Bugün, 9 Şubat 2026.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda SEFiA tarafından hazırlanan ‘Belém Eylem Mekanizması ve Türkiye’de Adil Geçişin Finansman Mimarisi’ kapsamlı yeni yazı dizimizin ‘Belém Eylem Mekanizması: Finansman Açığı mı, Mimari Açık mı?’ başlıklı ilk içeriğini merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
SEFiA İklim Gündemi artık Spotify’da!
Spotify kanalımızı takip ederek bültenlerimizin özetini dilediğiniz zaman dinleyebilirsiniz.
İngiltere hükümeti gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliğiyle mücadeleye destek amacıyla ayrılan uluslararası iklim finansmanı bütçesini önümüzdeki beş yıl için yaklaşık 11,6 milyar (2021-2022) sterlinden 9 milyar (2025-2026) sterline düşürmeyi planlıyor.
Neden Önemli?: ‘İklim finansmanında modernizasyon’ olarak tanımlanan yeni düzenleme daha önceki küresel iklim finansmanını 2035 yılına kadar üç kat artırma hedefiyle çelişiyor. Ayrıca, kritik uyum ve adaptasyon projelerine ayrılan kaynaklardaki kesintilerin güvenlik odaklı bütçe önceliklerine aktarılması eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
BloombergNEF tarafından hazırlanan ‘Enerji Dönüşümünde Yatırım Trendleri’ raporuna göre, küresel enerji dönüşümüne yapılan yatırımlar 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla %8 artarak rekor 2,3 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Artan yatırımlar temiz enerji teknolojileri, elektrikli ulaşım, temiz enerji tedarik zinciri ve enerji ağlarını desteklemeye odaklanıyor.
Temel Bulgular: Küresel yatırımlarda ilk sırayı yaklaşık 893 milyar dolar ile alan elektrikli ulaşım sektörünü, yenilenebilir enerji yatırımları (690 milyar dolar) ve şebeke altyapısı yatırımları (483 milyar dolar) takip ediyor. Ayrıca temiz enerji arzına yapılan yatırımlar, üst üste ikinci yıl fosil yakıt arzı yatırımlarını geride bırakıyor. Yıllık fark önceki yıla göre daha da genişliyor.
Birleşmiş Milletler bünyesinde yürütülen müzakerelerde, fosil yakıt şirketlerinin iklim krizi nedeniyle verdikleri zararın bedelini ödemesi ve süper zenginlerin küresel bir servet vergisine tabi tutulması gibi yeni vergi düzenlemeleri gündeme geliyor. Mevcut öneriler, iklim adaleti ve finansmanını güçlendirme hedefiyle değerlendiriliyor.
Neden Önemli?: Kirletenlerin iklim zararlarının bedelini ödemesi ve servet zenginlerinin vergilendirilmesi talebi, küresel iklim finansmanını artırma, gelir eşitsizliğini azaltma ve iklim adaleti hedeflerini güçlendirme açısından kritik görülüyor. Söz konusu vergilerin Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma çabalarını destekleyecek yeni mali kaynaklar yaratması bekleniyor.
Global Energy Monitor tarafından hazırlanan yeni rapora göre Çin, 2025 yılında rüzgar ve güneş enerjisinde rekor artışlara rağmen 50’den fazla büyük kömür santralini devreye alarak 78 GW yeni kömür kapasitesini şebekeye ekledi ve bu durum küresel iklim hedefleri açısından ciddi endişelere yol açtı. Aynı dönemde ülke güneş enerjisinde 315 GW, rüzgar enerjisinde 119 GW kapasite artırırken kömür üretiminin toplam elektrik içindeki payı bir miktar azalsa da yeni kapasite genişlemesi belirgin kaldı.
Neden Önemli?: Temiz enerji yatırımlarındaki güçlü artışa rağmen kömür kapasitesinin hızla genişlemesi, Çin’in iklim hedeflerine bağlılığına dair soru işaretleri yaratırken fosil yakıtlardan çıkışın enerji güvenliği gerekçeleriyle zorlaştığını gösteriyor.
Amerika Birleşik Devletleri iklim kriziyle mücadelede temel uluslararası çerçevelerden biri olan Paris İklim Anlaşması’ndan 27 Ocak 2026 itibarıyla resmen çekildi. Süreç, Başkan Donald Trump’ın 20 Ocak 2025 tarihinde imzaladığı başkanlık kararnamesinin Birleşmiş Milletler’e bildirilmesini takiben başlatıldı ve anlaşmada öngörülen bir yıllık sürenin dolmasıyla tamamlandı.
Neden Önemli?: Tarihsel olarak küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %25’inden fazlasından sorumlu olan en büyük ekonomilerden birinin Paris rejimi dışına çıkması, 1,5°C hedefi doğrultusundaki küresel azaltım çabalarını ve iklim finansmanı akışlarını risk altına alırken, aynı zamanda Paris Anlaşması başta olmak üzere UNFCCC, IPCC ve Yeşil İklim Fonu gibi iklim ve çevre odaklı uluslararası işbirliği mekanizmalarına dair sorgulamaları gündeme taşıyor.
Birleşik Krallık ve 9 Avrupa Birliği ülkesi (Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda ve Norveç) bir araya gelerek Kuzey Denizi’ni dünyanın en büyük temiz enerji rezervuarı haline getirmek için açık deniz rüzgar santrallerini hızla devreye almayı ve bunları yüksek voltajlı deniz altı kablolarıyla birbirine bağlayacak bir elektrik şebekesi kurmayı taahhüt etti. Projenin yaklaşık 100 GW temiz enerji kapasitesi ile 143 milyon hane elektrik ihtiyacını karşılaması bekleniyor.
