#COP30 başladı! Araştırma Direktörümüz Ayşe Ceren Sarı, Belém'den gelişmeleri aktarıyor. Günün özetini için yukarıda bulunan videoyu izleyebilir, detaylı bilgi almak için yazıyı okuyabilirsiniz.
Merhabalar,
Bugün COP30’un ikinci haftası başladı ve tartışmalar belirgin biçimde daha siyasi bir aşamaya geçti. Teknik müzakerelerden ziyade ülkelerin nihai metinler için pozisyonlarını netleştirdiği, kırmızı çizgilerin görünür hâle geldiği bir gün yaşandı. Sabah saatlerinde COP30 Başkanlığı tarafından paylaşılan “Başkanlık Özet Notu” ise günün havasını belirledi. Notta bu yılın “Hakikat COP’u” olduğu vurgulandı: yani hedeflerin değil gerçek uygulama iradesinin sınandığı bir dönemeçte olduğumuz ifade edildi.
Ormansızlaşma ve Orman Finansmanı
Günün en güçlü temalarından biri, ormanların korunması için yeni finansman modellerinin geliştirilmesi oldu. Müzakerelerde ilk kez bu kadar net şekilde, orman korumanın maliyet odaklı değil, fayda ve değer odaklı bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bir başka deyişle ülkeleri ormanı kesildiğinde değil koruduğunda ödüllendiren bir sisteme doğru geçilmesi gerektiği konusunda güçlü bir oy birliği oluşuyor.
Brezilya’nın ev sahipliği yaptığı bu COP’ta Amazonlar’ın geleceği doğal olarak merkezi bir konu. Ancak tam da bu nedenle Brezilya’ya yönelik eleştiriler de yoğunlaştı. Bazı ülkeler ve uzmanlar, Brezilya’nın petrol arama planları ve maden genişleme politikalarıyla orman koruma söylemi arasında ciddi bir çelişki olduğunu vurguladı. Bu nedenle, orman finansmanı tartışmaları aynı zamanda bir tutarlılık testi niteliği taşıyor.
Kırılgan Ülkelerin Güçlü Çağrısı
Bugün iklimden en çok etkilenen ülkeler müzakere salonlarında ve yan etkinliklerde çok daha görünürdü. Özellikle Karayip ülkeleri, Pasifik adaları ve Afrika’dan gelen delegasyonlar, 1.5°C hedefinin artık bilimsel bir tartışma değil, bir hayatta kalma meselesi olduğunu çok açık şekilde dile getirdiler. Jamaika temsilcisinin, “Bu yalnızca bir iklim hedefi değil, bu bizim hayatta kalma mücadelemiz” sözleri günün en çok alıntılanan ifadelerinden biri oldu.
Ayrıca, doğal afetlerden ciddi şekilde etkilenen ülkeler, uyum finansmanı ve kayıp-zarar fonlarının yeterli hızda ilerlemediğini belirterek gelişmiş ülkelerden daha bağlayıcı adımlar talep etti.
İklim Finansmanı: Tıkanmanın Odak Noktası
Günün en zorlu başlığının yine finansman olduğunu söylemek gerek. Özellikle Bakü’den Belém’e Yol Haritası’nın merkezinde yer alan yeni iklim finansmanı hedefi, yani Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (NCQG – New Collective Quantified Goal) konusunda ciddi görüş ayrılıkları devam ediyor.
Sorular hâlâ aynı:
- Kim ne kadar ödeyecek?
- Finansmanın hangi kısmı hibelerle sağlanacak, hangi kısmı kredilerle?
- Gelişmekte olan ülkelerin artan borç yükü nasıl yönetilecek?
- Özel sektörün rolü ne olacak?
