İçindekiler
Türkiye’de elektrik tarifeleri son yıllarda giderek daha görünür hâle geldi. Faturalardaki artışlar, tüketim sınırlarındaki değişiklikler, sübvansiyonların kapsamının daralması ve 2026 itibarıyla devreye girecek yeni tarife rejimi, elektrik fiyatlandırmasını yalnızca teknik bir başlık olmaktan çıkardı.
Bugün elektrik tarifeleri hane bütçelerini, enerji yoksulluğunu, elektrifikasyonun hızını ve enerji dönüşümünün toplumsal kabulünü doğrudan etkileyen kritik bir politika alanı hâline gelmiş durumda. Bu nedenle elektrik tarifeleri hakkında konuşulurken artık şu soruyu da sormak gerekiyor:
“Bu dönüşüm kimin için mümkün, kimin için zor?”
SEFiA olarak bu soruyu analitik çerçeveyle ve adil geçiş perspektifiyle tartışmaya açmayı hedefliyor, bu tartışmayı adil geçiş, enerji dönüşümü ve talep tarafı perspektifleriyle ele alan bir yazı dizisi yayımlıyoruz.
Bu Yazı Dizisi Neyi Amaçlıyor?
Bu seri, elektrik tarifelerini kullanım düzeyi üzerinden incelemenin yanı sıra
- kimlerin korunduğu, kimlerin risk altında kaldığı,
- tüketimin ne zaman ve hangi koşullarda teşvik edildiği,
- tarife yapılarının elektrifikasyon ve iklim hedefleriyle ne ölçüde uyumlu olduğu,
- talep tarafının neden hâlâ büyük ölçüde pasif kaldığı
gibi daha derin sorular üzerinden de tartışmayı amaçlıyor.
Bu çalışmanın amacı, elektrik tarifeleri etrafındaki tartışmayı teknik uzmanlıkla sınırlı bir çerçevenin ötesine taşıyarak, tarifelerin sosyal adalet ve enerji dönüşümü üzerindeki belirleyici rolünü görünür kılmak ve politika tasarımına katkı sunacak analitik bir tartışma zemini oluşturmaktır.
Bu çerçevede temel yaklaşımımız, elektrik tarifelerini sosyal adalet ve enerji dönüşümünün kenarında yer alan teknik ayrıntılar olarak değil; bu süreçlerin hızını, maliyet dağılımını ve dağıtımsal adaletini belirleyen yapısal politika araçları olarak ele almaktır.
Neden Şimdi?
2025–2026 döneminde alınan EPDK kararlarıyla birlikte:
- meskenler için Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) kapsamı genişliyor,
- yıllık tüketim eşikleri aşağı çekiliyor,
- sübvansiyonların kapsamı ve dağılımı yeniden şekilleniyor,
- dağıtım ve piyasa fiyatlarının faturaya yansıma biçimi değişiyor.
Bu değişiklikler, yalnızca “yüksek tüketimli” mesken kullanıcılarını değil iklim koşulları, bina niteliği ve hane yapısı nedeniyle tüketimi yüksek olan geniş bir kesimi de etkileyebilecek nitelikte. Bu nedenle tartışmayı analitik ve bütüncül bir çerçevede gerçekleştirmek kritik öneme sahip.
Yazı Dizisinin Kapsamı
Bu dört yazılık blog yazısı serisi şu başlıkları ele alıyor:
- Sübvansiyonların Azalması Ne Anlama Geliyor?
Elektrik faturalarının arkasındaki mantığı, elektrik tarifelerinin nasıl çalıştığını, nelerin değiştiğini, değişikliklerin neden şimdi hissedildiğini tartışıyoruz. - Sübvansiyonlar kimi koruyor? Kimi ödüllendiriyor?
Sübvansiyonların kimleri gerçekten koruduğunu, kimler için yeni riskler yarattığını ve bu sürecin sosyal adalet boyutunu inceliyoruz. - Dinamik Tarifeler ve Talep Tarafı Katılımı
Mevcut tarife yapılarının neden talep tarafını pasifleştirdiğini, adil ve gerçekçi dinamik tarifelerin nasıl bir dönüşüm sağlayabileceğini ele alıyoruz. - Elektrik Tarifeleri bir Adil Geçiş Politikası Olabilir mi?
Tarifelerin, enerji dönüşümünü sosyal olarak sürdürülebilir kılacak bir politika aracına nasıl dönüşebileceğine dair somut tasarım seçeneklerini tartışıyoruz.
25 Şubat 2026 itibarıyla yayımlanmaya başlayacağımız yazı dizisini SEFiA’nın kanalları üzerinden takip edebilirsiniz. Tartışmayı birlikte derinleştirmek ve farklı bakış açılarını görünür kılmak için geri bildirim ve katkılara da açık olacağız.