#COP30 başladı! Araştırma Direktörümüz Ayşe Ceren Sarı, Belém'den gelişmeleri aktarıyor. Günün özetini için yukarıda bulunan videoyu izleyebilir, detaylı bilgi almak için yazıyı okuyabilirsiniz.
COP30 4. Günden merhaba,
13 Kasım günü COP30’da basın toplantıları, bakanlar düzeyinde etkinlikler ve çok sayıda teknik müzakere yoğun bir tempoda devam etti. Sabah saatlerinde Climate Action Tracker’ın Küresel Güncellemesi, Utz Che’nin yerel topluluk finansmanı bulguları ve Exeter Üniversitesi’nin 2025 Küresel Karbon Bütçesi lansmanı öne çıkan açıklamalar arasındaydı. Öğle saatlerinde Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (IPM) Türkiye’nin 2053 net sıfır yoluna ilişkin rapor sunumu yapıldı, gün boyunca Amazon savunusu, döngüsel ekonomi, toplumsal cinsiyet ve iklim gibi farklı temalarda birçok sivil toplum basın toplantısı gerçekleşti.
Bakanlar düzeyindeki en önemli toplantı, Sağlık ve İklim Bakanlar Toplantısı oldu. Belém Sağlık Eylem Planı masaya yatırıldı. Küresel filantropik kuruluşlardan oluşan 35’ten fazla kurum, iklim değişikliğinin yol açtığı büyüyen halk sağlığı krizine karşı ortak hareket ederek toplam 300 milyon dolarlık bir taahhütte bulundu.
COP30 Başkanlığı ile Yerli Halklar arasında gerçekleştirilen diyalogda, doğayla kurulan ilişkinin iklim eylemi için temel olduğu ve Yerli Halkların karar alma süreçlerine anlamlı katılımının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulandı. Amazonlar ve Pasifik başta olmak üzere birçok bölgeden gelen yerli halk temsilcileri topraklarının korunması, doğrudan finansmana erişim ve yerli bilgeliğinin iklim politikalarına yansıtılması yönündeki taleplerini güçlü bir şekilde ifade etti.
Adalet, insan hakları ve iklim konulu yüksek düzeyli paneller de günün önemli başlıkları arasındaydı. Bunun yanında, şehir içi mobilite, temiz pişirme çözümleri, gıda israfı, çelik sektöründe karbonsuzlaşma, çevresel ırkçılık, okyanus yönetimi gibi çok çeşitli temalarda özel oturumlar düzenlendi.
Müzakerelerde ise Adaptasyon, Adil Geçiş Çalışma Programı, Paris Anlaşması Madde 6, Ulusal Adaptasyon Planları, Finansal Mekanizmalar, Tarım ve Gıda Güvenliği, Yanıt Önlemlerinin Etkileri gibi başlıklar üzerinde temaslar sürdü. Günün sonunda COP30 Başkanlığı basın brifingi ve yerli halklarla Belém İklim Diyaloğu gündemdeydi.
Kısacası 13 Kasım, yerel halkların taleplerinin, sağlık-iklim bağlantısının öne çıktığı, bilimsel güncellemelerin açıklandığı ve yoğun müzakere trafiğinin sürdüğü dolu bir COP30 günü oldu.
“İnsanlık bu küresel iklim mücadelesini ancak güçlü iklim eylemlerini insanların günlük yaşamlarındaki temel önceliklerle ilişkilendirerek kazanabilir.”
Simon Stiell, COP30
COP30 bu sabah sağlık temasıyla başladı. Sağlık ve İklim Bakanları Toplantısı’nda konuşan BM İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell, iklim eylemini insanların günlük hayatındaki önceliklerle buluşturmanın hayati önem taşıdığını vurguladı. “Ve sağlıktan daha büyük bir öncelik neredeyse yok,” dedi.
Stiell ayrıca BM İklim Değişikliği ile Wellcome Trust arasında başlatılan üç yıllık yeni işbirliğini memnuniyetle karşıladı. Bu ortaklık, sağlık alanındaki bilimsel kanıtların iklim politikalarına — dayanıklılık, emisyon azaltımı ve iletişim dahil — daha güçlü şekilde yansımasını sağlayacak.
