Blog

COP30’da 5. Gün Neler Oldu?

#COP30 başladı! Araştırma Direktörümüz Ayşe Ceren Sarı, Belém'den gelişmeleri aktarıyor. Günün özetini için yukarıda bulunan videoyu izleyebilir, detaylı bilgi almak için yazıyı okuyabilirsiniz.

COP30’un 5. gününden, Brezilya Belem’den merhabalar,

Bugün, COP30’un en önemli gündemlerinden olan finansmanın, Bakü’den Belém’e Yol Haritası’nın yoğun olarak konuşulduğu bir gün oldu. Bu yol haritası gelişmekte olan ülkeler için iklim finansmanını 2035’e kadar yıllık 1,3 trilyon ABD dolarına çıkarmayı hedefliyor. Bu plan, küresel iklim eyleminde nadir görülen hedeflerden uygulamaya uzanan, tutarlı ve koordineli bir yol sunma amacı güdüyor.

Bakü’den Belém’e 1,3 Trilyon Dolarlık Yol Haritasını Destekleyen Entegre Bir İklim Finansmanı Ajandasının Hayata Geçirilmesi Raporu, Grantham Research Institute on Climate Change and the Environment, LSE

İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzmanlar Grubu (IHLEG), COP29 ve COP30 Başkanlıklarının talebi doğrultusunda hazırladığı dördüncü raporunda, gelişmekte olan ülkeler için 2035’e kadar her yıl 1,3 trilyon ABD doları tutarında dış finansmanın mobilize edilmesini hedefleyen kapsamlı bir iklim finansmanı ajandası ortaya koyuyor. Rapor, Paris Anlaşması’nın amaçlarıyla uyumlu, düşük karbonlu ve iklim dirençli kalkınmanın gerektirdiği finansman ölçeğinin bu seviyede olduğunu ve bu hedefin hem teknik hem de politik açıdan erişilebilir olduğunu vurguluyor. Ayrıca iklim ve doğa dostu kalkınmanın kapsayıcı refah sağladığı, gecikmenin ise riskleri ve maliyetleri katladığı; iklim eyleminin aslında güçlü bir kalkınma fırsatı sunduğu belirtiliyor.

Rapor, 1,3 trilyon dolarlık dış finans hedefini üç temel sütun üzerinden yapılandırıyor. İlk sütun, gelişmekte olan ülkelerde temiz enerji, verimlilik, uyum ve doğa pozitif yatırımlar yoluyla dönüştürücü büyümeyi merkeze alıyor ve yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüşün bu dönüşümü mümkün hale getirdiğini belirtiyor. İkinci sütun, ülkelerin iç temellerini güçlendirmek üzerine kurulu; ülke liderliğinde yatırım stratejileri, mali alanın genişletilmesi, borç sürdürülebilirliği, ulusal kalkınma bankalarının kapasite artışı ve adil geçiş politikalarının kurumsallaştırılması bu kapsamda öne çıkıyor. Üçüncü sütun ise dış finansmanın ölçeklenmesini hedefliyor; özel sermayenin mobilizasyonu, MDB ve DFI reformları, karbon piyasalarının geliştirilmesi, imtiyazlı finansman ve Güney–Güney işbirliği gibi araçların devreye girmesi bekleniyor. Bu mimari, bugün yaklaşık 190 milyar dolar seviyesinde olan yıllık dış iklim finansmanının 2035’te 1,3 trilyon dolara ulaşmasını mümkün kılmayı amaçlıyor.

Rapor, 2030’da küresel iklim ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri için yıllık 6,5 trilyon dolar, 2035’te ise 7,5 trilyon dolar yatırım gerektiğini ortaya koyuyor. Bu ihtiyacın önemli bir bölümü Çin hariç gelişmekte olan ülkelerde yoğunlaşıyor ve bu ülkeler için yıllık yatırım açığı 2030’da 2,4 trilyon dolar, 2035’te ise 3,2 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. Temiz enerji dönüşümü, uyum ve dayanıklılık, kayıp ve zarar, doğal sermaye ve adil geçiş bu yatırım ihtiyacının temel başlıklarını oluşturuyor.