Şimdiye kadar açıklanan taahhütler şu şekilde:
- Tropical Forests Forever Facility (TFFF): Tropikal ormanları korumaya yönelik bir finansman mekanizması olarak tanıtıldı. Şu ana kadar toplamda yaklaşık 5.5 milyar USD taahhüt edildi. Bu mekanizma 2030’a kadar 25 milyar USD, daha sonra daha büyük bir hedefle yaklaşık 125 milyar USD toplam kaynak yaratmayı amaçlıyor.
- Vakıf / Filantropi Katkısı: 35’in üzerinde büyük filantropi kuruluşu, iklim ve sağlık entegrasyonuna yönelik hareketi desteklemek üzere 300 milyon USD’lik ortak bir taahhütte bulundu.
- Adaptasyon ve Altyapı Finansmanı: Çok taraflı kalkınma bankaları, düşük ve orta gelirli ülkelere 2024’te 26 milyar USD’nin üzerinde destek sağladıklarını duyurdular.
- Elektrik şebeke ve depolama yatırımları: Bölgesel enerji şebeke altyapısını ve depolamayı güçlendirmek için finansal kurumlar yaklaşık 150 milyar USD/yıl yatırım taahhüdünü ilan ettiler.
Bu taahhütler önemli adımlar ancak hâlâ Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (NCQG) çerçevesinde hedeflenen finansman düzeyine ulaşmaktan oldukça uzakta olduğu da vurgulanıyor.
Bugün yayımlanan değerlendirme notu, finansmanda uzlaşının en geç ikinci haftanın ortasına kadar sağlanmazsa COP30’un ana çıktısının tehlikeye gireceğini belirtiyor. Yani zaman daralıyor.
Bu nedenle COP Başkanlığı, aralarında Hindistan Çevre Bakanı Bhupendra Yadav’ın da bulunduğu yedi üst düzey bakanı kritik konularda müzakereleri ilerletmek üzere görevlendirdi. Bu, sürecin artık siyasi liderlik düzeyine taşındığını gösteriyor.
Bilgi Kutusu
Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (NCQG) etrafındaki müzakerelerde en temel ayrışma, hedefin büyüklüğü ve yapısına ilişkin. Gelişmekte olan ülkeler — G77 + Çin — 2035’e kadar yıllık en az 1,3 trilyon ABD doları tutarında bir hedef belirlenmesini, bunun en az %50’sinin hibe niteliğinde olmasını ve adaptasyon–azaltım finansmanı dengesinin 50–50 olacak şekilde garanti altına alınmasını talep ediyor. Gelişmiş ülkeler ise 1,3 trilyonluk ölçeği prensipte kabul ederken hibelerin sınırlı tutulmasını, özel sektör mobilizasyonunun temel unsur hâline gelmesini ve hedefin yıllık değil, toplam mobilizasyon üzerinden değerlendirilmesini savunuyor. Ayrıca Latin Amerika’da özellikle Brezilya, Kolombiya ve Barbados, borç yükü altındaki ülkelerin iklim yatırımlarını artırabilmesi için “debt-for-climate swaps” adı verilen; yani ülkelerin dış borçlarının bir kısmının silinmesi veya yeniden yapılandırılması karşılığında iklim projelerine yatırım yapmalarını sağlayan bir mekanizmanın NCQG çerçevesine dâhil edilmesini istiyor. Ancak ABD ve AB bu yaklaşımın kapsamı ve uygulanabilirliği konusunda isteksiz. Adaptasyon tarafında Afrika Grubu finansmanın artırılmasının karar metninde açık bir taahhüt olarak yer alması yönünde baskı yaparken, AB metodoloji, izleme ve raporlama çerçevesinin netleştirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu farklı pozisyonlar ışığında COP30’un NCQG alanındaki beklenen karar başlıkları; hedefin nihai büyüklüğü, hibe–kredi dengesi, özel sektör mobilizasyonunun nasıl raporlanacağına dair ortak format ve adaptasyon finansmanı için uygulanabilir bir hedef–metodoloji şablonu etrafında şekilleniyor. Ayrıca yeni duyurulan Tropical Forests Forever Facility (TFFF) mekanizmasının NCQG mimarisine nasıl entegre edileceği de hâlâ açık bir müzakere konusu olarak duruyor.
