Bugün, 20 Ekim 2025.
SEFiA İklim Gündemi’nin yeni sayısına hoş geldiniz…
Bu sayıda, CARE İklim Adaleti Merkezi (Climate Justice Centre — CJC) tarafından hazırlanan Climate Finance Shadow Report 2025: Analysing progress on climate finance under the Paris Agreement raporunu merkeze alıyoruz.
Yorum ve geri dönüşlerinizi bekliyoruz!
Keyifli okumalar,
Brezilya liderliğindeki Maliye Bakanları Çemberi, COP30 öncesinde toplanarak iklim finansmanını yılda 1,3 trilyon dolara çıkarmayı amaçlayan kapsamlı bir öneriler paketi sundu.
Temel Bulgular: Paket, kredi notu sistemlerinden kalkınma bankalarının önceliklerine kadar finansal mimarinin yeniden düzenlenmesini öngörüyor. Ayrıca, karbon piyasalarında küresel fiyat uyumu ve risk temelli finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi öneriliyor.
Neden Önemli? Plan, gelişmekte olan ülkelerin iklim yatırımlarına erişimini kolaylaştırarak finansman akışını hızlandırmayı hedefliyor.
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), Küresel Yenilenebilir Enerji İttifakı ve COP30 Brezilya Başkanlığı tarafından hazırlanan rapor, geçen yıl dünya genelinde rekor düzeyde yenilenebilir enerji kapasitesi eklenmesine rağmen ülkelerin 2030 yılına kadar kapasiteyi üç katına çıkarma hedefi için yetersiz kaldığını vurguluyor.
Veriler: 2024 yılında yenilenebilir enerji kapasitesine 582 GW eklenmesi yıllık %15,1 büyüme oranına denk geliyor. 2030 yılına kadar hedefe ulaşılabilmesi için 2025-2030 yılları arasında yıllık %16,6 büyüme sağlanması gerekiyor.
Neden Önemli?: Enerji verimliliğindeki iyileşmenin yalnızca %1 seviyesinde kalması, yenilenebilir büyümenin tek başına hedefleri karşılayamayacağını işaret ediyor.
Dünya Bankası yöneticileri tarafından hazırlanan İklim Çağrısı 25 icra direktörünün 19’undan destek bulurken, ABD, Rusya, Kuveyt ve Suudi Arabistan açıklamayı imzalamayı reddetti. Hindistan ve Japonya’nın çekimser kaldığı öğrenildi.
Bir Adım Geriden: İmzacı ülkeler, bankanın finansmanının %45’ini iklim projelerine ayırma taahhüdünde bulundu.
Neden Önemli:? ABD’nin geri durması, kalkınma finansmanında küresel iklim uyumunu zayıflatıyor ve uluslararası güveni sarsıyor. Ayrıca, Dünya Bankası’nın iklim kriziyle mücadelede liderlik kapasitesine yönelik soru işaretlerini öne çıkarıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan yeni rapor, temiz enerji teknolojilerinin temelini oluşturan kritik minerallerin üretiminin 1970 yılından bugüne beş kat artmasına rağmen yatırımların iklim hedefleriyle uyumlu ilerlemediğini ortaya koydu.
Veriler: 2023 yılında nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerine olan küresel talep %8-15 arasında yükseldi. Temiz enerji dönüşümünün hızlanmasıyla bu eğilimin süreceği öngörülüyor. 2050 yılında lityum talebinin, 2022 yılı küresel üretimin dokuz katına ulaşması bekleniyor.
Neden Önemli?: Net sıfır hedefi için madencilik yatırımlarının 2030 yılına kadar 450 milyar dolara ulaşması gerekiyor.
Yeni bir araştırma, 25 yıllık verileri analiz ederek çoğu karbon denkleştirme programının, yapısal sorunlar nedeniyle düşük kaliteli olduğunu ve emisyonları azaltmada başarısız kaldığını ortaya koyuyor.
Veriler: Kredilerin yalnızca %16’sı gerçek emisyon azaltımı sağlarken birçok proje ‘zaten yapılacak faaliyetleri’ finanse ediyor. Bu durum, karbon piyasalarının güvenilirliğini sarsarak şirketlerin ‘yeşil’ iddialarını zayıflatıyor.
Neden Önemli?: Uzmanlar, sistemin etkin olabilmesi için kalite standartlarının güçlendirilmesi ve doğrudan karbon giderimi projelerine yönelinmesi gerektiğini vurguluyor.
Uluslararası Af Örgütü ve Global Witness ortaklığıyla Ipsos tarafından 10 Avrupa ülkesinde 10 bin 861 kişi ile uygulanan ankete göre, Avrupa halkının büyük çoğunluğu şirketlerin çevresel ve insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulması gerektiğini düşünüyor.
Veriler: Katılımcıların %77’si çevresel zararlar, %75’i insan hakları ihlalleri için şirketlerin hesap vermesi gerektiğini belirtiyor.