Yıllık 1,3 trilyon dolarlık dış finansman bileşimi özel dış finansman ve uluslararası kamu finansmanı arasında eşit biçimde dağılıyor. Özel dış finansmanın 650 milyar dolara çıkarılması ve bunun karma finans mekanizmalarıyla desteklenmesi öngörülüyor. Uluslararası kamu finansmanının da 650 milyar dolara ulaşması bekleniyor; bunun MDB’ler, ikili iklim finansmanı, karbon piyasaları, SDR yeniden tahsisleri, borç takasları, dayanışma vergileri ve filantropi gibi yenilikçi araçlarla sağlanması hedefleniyor.

Rapor aynı zamanda finansal mimarinin Paris Anlaşması’nın 2.1(c) maddesi doğrultusunda dönüştürülmesi gerektiğini, finansal düzenlemelerin iklim risklerini içerecek şekilde yenilenmesi, veri ve taksonomi standartlarının uyumlaştırılması ve gelişmekte olan ülkelerin sermaye maliyetini azaltacak küresel güvenlik ağlarının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurguluyor.

Sonuç olarak, rapor karar vericilere stratejik ve yönetilen bir geçişi sahiplenme, güçlü ülke platformları oluşturma, borç yükünü yönetme, ulusal temelleri güçlendirme ve kamu ile özel finansmanı tek bir ekosistem olarak çalıştırma çağrısı yapıyor. Karbon piyasaları, SDR yeniden tahsisleri ve yenilikçi vergi araçları gibi öngörülebilir imtiyazlı finansman kaynaklarının artırılması gerektiği belirtilirken, sürecin kurumsal ve toplumsal düzeyde ortak amaç duygusuyla yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor. Raporun ana mesajı net: 1,3 trilyon dolarlık hedef iddialı fakat mümkün; gerçekçi olmayan tek şey Paris Anlaşması’nı uygulamamak ve istikrarsız bir dünya düzenini kabullenmek.

Sir Nicholas Stern – The Growth Story of the 21st Century | LSE Press,

Dünyada iklim değişikliği ekonomisinin kurucu isimlerinden Sir Nicholas Stern yeni kitabı 21. Yüzyılın Büyüme Hikâyesi: İklim Eyleminin Ekonomisi ve Fırsatları kitabını tanıtan bir konuşma yaptı. Kitaota iklim eylemi ile kalkınma arasında bir seçim yapmak zorunda olduğumuz yönündeki yaklaşım sorgulanıyor. Ekonomi, finans, politika, siyaset ve davranış biliminden bulgular bir araya getiriliyor. Stern, dönüşümün neden zorunlu olduğunu, ne anlama geldiğini ve nasıl başarılabileceğini analiz ediyor. Analizde güçlü bir teknolojik iyimserlik bulunuyor: Yatırımların ve dijitalleşme ile yapay zekâ dahil hızlı teknolojik ilerlemenin dönüşümü büyük ölçekte hızlandırabileceğini savunuyor. Ancak karşıdaki zorlukları da kabul ediyor ve gereken politika değişiklikleri, uluslararası işbirliği, finansman ölçeği ve toplumsal desteğin hâlâ yeterince güçlü olmadığını belirtiyor.

ECCO – SEFiA’nın da üyesi olduğu TeraMed Ağı partnerlerinin katılımıyla Akdeniz Bölgesinde Enerji Dönüşümünün Finansmanı etkinliği düzenledi

Etkinlikte Güney ve Doğu Akdeniz’de yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmak için gereken finansman yapısı ve ihtiyaçları tartışıldı. Bölgedeki aktörler, kullanılan finansman araçları, mevcut yatırım akışları, karşılaşılan engeller ve politika öncelikleri bütünlüklü bir çerçevede ele alındı. Etkinlik, çok taraflı ve ikili kalkınma bankalarının yanı sıra yerel finans kuruluşlarının, büyük yatırımcıların ve yatırım fonlarının kredi, hibe, garanti, özkaynak ve karma finansman gibi geniş bir araç seti kullandığını ortaya koydu. Buna rağmen kamu ve özel kaynaklardan gelen toplam finansman akışının düşük seviyede kalması, veriye erişimin sınırlı olması ve özel sektör yatırımlarının net biçimde raporlanmaması, düzenleyici çerçeve eksiklikleri, iletim ve dağıtımın kamu tekeli altında olması, yerel bankaların sınırlı kapasitesi ve yüksek ülke riskleri gibi faktörler nedeniyle ülkelerin finansman akışlarının daraldığı belirtildi.

Benzer Yazılar