İklim Gündemi

SEFiA İklim Gündemi #83: Türkiye için Adil Geçiş Finansman Mekanizması Önerisi

sefia-iklim-gundemi-83-web

Bugün, 30 Aralık 2025.

SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…

Bu sayıda SEFiA tarafından WWF-Türkiye ve ILO desteği ile hazırlanan ‘Türkiye için Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi’ başlıklı raporu merkeze alıyoruz. 

Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!

Keyifli okumalar,

Avrupa Komisyonu sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasının getirdiği emisyon maliyetlerine ilişkin telafiler 2 yeni alt sektör başlığı altında yer alan 20 yeni sektöre genişleterek daha fazla enerji-yoğun sanayi koluna tazminat sağlama kararı aldı. Bu adım, Avrupa’da karbon kaçağı riskini azaltarak ve birlik içi üretimin sürdürülebilirliğini destekleyerek şirketlerin rekabet gücünü korumayı hedefliyor.

  • Yeni Düzenlemeler: Organik kimyasalların üretimi, seramik, cam ve batarya değer zincirindeki fazla enerji yoğun çalışan sanayi kollarında elektrik üretim maliyetleri nedeniyle yükselen elektrik faturalarının bir kısmı için sanayi kollarını tazmin etmesine olanak tanıyan ve ‘devlet yardımları’ kuralları esnetilecek.

BloombergNEF tarafından hazırlanan ‘Küresel Güneş Panelleri Piyasası Görünümü’ raporu, güneş enerjisi sektörünün uzun yıllar süren hızlı büyümenin ardından küresel ölçekte daha düşük bir büyüme safhasına girdiğini ortaya koyuyor. Özellikle Çin ve ABD’deki politika değişiklikleri, yeni kurulumların artış hızını belirgin biçimde yavaşlatıyor.

  • Temel Bulgular: Çin için 2025 kurulum tahminini 372 gigavata düşürülürken, 2026 yılı için %14 daralma öngörülüyor. Ayrıca, ABD’de yenilenebilir enerji kurulumlarının, Trump yönetiminin fosil yakıtlara yönelen politika tercihleri nedeniyle düşmesi, İspanya ve Brezilya gibi diğer büyük pazarlarda da büyüme ivmesinin zayıflaması bekleniyor.

  • Neden Önemli?: Küresel ölçekte arz kapasitesi yüksek seyrini korurken talep artışının zayıflaması, fiyatlar üzerinde baskı yaratarak yatırım kararlarının ertelenmesine ve piyasa belirsizliğinin derinleşmesine işaret ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan ‘Kömür 2025’ raporu, 2025 yılında küresel kömür talebinin %0,5 artarak 8,85 milyar tona çıktığını  ve tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor. Özellikle büyük ekonomilerde kömür kullanımı farklı nedenlerle artarken, küresel talebin 2030 yılına kadar yatay seyredip ardından düşmesi bekleniyor.

  • Temel Bulgular: ABD’de yüksek doğal gaz fiyatları ve kömür santrallerinin kapatılmasının yavaşlatılması nedeniyle tüketim 15 yılın ardından yeniden yükselişe geçiyor. AB’de ise önceki düşüşün ardından talepte hafif bir artış öngörülüyor. Çin’de kömür talebinin 2024 yılına göre büyük ölçüde sabit kalacağı tahmin edilirken, Hindistan ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerde talebin 2030 yılına kadar artması öngörülüyor.

  • Neden Önemli?: Küresel kömür talebinin rekor seviyeye ulaşması, enerji dönüşümüne rağmen fosil yakıt kullanımının büyük pazarlarda politika ve piyasa dinamikleri nedeniyle sürdüğünü ve bunun 1,5°C hedefiyle uyumsuz bir tablo yarattığını vurguluyor.

EY tarafından hazırlanan Küresel İklim Eylem Barometresi 2025 raporuna göre, küresel ölçekte şirketlerin küçük bir kısmı planma konusunda ilerleme kaydederken, çoğu şirketin raporunun bilimsel iklim hedeflerden uzak konumlandığı görülüyor. Bu durum, mevcut planların küresel sıcaklık artışlarını sınırlama hedeflerini destekleyici gücü ve uygulanabilirliği yetersiz kaldığını öne çıkarıyor.

  • Temel Bulgular: Şirketlerin %64’ü net sıfır geçiş planına sahip olmasına rağmen yalnızca %12’si anlamlı ilerleme kaydediyor ve %63’ü karbon kredilerine dayanıyor. İklim risklerini değerlendirenlerin oranı %68 iken bu risklerin finansal etkilerini raporlayanlar %17’de kalıyor ve yönetim kurulu düzeyinde gözetim sermaye tahsisinde %8 hedef belirlemede %21 ilerleme izlemede ise %41 ile sınırlı seyrediyor.

