#COP30 başladı! Araştırma Direktörümüz Ayşe Ceren Sarı, Belém'den gelişmeleri aktarıyor. Günün özetini için yukarıda bulunan videoyu izleyebilir, detaylı bilgi almak için yazıyı okuyabilirsiniz.
Merhabalar,
Belém’de COP30’un son virajına yaklaşırken zirvedeki gündem yoğunlaşmaya devam ediyor. Bugün müzakere odalarında tansiyon yükseldi, ülkeler pozisyonlarını netleştirdi ve nihai karar metni için diplomatik manevralar hız kazandı. Enerji dönüşümü, iklim finansmanı ve kayıp–zarar finansmanı konuları kritik şekilde ilerlerken, yerli halkların sesinin COP alanında çok daha görünür hâle geldiği bir gün yaşadık.
Ayrıca Türkiye açısından önemli bir başlık da bugün netleşti: COP31 ev sahipliği konusunda gelişmeler resmi açıklamalara yansımaya başladı.
Taslak Metin Üzerindeki Pazarlıklar Sertleşiyor
COP30 Başkanlığı tarafından yayımlanan taslak karar metni bugün tüm delegasyonların odak noktasıydı. Metindeki alternatifli ifadeler, özellikle fosil yakıtlardan çıkış konusunda ülkelerin farklılaşan pozisyonlarını görünür kıldı.
En sert tartışmalar:
- Fosil yakıtlardan “aşamalı çıkış (phase-out)” ifadesi
- Etkisiz fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması
- 2030–2035 uygulama takvimlerinin bağlayıcılığı
- Sektör bazlı dönüşüm planları
Ada devletleri ve iklim açısından kırılgan ülkeler güçlü ifadeler talep ederken, bazı fosil üreticisi ülkeler metnin “ülke koşullarına göre esnetilmesi” gerektiğini savunuyor. Ortak bir ifade bulmak için önümüzdeki saatlerde yoğun diplomasi bekleniyor.
İklim Finansmanında Merkezde: 1,3 Trilyon Yol Haritası
Bugün finansman konusu zirvede en fazla konuşulan alanlardan biriydi. Özellikle Bakü’den Belém’e 1,3 trilyon dolar Yol Haritası toplantıları yoğunlaştı.
IHLEG raporunun mesajı açık ve net: Uluslararası finans sisteminin doğru şekilde yeniden yapılandırılması, çok taraflı kalkınma bankalarının risk iştahını artırması, özel sektör fonlarının daha güçlü şekilde harekete geçirilmesi ve gelişmiş ülkelerin taahhütlerini şeffaf ve izlenebilir biçimde yerine getirmesi durumunda, gelişmekte olan ülkeler için yıllık 1,3 trilyon dolar finansman mobilize etmek tamamen mümkündür.
Rapor teknik olarak yapılabilirliğin altını çizse de bunun gerçekleşmesi için siyasi irade, kamu–özel koordinasyonu ve kaynak akışını hızlandıracak kurumsal reformların kritik olduğunu vurguluyor.
Afrika Grubu ve LDC Grubu bugün çok net bir mesaj verdi:
“Artık niyet beyanları değil, güvence ve uygulama istiyoruz.”
Kayıp ve Zarar Fonu: Beklentiler ile Gerçekler Arasında
Kayıp ve Zarar Fonu bugün de tartışmaların merkezindeydi. Fonun operasyonel hale getirilmesine yönelik uygulama rehberi üzerinde hâlâ tam uzlaşı yok.
Tartışmalar şu başlıklarda yoğunlaşıyor:
- Hibe–kredi oranı
- Desteklenecek proje türleri
- Ulusal odak noktalarının yetkisi
- Fonun ne kadar hızlı ve erişilebilir olacağı
Ada devletleri hızlı ve büyük ölçüde hibe temelli bir model talep ederken, bazı ülkeler daha karma finansman odaklı bir yaklaşım öneriyor. Bu dosya COP30’un “başarı” ya da “yarım kalmışlık” olarak anılmasını doğrudan belirleyecek konu olmaya devam ediyor.
Yerli Halkların Çağrısı: Amazon’un Geleceği Masada
Bugün COP alanında yerli halkların varlığı güçlü şekilde hissedildi.
Özellikle Yerli Halklar ve Yerel Topluluklar Platformu’nun (Local Communities and Indigenous Peoples Platform – LCIPP) yıllık bilgi paylaşım toplantısı büyük ilgi gördü.
Toplantıda şu mesajlar öne çıktı:
- Yerli halkların bilgeliğinin iklim politikalarına sistematik olarak entegre edilmesi
- Ormanların maliyet değil, değer ve fayda odaklı yaklaşımla korunması
- Toprak, su ve kültürel hakların iklim eyleminin ayrılmaz parçası olduğu
COP alanındaki yürüyüşler ve açıklamalar, “Amazon’un geleceği, küresel iklim eyleminin geleceğidir” mesajını net biçimde ortaya koydu.
Türkiye Açısından Önemli Gelişme: COP31
Belém’de bugün Türkiye açından kritik bir konu da netleşmeye başladı. COP31’e ev sahipliği meselesinde Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu (WEOG) içindeki uzlaşıya dair gelişmeler resmen açıklandı ve ev sahipliği konusunda Türkiye’nin pozisyonu yeniden gündeme geldi.
Başkan do Lago, bugün yaptığı açıklamada:
- WEOG ülkelerinin COP31 başkanlığı konusunda hâlâ tam uzlaşmaya varamadığını,
- Bu nedenle ek istişareler yürütmek üzere kıdemli bir temsilci görevlendirdiğini,
- Türkiye’nin adaylığının da bu kapsamda değerlendirilmeye devam ettiğini
belirtti.
Bu açıklama Türkiye’nin sürecin tamamen dışında olmadığını, aksine değerlendirme sürdüğü için diplomatik hareket alanının korunduğunu gösteriyor.
COP30 bugün bize bir kez daha şunu gösterdi: Artık teknik tartışma dönemi bitti, siyasi karar anına yaklaşıyoruz. Fosil yakıt çıkışı, finansman taahhütleri, kayıp–zarar fonu ve COP31 ev sahipliği gibi kritik konuların kaderi önümüzdeki iki gün belirleyecek.
Yarın yine Belém’den en güncel gelişmeleri paylaşacağım.