Neden Önemli?: Bulgular, CSDDD gibi kurumsal sürdürülebilirlik düzenlemelerinin güçlü bir toplumsal desteğe sahip olduğunu gösteriyor. Öte yandan, uygulamadaki boşluklar halkın beklentisiyle yasal sorumluluk arasındaki farkı koruyor.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında olumsuz etkilenecek gelişmekte olan ülkelere Avrupa Komisyonu finansal destek sağlamayı planlıyor.
Veriler: 2028-2034 döneminde yürürlüğe girecek ‘Küresel Avrupa Fonu’ ile 200 milyar avroluk bütçenin %30’u iklim ve çevre projelerine ayrılacak.
Neden Önemli?: Yeni destekler ile SKDM uygulamalarının ticaret üzerindeki yükününün hafiflemesi ve Türkiye gibi ülkelerin düşük karbonlu üretime geçişinin desteklenmesi amaçlanıyor.
World Weather Attribution (WWA) ve iklim araştırma kuruluşu Climate Central tarafından hazırlanan yeni çalışmaya göre, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için emisyon kesintilerini artırmak, dünya çapındaki birçok toplum için ısınma konusunda hayati bir fark yaratabilir.
Veriler: Taahhütlerin eksiksiz yerine getirilmesi, ‘anlaşmasız’ senaryoya göre yılda ortalama 57 aşırı sıcak günü engelleyebilir. Öte yandan ısınma 2,6°C’ye ulaşırsa bu sayının 114 ek sıcak güne çıkması bekleniyor.
Ekonomist Nicholas Stern, iklim eylemine yapılan yatırımların 21. yüzyılın ekonomik büyüme hikayesini oluşturduğunu ve fosil yakıtlarla beslenen büyümenin ise yersiz bir çaba olduğunu ifade ediyor.
Bir Adım Geriden: Son 10 yılda güneş ve batarya teknolojilerinde maliyetlerin %80’e varan oranda düşmesi, temiz yatırımları cazip hale getirdi.
Neden Önemli?: Yüksek karbonlu büyüme modelinin ‘kendi kendini yok eden’ bir sistem olduğu, iklim yatırımlarının ise hem ekonomik verimlilik hem de toplumsal refahı artıracağı belirtiliyor. Stern, iklim eyleminin artık yalnızca çevresel bir strateji değil, küresel kalkınmanın temel ekonomik bir stratejisi olduğunu vurguluyor.
Ekonomist Nicholas Stern, iklim eylemine yapılan yatırımların 21. yüzyılın ekonomik büyüme hikayesini oluşturduğunu ve fosil yakıtlarla beslenen büyümenin ise yersiz bir çaba olduğunu ifade ediyor.
Bir Adım Geriden: Son 10 yılda güneş ve batarya teknolojilerinde maliyetlerin %80’e varan oranda düşmesi, temiz yatırımları cazip hale getirdi.
Neden Önemli?: Yüksek karbonlu büyüme modelinin ‘kendi kendini yok eden’ bir sistem olduğu, iklim yatırımlarının ise hem ekonomik verimlilik hem de toplumsal refahı artıracağı belirtiliyor. Stern, iklim eyleminin artık çevresel bir stratejinin ötesinde küresel kalkınmanın temel ekonomik bir stratejisi olduğunu vurguluyor.
Uluslararası Enerji Ajansı açıklamalarına göre Türkiye, enerji verimliliğini küresel ortalamanın üç katı hızla artırarak dikkat çekici bir ilerleme kaydetti.
Veriler: Türkiye, 2022 yılında enerji yoğunluğunu %6,2 oranında iyileştirdi. 2017–2023 arasında uygulanan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında 8,5 milyar dolarlık yatırım ile 70 milyon ton karbon emisyonu azaltıldı.
Neden Önemli: Türkiye’nin hem enerji maliyetlerini düşürerek enerji güvenliğini güçlendirdiğini hem de iklim hedeflerine yönelik güçlü bir adım attığını işaret ediyor.
✍ : Oxfam & CARE İklim Adaleti Merkezi (Climate Justice Centre —CJC)
Oxfam ve CARE İklim Adaleti Merkezi tarafından hazırlanan ‘Climate Finance Shadow Report 2025: Analysing progress on climate finance under the Paris Agreement’ raporu, gelişmiş ülkelerin iklim krizini bir dayanışma alanı yerine kar fırsatı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ülkeler aldıkları her 5 dolar iklim finansmanı karşılığında 7 dolar geri öderken, finansmanın %65’i yüksek faizli kredilerden oluşuyor.
Kapsam
Rapor, 2021–2025 döneminde gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini ve bu finansmanın gerçek etkisini inceliyor. OECD verileri, borç istatistikleri ve ülke bazlı katkılar üzerinden yapılan analiz, özellikle En Az Gelişmiş Ülkeler (LDCs) ile Küçük Ada Devletleri’nin (SIDS) finansmana erişimindeki adaletsizliklerini vurguluyor.