SEFiA ve İklim için 350 Derneği tarafından ‘İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırması: BIST 30 Şirketlerinin 2024 Görünümü’ araştırması, Borsa İstanbul’da işlem gören bankacılık dışı şirketlerin değer zinciri boyunca emisyonlar, net sıfır ve karbon nötr hedeflerini birlikte değerlendirerek şirketler arasındaki stratejik ayrışmaları görünür kılmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş için gerekli politika, finansman ve iş birliği mekanizmalarına dair tartışmalara zemin sunmayı hedefliyor.

  • Temel Bulgular: Şirketlerin %64’ü net sıfır geçiş planına sahip olmasına rağmen yalnızca %12’si anlamlı ilerleme kaydediyor ve %63’ü karbon kredilerine dayanıyor. İklim risklerini değerlendirenlerin oranı %68 iken bu risklerin finansal etkilerini raporlayanlar %17’de kalıyor ve yönetim kurulu düzeyinde gözetim sermaye tahsisinde %8 hedef belirlemede %21 ilerleme izlemede ise %41 ile sınırlı seyrediyor.

WWF-Türkiye ve Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization – ILO) desteğiyle yürütülen ‘Adil Geçişin Finansmanının Güçlendirilmesi’ Projesi kapsamında Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) tarafından ‘Türkiye için Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi’ raporu hazırlandı. Masa başı araştırmalar, paydaş görüşmeleri ve çalıştay olmak üzere üç aşamada hazırlanan rapor, uluslararası örneklere dair detaylı bir değerlendirme ışığında Türkiye’nin gündem ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir adil geçiş finansman mimarisini işaret ediyor.

Temel Bulgular

Raporda öne çıkan 6 temel öneri yer alıyor.

  • Aktör Ulusal stratejik çerçeve ve uzun vadeli planlama, adil geçiş finansmanına yön ve güven sağlar.

  • Türkiye’nin adil geçiş finansmanı için ulusal düzeyde esnek, katmanlı ve sürdürülebilir bir fon yapısı oluşturulmalıdır.

  • U-AGF mimarisi, kaynakların politika alanlarına göre dengeli ve hedef odaklı dağıtımını temel alarak hem sosyal adalet hem de bölgesel, ekonomik ve çevresel dönüşümü desteklemeyi amaçlamalıdır .

  • Türkiye’de bölgesel adil geçiş planları, öncelikli karbon yoğun bölgelerdeki ekonomik, sosyal ve çevresel dönüşümü yönetirken öncelikli alanların belirlenmesini ve finansmanın yerel ihtiyaçlara duyarlı biçimde yönlendirilmesinini sağlayan adil ve kapsayıcı bir geçiş çerçevesi oluşturmalıdır.

  • Türkiye’de adil geçişin finansmanı ve yönetişimi, ulusal stratejik yönlendirme ile bölgesel uygulama mekanizmalarını bütünleştiren çok katmanlı ve çok paydaşlı bir çift yönlü iletişim ve koordinasyon hattı üzerinden yürütülmelidir.

  • Adil geçiş sürecinde güçlü izleme, değerlendirme ve şeffaf veri yönetimi mekanizmaları ile politika ve finansman önceliklerinin etkin ve zamanında uygulanması güvence altına alınmalıdır.

Ulusal Adil Geçiş Fonu (U-AGF) Mimarisi

Dünya deneyimlerinden hareketle Türkiye için sosyal, ekonomik ve çevresel dönüşümü aynı çatı altında finanse eden, ulusal sahiplenmeye dayalı, çok paydaşlı, şeffaf ve performans odaklı bir Ulusal Adil Geçiş Finansmanı mimarisinin kurulmasının artık ertelenemez bir politika ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de adil geçiş finansman olabilmesi için hem ulusal stratejik yönlendirme ve koordinasyon hem de bölgesel uygulama ve katılım mekanizmalarını kapsayan çok katmanlı bir yönetişim yapısı kurulması öneriliyor.

Söz konusu yapıda, ulusal düzeyde Türkiye Adil Geçiş Komisyonu tarafından belirlenen politika çerçevesinin U-AGF Üst Kurulu ve Platformu aracılığıyla somut finansman ve uygulama süreçlerine dönüştürülmesi tasarlanıyor. Bölgesel düzeyde ise Adil Geçiş Platformları ve Bölgesel Aktörler üzerinden planlama ve uygulama sağlanıyor. Toplumsal Paydaşlar Kurulu ve Bağımsız İzleme & Değerlendirme Birimi ile sistemin tamamının demokratik katılım ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde işletilmesi planlanıyor.

Türkiye’de Adil Geçiş Finansman Araçları

Rapor, uluslararası fonların önemini veri kabul ederek Türkiye’de adil geçişin toplumsal açıdan sürdürülebilir olabilmesi için çekirdek finansmanın mutlaka ulusal bütçeye ve kalıcı gelir kaynaklarına dayanması gereğini vurguluyor. Kamu liderliğinde yürütülecek karma bir finansman modeliyle fonların teknik karbon azaltımı projeleri ile birlikte iş gücü dönüşümü, eğitim, gelir telafisi ve yerel kalkınma alanlarına da sistematik biçimde yönlendirilmesi Türkiye için öne çıkıyor.

Benzer Yazılar