soğutmaya ayrılıyor.

Söz konusu artış, soğutmanın artık “lüks bir tüketim” değil, elektrik sisteminde temel bir yük unsuru haline geldiğini gösteriyor. 2008 yılından bugüne en yüksek elektrik talebinin kış mevsiminden yaza geçmesi ile 2025 yılı itibarıyla yaz ve kış zirvesi arasındaki fark 12 kat artarak 9 GW’ı aşıyor.

Sıcaklık ve Elektrik Talebi Arasındaki Doğrudan Bağlantı

Her 1 °C sıcaklık artışı, yaklaşık 0,77 GW ek üretim kapasitesi gerektiriyor. Bu durum özellikle aşırı sıcak dalgalarının enerji sistemi üzerindeki yükünü katlanarak artıracağı anlamına geliyor.

Ember’in projeksiyonuna göre, soğutmaya bağlı elektrik tüketimi 2030 yılına kadar ikiye katlanarak 20 TWh’e, 2035 yılında ise üçe katlanarak 35 TWh’e çıkabilir. Aynı dönemde Türkiye’nin en yüksek saatlik elektrik talebinin %50 artışla 85 GW’a ulaşması bekleniyor.

Güneş Enerjisinin Doğal Uyumu

Raporun en kritik bulgularından biri, soğutma talebinin zirveye çıktığı öğle–akşamüstü saatlerinde (12:00-16:00) güneş enerjisi santrallerinin de en yüksek üretime ulaşması. Bu “doğal eşleşme”, güneş enerjisini yalnızca temiz değil, aynı zamanda sistem güvenliği için stratejik bir kaynak haline geldiğini ifade ediyor. 2019 ve 2024 yılları arasında güneşin soğutma talebini karşılama payı iki katına çıktı. Yaz aylarında güneş, bu yükün %20’den fazlasını karşılayabilir hale geldi.

Türkiye’nin geniş çatı güneşi potansiyeli (120 GW) devreye alındığında, artan soğutma yükünün doğrudan yerinde ve temiz bir şekilde karşılayabileceğini ifade ediyor.

Esneklik ve Veri Açığı

Rapor, artan soğutma talebinin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, esneklik çözümleriyle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Batarya ve pompaj depolama sistemleri, gündüz güneşten üretilen elektriği akşama kaydırarak şebekeyi dengeliyor. Talep tarafı yönetimiyle soğutma sistemlerinin akıllı teknolojiler aracılığıyla düzenlenmesi de tüketimi daha öngörülebilir hale getiriyor. Öte yandan Türkiye’de klima stoğu ve kullanım alışkanlıklarına dair güncel verilerin eksikliği doğru projeksiyon yapılmasının önünde engel teşkil ediyor. Rapor, bölgesel ve düzenli veri toplamanın, uzun vadeli enerji planlaması için kritik olduğunu belirtiliyor.

Raporun Ana Politika Önerileri
  • Güneşi yaygınlaştırmak: Yazın artan soğutma talebi ile güneş üretimi aynı saatlere denk geliyor. Bu nedenle çatı üstü güneş ve hibrit santraller kritik önemde. Türkiye’nin 120 GW’lık çatı güneşi potansiyelinin devreye alınması, şebeke üzerindeki yükü azaltarak arz güvenliğini güçlendirebilir.

  • Verimliliği artırmak: Klima kullanımının hızla artması nedeniyle cihazlarda enerji performans sertifikaları ve verimli klima standartları önceliklendirilmeli, yüksek enerji sınıfı ürünler teşvik edilmeli. Bina yalıtımı, gölgeleme ve doğal havalandırma çözümleri de talebi baştan azaltarak sistemi rahatlatabilir.

  • Esnekliği geliştirmek: Batarya ve pompaj hidroelektrik gibi depolama sistemleri ile gündüz üretilen güneş elektriğini akşam saatlerinde tüketim için kullanılabilir. Talep tarafı yönetiminin yaygınlaştırılması ile klimaların akıllı sistemlerle optimize edilmesi, tüketimi öngörülebilir hale getirebilir ve fosil yakıta dayalı kapasite ihtiyacını düşürebilir.

  • Veri tabanı kurmak: Türkiye’de klima stoğu ve kullanım alışkanlıklarına dair kapsamlı veri eksikliği, doğru projeksiyon yapılmasını engelliyor. Ulusal ölçekte bir klima envanteri kurgulanarak, hem bölgesel planlamayı güçlendirir hem de teşvik ve standartların doğru alanlara yönelmesini kolaylaştırabilir.

Benzer Yazılar