Temel Bulgular
Raporun çarpıcı bulguları, iklim finansmanı sisteminin giderek daha borçlandırıcı bir yapıya evrildiğini gösteriyor:
Borç sarmalı: İklim finansmanının yaklaşık %65’i kredi formunda sağlanıyor. Bu krediler, çoğunlukla piyasa koşullarında faizlendiriliyor. Sonuç olarak, gelişmekte olan ülkelerin toplam dış borcu 3,3 trilyon dolara ulaşıyor.

Kreditörler kar ediyor: 2022 yılında gelişmekte olan ülkelere 62 milyar dolar tutarında iklim kredisi verilmesi, mevcut kredilerin geri ödemesini 88 milyar dolara çıkarıyor. Kısacası, kredi veren ülkeler, %42 oranında kar elde ediyor.
Adaletsiz dağılım: En Az Gelişmiş Ülkeler iklim finansmanının sadece %19,5’lik, Küçük Ada Devletleri ise %2,9’lik pay alabiliyor. Üstelik bu fonların yarısı, geri ödenmesi gereken kredilerden meydana geliyor.
Gelişmiş ülkeler başrolde: Fransa, Japonya ve İtalya en yüksek düzeyde kredi veren ülkeler arasında yer alarak hem finansman miktarı hem faiz oranları bakımından krizden kazananlar eleştirilerinin merkezine yerleşiyor. Gelişmiş ülkelerin 2022 yılında toplam 116 milyar dolar iklim finansmanı sağlamasına rağmen sağlanan bu kredilerin yalnızca 28–35 milyar dolarlık kısmı gelişmekte olan ülkelere ulaşıyor.

Yardım kesintileri: OECD verilerine göre, 2024 yılında dış yardımlarda %9’luk düşüş kaydedildi. 2025 yılı için %9 ile 17 arasında ek kesintiler beklenmesi iklim finansmanına ayrılan kaynakların daha da kısıtlanacağı anlamına geliyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliği: İklim krizinin kadınları ve kız çocuklarını orantısız biçimde etkilemesine rağmen, finansmanın yalnızca %3’ü toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmeye yönelik olarak ayrılmış durumda.
İklim felaketleri: 2024 Filipinler’de 13 milyon kişi iklim felaketlerinden etkilendi ve Brezilya’da 600 binden fazla kişi sel nedeniyle zarar gördü. İklim felaketlerine maruziyet yükselirken, bu felaketlerden en fazla etkilenen ülkelerin uyum kapasitesi, yüksek borç yükü ve düşük hibeler nedeniyle hızla zayıflıyor.
Politika Önerileri ve Sonuç
Rapor, COP30 öncesinde gelişmiş ülkelere net ve uygulanabilir politika çağrıları yapıyor:
Taahhütlerin yerine getirilmesi: 2020-2025 dönemine ait toplam 600 milyar dolarlık finansman hedefinin tam olarak sağlanması ve yıllık 300 milyar dolara çıkarılması gerekiyor.
Borçlandırma yerine hibe: İklim finansmanında hibelerin ve yüksek oranda imtiyazlı kredilerin payı ciddi biçimde artırılmalı. Kredi temelli sistem, düşük gelirli ülkeleri borç tuzağında tutuyor.
Uyum finansmanını artırmak: Uyum projeleri toplam iklim finansmanının sadece üçte birini oluşturuyor. Mevcut pay en az üç katına çıkarılarak 2030 yılına kadar güçlendirilmeli.
Kayıp ve zarar fonu: COP28’de temelleri atılan Kayıp ve Zarar Fonu (Loss and Damage Fund) acilen tam olarak finanse edilmeli. Ayrıca, iklim felaketlerinden zarar gören toplulukların desteklenmesi sağlanmalı.
Yeni kaynaklar yaratmak: OECD ülkelerinde servet vergisi uygulamalarıyla yılda 1,2 trilyon dolar, fosil yakıt şirketlerinin aşırı karlarının vergilendirilmesiyle ise küresel ölçekte 400 milyar dolar kaynak yaratılabilir.
Küresel iklim yönetişiminin ahlaki temellerinin sorgulanmasına yol açan bu tabloda Oxfam ve CARE’in çağrısı açık: iklim krizi bir ticaret alanı değil, kolektif bir sorumluluk alanıdır. Gerçek iklim adaleti, ancak hibe temelli, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten ve borçsuz finansman modelleriyle mümkün olabilir.
Rapora ulaşmak için tıklayın.
SEFiA İklim Gündemi ekibi olarak takip ettiğimiz değerlendirme yazılarını ve diğer önemli gelişmeleri derliyoruz.
📑 Yeni Rapor: Gezegenin İlk İklim Devrilme Noktasına Ulaşıldı
🌍 Dünya Meteoroloji Örgütü: Atmosferdeki CO2 Oranı Kaydedilen En Yüksek Seviyeye Ulaştı
🪸 Okyanuslar Küresel Isınma Nedeniyle Yeşilliğini Kaybediyor
⚓️ Deniz Taşımacılığında Karbon Fiyatlandırmasına İlişkin Karar Ertelendi
📑 Yeni Rapor: Hava Kirliliğinin Türkiye’ye Faturası Yılda 138 Milyar Doları Buluyor