Temel Bulgular: Hükümetler, 2031-2040 döneminde yılda toplam 5 GW açık deniz rüzgar kapasitesi inşa etmeyi taahhüt ediyor. Ayrıca, 100’den fazla özel sektör şirketi de sektörel maliyetleri düşürmeyi ve 91 bin yeni istihdam yaratmayı hedefleyen bir sanayi bildirisine imza attı.
Fosil Yakıttan Adil Çıkış Konferansı ilk defa 28-29 Nisan 2026 tarihleri arasında Kolombiya’nın Santa Marta kentinde gerçekleştirilecek. Etkinlikte fosil yakıtların aşamalı şekilde terk edilmesi için yasal, ekonomik ve sosyal yolların kapsamlı biçimde tartışılıp somutlaştırılması hedefleniyor.
Bir Adım Geriden: COP28’de hükümetler bu yönde geniş kapsamlı bir taahhüt ortaya koymuş olsa da, petrol zengini ülkelerin güçlü muhalefeti küresel ısınmanın temel kaynağına yönelik somut ilerlemeyi önemli ölçüde sınırladı.
Neden Önemli?: Konferans, COP30 sürecinde Avustralya ve Meksika gibi büyük fosil yakıt üreticilerinin yanı sıra Avrupa, Latin Amerika ve Pasifik ada ülkelerinden toplam 24 ülkenin kamuoyu desteğini almış durumda.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, 56. Dünya Ekonomik Forumu (Davos) toplantılarında jeopolitik gelişmelerin enerji gündemini belirlediğini ve bunun sonucunda iklim krizi ile temiz enerji konularının önceki yıllara göre görece arka planda kaldığını belirtti.
Neden Önemli?: Birol’a göre jeopolitik riskler enerji gündeminde belirleyici olurken, iklim değişikliği ve temiz enerji tartışmaları kısmen geri planda kalıyor. Bu durum hükümetlerin savunma ve ulusal güvenlik kaygılarıyla yakından ilişkilendirilebilir. Ülkelerin enerji kararları üzerinde jeopolitiğin etkisinin arttığı, özellikle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG), nükleer ve elektrik piyasalarında bu yansımaların görüleceği öngörülüyor.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir iş birliği adımı olarak yaklaşık 2 milyar dolarlık güneş enerjisi yatırımı anlaşması imzalandı. Anlaşma kapsamında ilk etapta 2,000 MW kapasiteye sahip büyük ölçekli güneş santralleri Sivas ve Karaman’da kurulacak ve toplam yenilenebilir enerji kapasitesinin ileride 5,000 MW’a çıkması hedefleniyor.
Temel Bulgular: Suudi Arabistan’ın finansmanıyla kurulacak güneş santralleri ile üretilecek elektrik uzun vadeli alım sözleşmeleriyle kilovatsaat başına düşük fiyatlarla elektrik piyasasına sunulacak. Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedefleri kapsamında, yatırımların %50 yerlileştirme şartı ve uluslararası finans kuruluşlarından kredi sağlanması gibi unsurlar da iş birliğinde yer ediyor.
Neden Önemli?: Suudi Arabistan gibi büyük bir enerji aktörüyle Türkiye arasında kurulan stratejik iş birliği, bölgesel enerji pazarlarında daha güçlü ortaklıklara öncülük edebilir.
✍ : Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) | Ayşe Ceren Sarı
COP30 sonrasında adil geçiş, küresel iklim finansmanı gündeminde daha merkezi bir konuma yerleşti. Tartışma artık yalnızca miktara değil, kaynakların öncelikler, yönetişim ve uygulama mantığıyla nasıl yönlendirileceğine odaklanıyor. Türkiye’de COP31’e giden süreç bu alanda sistemli bir çerçeve kurmak için önemli bir eşik. Bu yazı dizisi, COP30 sonrası küresel çerçeveler ve BAM odağında adil geçişin Türkiye’de nasıl ele alınabileceğine dair bütüncül bir tartışma zemini sunuyor.
Kapsam
Yazı dizisi üç iç içe geçmiş analitik hattı birlikte ele alıyor: 1. küresel çerçeve ve paradigma değişimi, 2. Türkiye’de Adil Geçiş Mekanizması önündeki engeller ve 3. uygulama mantığı: mekanizma, öncelik ve zamanlama.
Yazı Dizisi – 01: Belém Eylem Mekanizması: Finansman Açığı mı, Mimari Açık mı?
Yazı dizisinin ilk bölümü, Belém Eylem Mekanizması’nın küresel adil geçiş tartışmalarında hangi sorunu çözmek üzere ortaya çıktığını sorgulamakta ve BAM’ı klasik bir yeni fon yaklaşımından bilinçli biçimde ayırmaktadır. Özellikle COP26 ve COP30 arasındaki dönemde adil geçiş söyleminin evrimi üzerinden finansman açığı ile finansman mimarisi açığı arasındaki farkı analitik olarak ortaya koymaktadır.
İlk yazıda öne çıkan beş temel değerlendirme yer almaktadır:
Küresel adil geçiş tartışmalarında temel problem, yeni finansman yaratımıyla birlikte mevcut finansmanın nasıl yönlendirileceğine dair mimari boşluktur.
Belém Eylem Mekanizması ulusal mekanizmalarla eşleşmeye açık bir uyumlandırma çerçevesi olarak kurgulanmıştır.
Orta gelirli ülkeler için temel risk, küresel finansman araçları ile ulusal politika öncelikleri arasındaki eşleşme eksikliğidir.
Türkiye örneğinde temel sorun ulusal bir adil geçiş finansman ve yönetişim mimarisinin bulunmamasıdır.
Söz konusu mimari eksiklik kaynak kullanımında verimsizlikle beraber politik ve sosyal risk üretmektedi
Yazıyı okumak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.