Çalışmalar; aşırı sıcaklıklar, hava kirliliği, bulaşıcı hastalıklar, ruh sağlığı sorunları ve gıda güvensizliği gibi insanların günlük yaşamda karşılaştığı gerçek risklere öncelik verecek.
Filantropik kuruluşlar, iklim ve sağlık alanındaki çözümleri hızlandırmak için 300 milyon dolar taahhütte bulundu.
Küresel filantropik kuruluşlardan oluşan 35’ten fazla kurum, iklim değişikliğinin yol açtığı büyüyen halk sağlığı krizine karşı ortak hareket ederek toplam 300 milyon dolarlık bir taahhütte bulundu. COP30’da Belém’de duyurulan bu fon, insan sağlığını iklim eyleminin merkezine yerleştiren Belém Sağlık Eylem Planı’nın uygulanmasını destekleyecek. İlk aşamada kaynaklar; aşırı sıcaklar, hava kirliliği ve iklime duyarlı bulaşıcı hastalıklar konusunda çözümleri, araştırmayı ve politikaları hızlandırmaya odaklanacak. Ayrıca iklim ve sağlık verilerinin daha iyi entegre edilmesiyle, insanların yaşamlarını ve geçim kaynaklarını koruyacak daha dayanıklı sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Climate Action Tracker 2025 Küresel Güncelleme Raporu’nu yayımladı.
Rapor sonuçlarına göre Paris Anlaşması’nın üzerinden on yıl geçmesine rağmen küresel ısınma projeksiyonlarında üst üste dördüncü yıldır kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Ülkelerin açıkladığı 2035 ulusal katkı beyanları (NDC’ler) küresel ısınma görünümünde hiçbir iyileşme yaratmadı; analiz edilen 40 hükümetin neredeyse hiçbiri 2030 hedefini güncellemedi. Bu nedenle 2030 ve 2035 hedeflerinin birlikte değerlendirildiği senaryoda beklenen ısınma seviyesi 2,6°C’de kalıyor — geçen yılla aynı.
Rapora göre Paris Anlaşması’nın kendisi önemli bir fark yarattı: 2015’te mevcut politikalarla 3,6°C ısınma beklenirken bugün bu değer yaklaşık 1°C daha düşük. Ancak ülkeler yeterince hızlı hareket etmediği için hedef açığı büyümeye devam ediyor. 1,5°C patikasıyla mevcut hedefler arasındaki fark 2030’da 26–29 GtCO₂e iken, 2035’e gelindiğinde 26–31 GtCO₂e’ye çıkıyor.
Kısacası, rapor sonuçlarına göre dünyada iklim eylemi artmış olsa da 1,5°C hedefini canlı tutmak için çok daha güçlü ve hızlı adımlar gerekiyor.
Sabancı Üniversitesi (SU): “Bugünden 2053’e – Türkiye Net Sıfır Emisyona Nasıl Ulaşabilir?” basın açıklaması gerçekleşti.
Panel, Ceren Ayas’ın (ClimateWorks Foundation Güneydoğu Asya Geçici Program Lideri) moderatörlüğünde, Dr. Ümit Şahin (İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü) ve Tanyeli Sabuncu’nun (WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Lideri) katılımıyla gerçekleşti. (Paneli izlemek için tıklayın.)
Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası raporu, Türkiye’nin emisyonlarını 2035’e kadar %35 azaltabileceğini ve 2053’e kadar net sıfıra yaklaşabileceğini gösteriyor. Çalışma tüm sektörleri kapsayan kapsamlı bir modelleme sunarak, mevcut politikalarla emisyonların artmaya devam ettiğini, Net Sıfır Senaryosu’nda ise hızlı yenilenebilir enerji yatırımları, 2036’da kömürden çıkış ve elektrifikasyon gibi güçlü adımlar gerektiğini ortaya koyuyor. Tarımda metan ve nitröz oksit azaltımı da dönüşümün önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Ancak bina yenileme, sanayi dönüşümü ve tarımdaki yapısal değişiklikler yüksek maliyet ve teknik sınırlamalar nedeniyle ciddi zorluklar yaratıyor. Ayrıca kümülatif emisyonların 1,5°C karbon bütçesini aşması, Paris hedefiyle tam uyum için mevcut senaryodan daha hızlı ve güçlü politika adımlarına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’nin yeni NDC’si, emisyonları 2035’te 643 milyon tonla sınırlamayı taahhüt ediyor; bu hedef BAU senaryosundan 466 Mt CO₂e azaltım gibi görünse de, bugünle karşılaştırıldığında yaklaşık %16 değil, arazi kullanımı ve yutaklar dahil edildiği için gerçekte %30’un üzerinde bir artış anlamına geliyor. UNEP Emissions Gap Report’a göre, 2035 için taahhüt edilen 643 milyon ton, mevcut eğilimlerle öngörülen seviyenin bile oldukça üzerinde kalıyor. Bu nedenle yeni NDC’nin iddia seviyesini “mütevazının da altında” olarak nitelendirmek mümkün. Ayrıca önceki NDC’de emisyonların 2038’de zirve yapacağı belirtilmişti ve son güncelleme bu konuda farklı bir sinyal vermiyor. Bu da Türkiye’nin emisyonlarının 2038’e kadar artmaya devam edeceğini, ardından çok daha dik ve maliyetli bir azaltım patikasına ihtiyaç duyacağını gösteriyor.
Exeter Üniversitesi: 2025 Küresel Karbon Bütçesi Raporu yayımlandı
Yeni yayımlanan Küresel Karbon Bütçesi Raporu’na göre, 2025’te fosil yakıt kaynaklı karbondioksit emisyonları tarihin en yüksek seviyesine ulaşıyor. Emisyonların geçen yıla göre %1,1 artarak 38 milyar tonu aşması bekleniyor. Enerji sistemleri birçok ülkede yenilenebilir kaynaklara yöneliyor, ancak bu ilerleme artan küresel enerji talebini dengelemeye yetmiyor.
Rapor, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için kalan karbon bütçesinin neredeyse tükendiğini söylüyor. Eğer mevcut hızda devam edilirse, bu bütçe 2030’a kadar bitecek. Arazi kullanımından kaynaklanan emisyonlar biraz azalsa da orman yangınları ve fosil yakıt tüketimi toplam artışı sürdürüyor. Bilim insanları, bazı ülkelerde emisyonlar düşerken genel tablonun hâlâ alarm verici olduğunu, doğal karbon yutaklarının (ormanlar ve okyanuslar) zayıfladığını ve emisyonların artık acilen azaltılması gerektiğini vurguluyor.
COP30 Başkanlığı – Yerli Halklar Diyaloğu
Günün son saatlerinde okdukça yoğun bir katılımla COP Başkanlığı ve yerli halklar arasında diyalog toplantısı gerçekleşti.
UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, açılış konuşmasında Yerli Halkların doğayla kurduğu ilişkinin iklim eylemi için temel bir rehber olduğunu vurguladı. Toprağın, suyun ve gökyüzünün sağlığının toplumların, ekonomilerin ve ortak geleceğin sağlığıyla ayrılmaz biçimde bağlantılı olduğunu söyledi. Yerli Halkların iklim süreçlerine anlamlı katılımının güçlendirilmesi ve sürekli kılınması gerektiğini belirtti. Karar alma mekanizmalarına doğrudan dahil edilmeleri, Özgür, Önceden ve Bilgilendirilmiş Rıza (FPIC) ilkesinin korunması ve yerli bilgi sistemlerinin göstergelere, bütçelere ve politika tasarımlarına yansıtılmasının önemini vurguladı. Konuşmasını, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmanın ancak doğayla —ve onu en uzun süredir koruyan topluluklarla— kurulan ilişkinin yeniden güçlendirilmesiyle mümkün olacağını hatırlatarak tamamladı.
Amazonlar, Pasifik ve dünyanın diğer bölgelerinden gelen Yerli Halklar diyaloğa son derece güçlü bir katılım gösterdi. Topluluklarının ve topraklarının korunması, iklim finansmanına doğrudan erişim, Yerli Halklara özel finansman mekanizmaları oluşturulması, iklim fonu ve kayıp-zarar fonunda asgari pay ayrılması, diyaloğun sürekliliğinin garanti altına alınması ve yerli bilgeliğinin süreçlere daha fazla yansıtılması gibi taleplerini net ve kararlı bir şekilde dile getirdiler.