Adil Geçiş, Ticaret ve Şeffaflık
Bugün ayrıca adil geçişin finansmanla nasıl ilişkilendirileceği, karbon piyasalarının yönetişimi ve ticaret politikalarının iklim hedefleriyle çelişmemesi gerektiği üzerine sert tartışmalar yaşandı.
Özellikle gelişmekte olan ülkeler, AB’nin sınırda karbon düzenlemesi gibi mekanizmaların, iklim politikası adı altında bir tür ticari bariyere dönüşmesinden endişe duyduklarını ifade etti.
Adil geçişin hem sosyal hem bölgesel boyutlarıyla ana metne güçlü bir şekilde yansıması için birçok ülke bastırıyor. Ancak henüz tam bir uzlaşma yok.
Yerli Halklar ve Sivil Toplum
Bugün COP dışındaki önemli bir tartışma da güvenlik uygulamaları üzerineydi. Belém’deki güvenlik önlemlerinin artması, geçiş alanlarındaki kısıtlamalar ve bazı yerli temsilcilerin içeriye alınmaması uluslararası basında geniş yer buldu.
Yerli halklar özellikle iki talebi tekrar vurguladı:
- Toprak ve su haklarının iklim kararlarında doğrudan tanınması,
- “Koruma” adıyla gelen projelerde geleneksel toplulukların dışlanmaması.
Bu talepler bugün COP’un sosyal yüzünü belirleyen en önemli unsurlardan biriydi.
COP31 ve COP32: Ev Sahipliği ve Beklentiler
COP30’daki finansman ve uygulama odaklı tartışmalar, COP31 ve COP32 süreçlerine yönelik beklentileri de şekillendiriyor. Türkiye ve Avustralya arasında COP31’in ev sahipliği hâlâ netleşmiş değil ve WEOG içinde uzlaşı sağlanamadığı için Belém’de yoğun diplomatik görüşmeler devam ediyor. Avustralya bugün Türkiye’nin ortak ev sahipliği teklifini reddetti. Ev sahipliğinin belirlenmesi, NCQG’nin 2026’ya uzanan uygulama takvimi açısından önemli görülüyor. COP31’de COP30’da temeli atılan finansman mimarisinin hayata geçirilmesi ve 1,3 trilyon dolarlık mobilizasyon hedefinin nasıl uygulanacağı daha netleşecek.
COP32’nin Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da yapılacağı kesinleşti. Bu toplantının Paris Anlaşması’nın ikinci uygulama dönemine geçişte hesap verebilirliği ve uygulamayı güçlendirecek bir aşama olması bekleniyor. Madde 6 mekanizmalarının işletilmesi, NCQG’nin ara değerlendirmesi ve adaptasyon hedeflerinin kurumsallaşması gibi başlıklar COP32’ye doğru şekilleniyor. Bu nedenle COP30’da alınacak kararlar, yalnızca bu yılın sonucunu değil COP31 ve COP32’nin müzakere çerçevesini de doğrudan etkileyecek.
Önümüzdeki günlerde üç kritik başlık belirleyici olacak:
- NCQG finansman hedefi: Rakam belirlenmezse COP30’un ana çıktısı riske girer.
- Orman finansmanı mimarisi: Gerçek bağlayıcılık içeren bir model çıkacak mı?
- Fosil yakıtlardan çıkış ve “aşamalı çıkış” ifadesi: Metinde yer alacak mı, yoksa yumuşatılacak mı?
Bugünkü tabloya bakınca COP30’un zorlu, kırılgan ama aynı zamanda ileriye doğru zorlayıcı bir müzakere sürecine girdiğini söyleyebiliriz.
Belém’den aktaracaklarım şimdilik bu kadar. Yarın gelişmeler oldukça tekrar paylaşacağım.